Sürekli İlerleme Düşleri, modern insanı kendi köleliğine ikna etmek için kullanılan kronik bir narkozdur. Paleolitik ve etnografik veriler, Tarım Devrimi’nin insanlık için ileri doğru bir sıçrama değil, aksine biyolojik, cinsel ve sosyal düzeyde "baş döndürücü bir gerileme ve felaket" olduğunu belgeler. Avcı-toplayıcı insan, haftada sadece 12-15 saat "çalışarak" (toplayarak) geri kalan tüm zamanını oyuna, sanata, sosyal ilişkilere ve kuralsız cinsel haza (S.E.Ex) ayırabilirken; modern medeniyetin çiftçisi ve işçisi, haftada 40-60 saat çalışarak açlık sınırında tekdüze bir hayata mahkum edilmiştir.
Fakat her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bilmek felâket getirir. İnsanı cezbeden belirsizliktir.
Bir toplum, milli kültür ve şuurdan mahrum okumuşlarla dolu ise o toplumun başına her türlü felaket gelebilir. Milletin adını ortadan kaldırmak isteyenler, milletin bağımsızlık ve bütünlüğünü umursamayanlar, kendi milletlerinin yaşadığı acıları unutup milleti arkadan vuranların acılarını paylaşanlar, milleti mezheplere, tarikatlara, cemaatlere bölenler iktidara gelebilir.
Kendimi bazen yarım kalmış bir proje, bazen gerçekleşmiş bir felaket senaryosu gibi hissediyorum.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Alıntı
Selim Pusat, askeri lise talebesi olduğu zamanlardan beri şiir yazardı. Harb Okulu'nda bu merak devam etmiş, subaylığı sırasında da şiirle uğraşacak vakit bulabilmişti. Fakat Harb Akademisi'ne girince her şeyi bırakmış ve sanatların en ciddîsi, güzel sanatların en üstünü olarak harb sanatını kabul etmişti. Yazdığı şiirler arasında çoşkun mizacının mahsulü olan birkaç lirik mısra yok değildi. Fakat kendisini hiçbir zaman şair saymamış, daha sonra da şiirden nefret etmişti. Başına felâket geldikten sonra ise dünyada şiir sanatı diye bir sanat olduğunu hatırlamaz olmuş, hele kendisinin de bir zamanlar şiir yazmış olduğunu tamamiyle unutmuştu.
Kitap Alıntısı