Puan vermedi
... "Çünkü örnek olmak yeryüzündeki insanları birbirine bağlayan en güçlü bağdır." RAHEL TANRIYLA HESAPLAŞIYOR STEFAN ZWEIG Stefan Zweıg' ın okumaya alışageldiğimiz psikolojık çözümleme ve analizlerinden farklı bir kitabı, üç güzel, anlamlı menkıbeden (Dini hikaye) oluşuyor, ilk iki menkıbe dini metinlerden üçüncüsünü ise Hint Felsefesinden esinlenerek kaleme almış Zweig İlk menkıbe; Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor Rahel, Tevrat ta anlatıldığına göre Yakup Peygamberin eşi, Yusuf ve Bünyamin' in annesi, yoldan çıkan evlatlarını affetmesi için Tanrının huzuruna çıkarak hikayesini anlatıyor ve Tanrı ya sonsuz merhametini hatırlatıyor. İkinci menkıbe; Üçüncü güvercinin hikayesi Nuh Peygamberin tufandan sonra suların çekilip çekilmediğini öğrenmek niyetiyle diye uçurduğu üçüncü güvercin dönmez, eski ahitteki anlatı toprak kuruduğu için dönmedi iken, Zweıg kendi özgün yorumuyla güvercinin gördüğü ölüm ve felaket nedeniyle dönmediğidir. Ne yazık ki bugün bile dinlenecek bir yer bulamadı güvercin, insanlık da barışı bulamadı halâ; fakat güvercin aradığını bulamadan evine dönemez. Bulamayınca da sonsuza kadar dinlenemez. Üçüncü menkıbe; Ölümsüz kardeşin gözleri Hint Efsanelerinden esinlendiği Virata adlı bir savaşçının hikayesidir, bir savaşta bılmeden ağabeyini öldürür, baktığı her yerde ağabeyinin gözleri onu izler, o da günahının affı için insanlardan uzaklaşır ve inzivaya çekilerek Tanrının istediği gibi bır insan olmaya adar kendini. Esin kaynağı Bhagavat Gita olan bu hikaye en beğendiğim oldu. Üç hikayenin de ortak noktasi barış, uzlaşı, hoşgörü, sevgi, öze dönüş, Tanrının sonsuz merhameti. TAVSİYEMDİR.... Kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 01:41
Bazı kitaplar okunur, bazıları ise insanın içine yerleşir. İçimizdeki Şeytan benim için ikinci türden bir eser oldu. Sayfalar ilerledikçe yalnızca Ömer’i, Macide’yi ya da onların hikâyesini okumadım; insanın kendi içindeki çatışmaları, korkuları ve kaçışlarını da gördüm. Hatta zaman zaman kitabın satırlarında kendime rastladım. Sabahattin Ali’nin kalemi her zamanki gibi sade ama bir o kadar da derin. İlk bakışta bir aşk hikâyesi anlatıyormuş gibi görünse de romanın özü çok daha farklı bir yerde duruyor. Bu eser, insanın hayatındaki başarısızlıkların, yanlış kararların ve eksik kalan cesaretinin hesabını kimin vereceğini sorguluyor. Ömer karakteri beni en çok düşündüren karakterlerden biri oldu. Çünkü onun hataları büyük kötülüklerden değil, küçük korkulardan doğuyor. Kararsızlığı, sorumluluk almaktan kaçışı ve sürekli bir suçlu arayışı aslında birçok insanın zaman zaman düştüğü bir çıkmazı temsil ediyor. Roman boyunca Ömer’in dilinden düşmeyen “içimizdeki şeytan” kavramı, aslında insanın kendi iradesizliğinden başka bir şey değil. Sabahattin Ali burada çok çarpıcı bir gerçekle yüzleştiriyor bizi: Bazen hayatımızdaki en büyük engel dış dünyada değil, kendi içimizde sakladığımız korkular oluyor. Macide ise romanın en sevdiğim karakteriydi. Saflığıyla, iyi niyetiyle ve sevgisiyle hikâyenin vicdanını temsil ediyor. Onun yaşadığı hayal kırıklıkları yalnızca bir kadının kırılan umutları değil, aynı zamanda güvenin ve sevginin sınandığı anlar olarak da okunabilir. Romanın en etkileyici taraflarından biri de dönemin aydın çevrelerine yönelttiği eleştirilerdi. Sabahattin Ali, fikir sahibi görünmeye çalışan ama aslında çıkarlarının peşinden giden insanları öyle ustalıkla anlatıyor ki kitabın yazıldığı yıllarla bugün arasında neredeyse hiçbir fark olmadığını hissediyorsunuz.
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:30
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Albert Camus “Veba” oldu. Yazardan bugüne kadar okuduğum en akıcı ve özümsemesi en rahat romandı. Cezayir'in Oran kasabasında bir hastalık salgını baş gösterir. Fare leşleri kasabanın sokaklarında rastlanır. Bir zaman sonra leşlerin çoğalmasıyla insanların korkusu ve huzursuzluğu artmaya başlar. Ve anlaşılır ki kasaba halkı bir veba salgınıyla karşı karşıyadır. Şehrin karantinaya alınmasıyla insanlar, bir yandan salgınla boğuşma bir yandan sevdiklerini görememe hatta cenazelerine bile katılamama, ölüm korkusu sarar. Camus, romanda “umutsuzluğa kapılma”yı değil, ölümün her an gelebileceğine birlik ve beraberlikle umudu yeşerterek yaşamdan vazgeçmemeye dikkat çeker. Geçmiş çağlarda bu salgınlar yaşandı elbet ama yakın tarihimizde evet koronavirüs salgını bizlerinde ne yazık ki tecrübe ettiği, karantina altına girdiğimiz zamanları hatırlattı bana. Okurken o sıkışmışlığı hissetmek, hem psikolojik hem ekonomik buhranları, endişe dolu anları tekrar anımsamak acıttı. #kitapalıntıları &Bir savaş patladığında insanlar, “uzun sürmez bu, çok aptalca!” derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. &Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez... &Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür olmayacak. &Evet sürekli olarak içimizde taşıdığımız o boşluk, o belirgin heyecan, mantıksızca geriye dönme ya da zamanın akışını hızlandırma isteği, belleğin o yanan okları; işte buydu sürgün duygusu. &Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Edebiyat & Roman
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Kızıl Veba
9/10
·72 syf.··
2021 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2021 10:31
Jack London denince aklıma her zaman insanın doğayla, hayatla ve kendi içindeki karanlıkla verdiği mücadele gelir. Kızıl Veba da bu yönüyle beni etkileyen kitaplardan biri oldu. Üstelik kısa olmasına rağmen düşündürdükleri sayfalarının çok ötesine taşan eserlerden. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, yazıldığı dönemi düşündüğümde ne kadar ileri görüşlü olmasıydı. Jack London, henüz dünyanın büyük salgınlarla bugünkü anlamda yüzleşmediği bir dönemde, insanlığın büyük bir felaket sonrası nasıl bir hâle gelebileceğini oldukça çarpıcı bir şekilde anlatmış. Kitabın sayfalarını çevirdikçe aslında medeniyet dediğimiz şeyin ne kadar kırılgan olduğunu fark ediyoruz. Bir gün içinde yok olmayacak gibi görünen şehirler, kurumlar, bilgiler ve alışkanlıklar, bir salgının ardından adeta tarihe karışıyor. Romanın en etkileyici karakteri kuşkusuz yaşlı Profesör James Howard Smith. O, geçmiş dünyanın son tanıklarından biri. Torunlarına eski dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatmaya çalışırken sadece bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda kaybolan bilginin, kültürün ve insanlığın yasını tutuyor. Onun çaresizliği beni derinden etkiledi. Çünkü anlattıkları şeyler doğru olmasına rağmen karşısındaki insanlar bunları anlamıyor, hatta çoğu zaman inanmakta zorlanıyor. Bu durum bana bilginin korunmadığında ne kadar hızlı yok olabileceğini düşündürdü. Kitapta diğer karakterler çok derin işlenmese de aslında hepsi birer sembol gibi duruyor. Yeni nesil insanlar geçmişi bilmeyen, sadece hayatta kalmaya çalışan bireyler hâline gelmiş. Bu karşıtlık sayesinde Jack London okuyucuya şu soruyu sorduruyor: İnsanlığı insan yapan şey yalnızca yaşamak mı, yoksa bilgi, sanat, kültür ve hatıralar da bunun bir parçası mı? Kızıl Veba boyunca hissedilen o karamsar atmosfer beni zaman zaman ürpertti. Ancak kitabın gücü de
Roman
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,9bin okunma
9/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:30
Ay başında okumaya başladığım serinin son kitaydı. Nobel Ödüllü Doris Lessing’in yarı otobiyografik beş kitaplık "Şiddetin Çocukları" serisinin son eseri olan Dört Kapılı Şehir, ana karakter Martha Quest'in gözünden İkinci Dünya Savaşı sonrası Londra'sındaki toplumsal değişimleri, psikolojik arayışları ve distopik bir geleceği işler. Hikaye, Martha'nın yeni bir hayat umuduyla Afrika'dan ayrılarak İngiltere'ye yerleşmesiyle başlar. Savaştan çıkmış Londra'da sosyalist ve entelektüel çevrelerle etkileşime giren Martha, bir ailenin evinde çalışmaya başlayarak hayatını Londra'nın kaosu içinde yeniden şekillendirir. Roman; Soğuk Savaş endişelerini, kadının toplumdaki yerini, akıl hastalıklarını ve zihinsel uyanış süreçlerini derinlemesine inceler. İlerleyen kısımlarda ise nükleer bir felaket sonrası Britanya'nın çöküşünü ve gelecekteki distopik bir dönemi resmeder. Muhteşem bir okumaydı gönülden tavsiyemdir. Doris Lessing
Dört Kapılı ŞehirDoris Lessing · Everest Yayınları · 20251 okunma
Puan vermedi
DİRİLİŞ GÜNÜ Glenn MEADE Kitabımız bana polisiye macera türünde kurgulanmış gerilim romanlarını neden bu kadar sevdiğimi bir kez daha hatırlattı diyebilirim. Yazarımız yalnızca yüksek tempolu bir terör hikâyesi anlatmakla kalmıyor; korkunun toplumları nasıl değiştirdiğini, kriz anlarında devletlerin hangi kararları almak zorunda kaldığını ve insanların hayatta kalmak için neleri göze alabildiğini de sorgulatıyor. Amerika Birleşik Devletleri’ni hedef alan yıkıcı bir saldırı tehdidiyle başlayan hikâyemiz, Beyaz Saray’daki kritik toplantılar, FBI’ın zamana karşı yürüttüğü soruşturma ve terör hücresinin iç dinamikleri arasında gidip geliyor. Bu geçişler sayesinde tempo hiç düşmüyor ve kitap boyunca gerilim sürekli yükseliyor. Jack Collins ve Aleksey Kursk’un zamana karşı verdiği mücadeleyi büyük bir merakla okudum. Karakterlerin yalnızca kahramanlık yönlerini değil, korkularını, kayıplarını ve kişisel motivasyonlarını görmek kesinlikle hikâyemizi daha da gerçekçi kılıyor. Kitabımızı benim için asıl etkileyici yapan şey ise anlattıklarının ürkütücü derecede gerçekçi olmasıydı. Toplumsal panik, karantina ihtimali, sağlık sisteminin zorlanması ve kriz yönetimi gibi detaylar, okurken kendimi bir romanın içinde değil de olası bir felaket senaryosunun tam ortasında hissettirdi. Diriliş Günü, yalnızca aksiyon dolu bir terör romanı değil; aynı zamanda korkularımızı, kırılganlıklarımızı ve kriz anlarında nasıl tepki verdiğimizi sorgulatan etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor. Türü sevenler için kesinlikle TAVSİYEMdir. Syf: 654 Glenn Meade Diriliş Günü
Diriliş GünüGlenn Meade · Sia Kitap · 2026494 okunma