Üçüncü Şahsın Şiiri
gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım
Sayfa 22
Üçüncü Şahsın Şiiri! SON.
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu ağlardım ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgar aklımı alırdı sessizce bir cıgara yakardın parmaklarının ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felaketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felaketim olurdu ağlardım..
Şiir
Reklam
Benim fikrimce aşk diye ayrı, mücerret bir mefhum yoktu. İnsanlar arasında çeşit çeşit kendini gösteren bütün sevgiler, sempatiler bir nevi aşktı. Yalnız yerine göre isim ve şekil değiştiriyorlardı. Kadınla erkek arasındaki sevgiye hakiki ismini vermemek bir nevi kendimizi aldatmaktan başka bir şey değildi.
1000Kitap
Fikrimce günümüzde artık öyle değil.
Kuvvetine halel veren bunca olaylarla beraber, İslâm hâlâ pek kuvvetlidir. Müslimler arasına dînlerinde şüphelilik veya daha beteri olan îmânsızlık henüz hiç girmemiş denebilir. İslâm'ın hemen bütün bağlıları, dîn yolunda her fedakârlığı göze alacak, itaatli, dînî heyecanla heyecanlanan, dîni bütün kimselerdir.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
Laterna ne demek öğrendik böylece
Ama şimdi! Kötü insanların sizi yıpratmaları yetmiyormuş gibi, oraya sefil, ahlaksız bir adam gelip sizi gücendiriyor. Üzerindeki frakla hindi gibi dikiliyor, altın kelebekgözlüğüyle size bakan o utanmaz, her şey onun elindeymiş gibi, edepsiz ağzından çıkanları dinlemek gerekliymiş gibi davranıyor! Yeter ama artık, değil mi güvercinim! Peki neden oluyor bütün bunlar? Siz yetim olduğunuz için, siz savunmasız olduğunuz için, yanınızda kimse olmadığı için; sırtınızı dayayacağınız güçlü bir dost olmadığı için. Peki bir yetimi bir hiç için gücendiren bu insanlara insan mı dememiz gerekir? Sefil bunlar, insan değil, sadece sefil; onlar insan değil, görünüşte öyleler sadece, buna inanıyorum ben. İşte böyle bu insanlar! Ve bence, bir tanem, işte bugün Gorohovaya'da rastladığım laternacı, onlardan daha çok hak ediyor saygıyı. Bütün gün dolanıp yoruluyor, boğazına girecek bayat, kalitesiz bir lokmayı bekliyor, ama böylece kendisinin efendisi oluyor, kendi kendine bakıyor. Sadaka istemiyor; insanların keyfi için, kurulmuş makine gibi çalışıyor... İşte, “Elimden geldiği kadarıyla, mutluluk getireyim,” diyor. Dilenci, bir dilenci o, açıkçası, bildiğimiz dilenci; ama yine de soylu bir dilenci; yorgun, üşümüş, ama yine de çalışıyor, kendince de olsa her şeye rağmen çalışıyor. Bir sürü şerefli insan var, canım, emeklerinin karşılığını alamasalar da, kimseye boyun eğmeyen, kimseden ekmek istemeyen insanlar var. İşte ben de onun gibiyim, bu laternacı gibi, o değilim tabii, hiç onunla aynı değilim, ama kendi fikrimce, tıpkı onun gibi soylu, terbiyeli bir tavır içindeyim, gücüm yettiğince, yani yapabildiğimce çalışıyorum. Daha fazlası gelmiyor elimden; ama yapacak bir şey yok.
Sayfa 140 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Benim fikrimce aşk diye ayrı, mücerret bir mefhum yoktu, insanlar arasında çeşit çeşit kendini gösteren bütün sevgiler, sempatiler bir nevi aşktı.
Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
Reklam
Reklam