Hiç kimse, her şeyin etrafında dolaşan ve şairin dediği gibi "yerin altında ne olduğunu araştırandan", yalnızca kendi içindeki ilahi zekaya uymanın ve ona gerçek bir saygı göstermenin yeteceğini idrak edemeyip, etrafındakilerin yaşamlarını tahmin etmekle uğraşandan daha zavallı değildir.
Kişinin kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendini doğru bir biçimde yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir
Öte yandan, uygarlık gelişmesi tarihinin ortaya vurduğu bir gerçek vardır ki o da erkeği, şehvetine hakim kılıp kadına karşı saldırgan olmaktan çıkarmanın, daha doğrusu uygarlaştırmanın yolu,kadının özgürlüklerini kısıtlamak değil; fakat kadın erkek ilişkilerini akılcı çizgiye sokmaktır. Batı dünyası, iki bin yıllık bir tarih boyunca kadının (hem de süslenmiş olarak) erkekle birlikte, aynı kilisede ibadet etmiş olmasından herhangi bir zarar görmemiştir;aksine, uygarlaşma sürecinde bunun sınırsız nimetlerine tanık olmuştur. Buna karşılık İslam ülkelerinde, 1400 yıl boyunca kadını camiye ya da mescide sokmamanın ve üstelik bilinçsizce erkekten ayrı tutmanın, ahlak ve fikirsel gelişme bakımından hiçbir yararı olmamıştır.
Sevgi, derinlik ve duygulara bağlılık gerektirir.
Onlar olmadan sevgi olmaz sadece şımarıklık olur. Gerçek sevgi daima kendisini adayıp kalıcı bağlarla tutunacaktır.Seven, öteki tüm olasılıkları daha doğrusu bu olasılıkları var eden yanılsamaları feda eder.