“Osmanlının ülkesinde yüzyıllar boyunca, şeriat ilkelerine sıkı sıkı bağlı padişahlar, sadrazamlar, vezirler, seraskerler, hatta şeyhülislâmlar, karılarının ve her yaştan ve ırktan cariyelerinin yanısıra, haremlerinde hadımağaları ve halayıklar, selamlıklarında içoğlanları beslememişler miydi? Eşcinsel ilişkilerde edilgenlik neredeyse suç sayılırken, bizim geleneklerimizde oğlancılık hiç de ayıp değildir. Haremde ve kadın erkek ilişkilerinin büyük bir baskı altında tutulduğu kent, kasaba ve köylerde, kadınlar arası eşcinsel ilişkiler -ablacılık adı altında- gizli ama doğal karşılanmamakta mıdır? Sanatsal etkinliklerde, her türlü eşcinsel ilişkilerin kutsandığı, gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda, bu tür ilişkiler içinde oldukları herkesçe bilinen kimi ünlü kişilerin saygınlık gördüğü, bunların kendi aralarında oluşturdukları bir çeşit şekillendirilmemiş masonik örgütlenme içinde, salt bu ilişki çemberi nedeniyle, sanatın her dalında birbirlerini kolladıkları bir gerçektir. Aslında bu getto dayanışmasının oluşmasına neden olan, aptalca ve kabaca tutuculuğumuz yüzünden bizler değil miyiz?
Ama asıl sorun şu ki, toplum olarak, büyük ölçüde dinsel töreler ve bundan kaynaklanan bağnaz bir etik anlayışın neden olduğu yoğun bir cinsel doyumsuzluk içindeyiz.”
Kudüs Müslümanların tümünün ortak meselesi hâline geldiğinde ne olacak?
Bu küresel perspektiften bakıldığında israil, islam dünyası denizi içerisinde nevi şahsına münhasır büyük bir "getto" ya da devasa bir organizma içerisindeki yabancı bir cisim gibi gözüküyor.
Başarısızlığa uğrayan her devrim girişimi, (hep kıyısından köşesinden olmak koşuluyla) elden kaçırılan her fırsat yerini sağlamlaştırmasını, uzun vadeli bir kuruma dönüşüp beklenti içine girilmesini sağlamaktadır. Seçimlere katılmayı sevmekle birlikte her seferinde kendisini bir zafer kazanmaktan ve iktidarın taşıdığı risklerden kurtaracak olan sessiz yığınlara ve sağa güvenmektedir. Onun için ideal konum % 50’nin çok az altında kalabilmektir. Bu sayede (Sosyalist Parti’nin kendisini dümdüz edeceği) nöbet değişimine ve devrime (tarihin kendisini dümdüz etmesine) gerek kalmamaktadır. Sol, bu sayede cumhuriyet, tarih ve devrim için yedek parti görevini yerine getirmektedir. İçine kapandığı ve kendisinden şikayet eder gibi göründüğü bu getto onun hayatta kalmasını sağlayan tek yapay çevredir. Bu sınırlar içinde sahip olduğu büyük sessiz güçten yararlanabilmekte, yani iktidarın gerisinde yönetimi eline geçirmesine izin verilmeyen bir parti, muhalif bir sessiz çoğunluk görevi yapmaya devam etmektedir.
Kuşkusuz, suç eğiliminin nedenlerini araştırırken çocuğun içinde yaşadığı elverişsiz ortamla karşılaşırız; büyük bir kentin belli bölgelerinde suçlu sayısının yüksekliği de dikkatimizi çeker ama bu, elverişsiz koşulların suç nedeni olduğu sonucunu çıkarmayı hiçbir biçimde haklı kılmaz. Böylesi durumlarda sosyal duygunun uygun bir gelişimini beklemenin pek de kolay olmadığı çok daha açıktır. Ayrıca, bir yandan sosyal duygu gelişimi hiçbir biçimde beslenmezken öte yandan, daha ilk yıllardan itibaren yoksunluk ve ihtiyaç içinde, deyim yerindeyse yaşama karşı çıkarak ve her gün etrafında başka insanların daha elverişli koşullarını görerek büyüdüğünde çocuğun sonraki yaşamı için hazırlığını çok yetersiz olacağı da unutulmamalıdır
Aşağı getto sınıflarındaki bir kadın, tıpkı Kızılderili kadınlar gibi, kocasının kölesidir. Ben kadın olsam ve önümde sadece iki seçenek bulunsa, bir Kızılderili kadını olmayı tercih ederdim.