Ebu Ubeyde, Müslüman liderlere hitap ettiği konuşmasında onları "Allah muhafaza Gazze halkı sizin savaşa girmenizi talep etmiyor. Ama Gazze'ye gıda bile sokamıyor oluşunuza da çok şaşırdık."
Yeme alışkanlıklarımız üç kez coğrafi imkansızlıklardan dolayı da değil, büyük değişime uğradı ve üçü de kültürel başarı kayanaklıydı. Birincisi et ve bitkileri pişirmek için kullanılan ateşti. [...]
İkinci büyük değişim, on bin sene önce tarıma ve hayvancılığa geçişti. Bunun sonucunda, daha önce gıda listemizde bulunmayan tahıl ana besin kaynağı oldu. [...]
Üçüncü büyük değişim de 20.yy'da gerçekleşti ve şeker halindeki konsantre karbonhidrat, beyaz un ve soyulmuş pirinç ile şekil aldı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kim bu manzarayı insanoğlunun gelişimi olarak açıklayabilir ki? Petrol rezervleri tükenmek üzere, küresel ısınma kaynaklı deniz suyu buharlaşması ciddi bir seviyeye ulaştı. Gıda kıtlığı deseniz cabası... Karanlık bir geleceğin bizleri beklediğini bile bile karar gününü erteliyoruz... Bunun adına ne gelişim ne de refah denebilir. Bu durumun tek açıklaması olabilir o da insanoğlunun yozlaştığıdır.
Eğer üretilen gıda, hızla artan beşerî yaratıkları doyurmuyorsa, Tabiat'ın elinde, dengeyi sağlamak için üç vekili vardır: açlık, salgın hastalıklar, ve harp.
Bizi onurlandıranlar.— Bizi onurlandıran herhangi bir şey varsa, o da şudur: Ciddiyeti havale ettik: Daima hor görülen ve kenara atılan küçük şeyleri önemli sayıyoruz— diğer taraftan, “güzel duyguların” ucuzlamasına izin veriyoruz.
Bedene duyulan hor görmeden daha tehlikeli bir sapınç var mıdır? Sanki bütün tinselliği hastalıklı olmaya— “idealizmin” vapurlarına (vapeur'lerine / sanrılarına) mahkum etmemiş gibi!
Hristiyanlar ve idealistler her ne tasarladılarsa, ne kafiyesi ne de nedeni vardır: Biz daha radikaliz. “En küçük dünyayı”, her yerde belirleyici olarak keşfettik.
Sokaklarımızın döşenme şekli, odamızda temiz hava, gıda— değerlerini kavrıyoruz; varoluşun tüm gerekliliklerini ciddiye aldık ve “güzel ruh” anlayışını bir nevi “şakalaşma ve delişmenlik” kabul ettik.— Eskiden en fazla hor görülen ön plana çıkartıldı.
... zengin bilinmek fakir bilinmekten iyidir. Zengin olursan kredin olur, hatırın olur. Ya fakirliğin ne faydası vardır? Dikkat edilirse Allahın yanında da zenginler makbuldür. Allah cennete gitmek için yedi yol gösterir.
Bu yollardan beşi zenginlere açıktır, ikisi fakirlere. Sadaka, zekat, fitre, vakıf ve hac, ancak zenginler yapabilir. Fakire de namaz ile oruç kalıyor. Zaten fakir hayatı boyunca oruç tutar. Hem de iki dinin orucunu. Hıristiyanlıkla Islamiyetin. Hıristiyan orucu hayvani gıda yememektir. Et, yağ, süt ve yumurta gibi. Müslüman orucu yemek yememektir. İşte fakir böyledir. Üstelik bir ay Ramazan orucu tutuyor, hele bazı ahmak fakirler üç aylığı da tutuyor.