Pişirilmiş gıdanın bir dereceye kadar önceden sindirilmiş olması bir avantaj sağlıyor olabilir, çünkü bu durum enerji tasarrufu sağlar (bazı araştırmalara göre yüzde 35'e kadar); veya pişirme daha geniş bir gıda kaynağı çeşitliliğinden yararlanmayı sağlar; ayrıca yüksek sıcaklıklarda bakteriler ölür ve hijyen şartları bundan fayda sağlar. Ne olursa olsun, pişmiş gıda tüketen insanların fiziksel performansı tüketmeyenlere (örneğin, beslenme rejimlerinin %87'si çiğ gıdalardan oluşan bazı Avustralya yerlilerine) göre epey daha yüksektir, dolayısıyla bir avantaj söz konusudur.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Unutmayın ki sıradan bir gıda mü­hendisi olmak yerine mesleğine tutkuyla bağlı bir şef olmak hem çocuğunuzu daha mutlu edecek, hem de ona daha iyi bir finansal gelecek sunacak.
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Kur'an, kulûbe kut ve gıda ve ukûle kuvvet ve gınadır ve ruha mâ ve ziya ve nüfusa deva ve şifa olduğundan usandırmaz."
Badem göz,domuzcuk burun,sosis dudak,havayastığı,protozlu baklava
Güzellik her zaman her çağda ulaşılması hedeflenen yücelik oldu. Tıp, biyolojiyi kader olmaktan çıkardı. İstediğiniz burun, kulak, gözler vs. değiştiriliyor. Çünkü insanoğluna görüntüyü ana sorun haline getirdiler. Yüz yılda beden eğitiminden, beden estetiğine savruldu insanoğlu. "Fi" (Altın Oran) insan güzelliğinin ideal ölçüsü yapıldı. Kusursuz oranlara sahip olmak için "ölçüm" gerekiyor. Rockefeller başardı: Varoluşun merkezi vücut oldu. Özellikle gençler vücut geliştirmek için çareyi spordan ziyade ilaçta buluyor. Sanıyor ki, hormon geliştirici ilaç alırsa göbeğinde "baklavalar" çıkacak! Takviye edici gıda pazarı Türkiye'de 2016 yılında toplamda 735 milyon lira büyüklüğüne ulaşırken, bu pazarın 2021 yılında 950 milyon liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Dünya piyasa büyüklüğü ise 90 milyar dolar!
Sayfa 415
Alıntı
Ön Söz
Bizim yurdumuz, hem de insanımız, bir bakıma, mürekkep yalamışların geriliği ve yanlış tepkileriyle, hâlâ Ortaçağ’ın çukurları içindedir. Başkalarını yeni amaçlara alıp götüren sağduyu, bilinç ve hoşgörü bizimkilerin kabuğuna neden işlemiyor? “Cahallıklarından, kapkara cahallıklarından.” Okuma yazmaları olduğu halde okumadıklarından! Sanattan, kültürden gıda almadıklarından! Aldıklarını eritemediklerinden! Koşullanmışlar çağ gerisi tersliklere, küçük bencil rahatlıklara, çıkarlara; bir türlü kurtulamıyorlar.
Sayfa 1
Bu yalnızlık ve düşünceye dalma saatleri dikkatim dağılmadan, engellenmeden, tamamen kendim olduğum, kendime ait olduğum ve doğanın istediği gibi olduğumu gerçekten söyleyebildiğim günün nadide saatleridir.Bir süre sonra, bu projemi gerçekleştirmekte çok geciktiğimi anladım. Tazeliğini kaybeden hayal gücüm, eskisi gibi onu canlandıran konuların suretiyle coşmuyor, düşlerimin coşkusuyla daha az kendimden geçiyorum. Hayal gücümün ürünleri arasında artık bir yaratımdan çok hatırlama var. Tatlı bir uyuşukluk bütün yeteneklerimi köreltiyor, yaşama zevkim yavaş yavaş yok oluyor.Ruhum, köhne kabuğundan kurtulmakta zorlanıyor ve hak ettiğimi düşünüp,umduğum duruma kavuşma ümidi olmasa yalnızca hatıralarımla yaşayacak hale geliyorum. Böylece tamamen güçten düşmeden önce kendime bakabilmem için en azından birkaç yıl geriye gitmeliyim. Şu ölümlü dünyadaki tüm umutlarımı yitirip, kalbimi besleyecek hiçbir gıda bulamadığımdan,onu kendi özünden beslemeye kendimi yavaş yavaş alıştırdığım ve onun hamurunu kendi içimde bulmaya çalıştığım döneme geri dönmeliyim.Çok geç keşfettiğim bu çare, öylesine verimliydi ki, çektiğim bütün acıların telafisi oldu. Kendimle karşı karşıya kalma alışkanlığı sonunda bana dertlerimi hissettirmez oldu.
Sayfa 14