Zamanda Var Oluş
6/10
·326 syf.··
2024 60. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2024 02:37
Bir yol düşünün: Engebeli, engellerle dolu, upuzun, anlamsız ve boş bir uğraş içerisinde debelendiğinizi hissettiren, öfkenizi kusmak istediğiniz, bitsin diye kan ter içinde kaldığınız bir yol... Fakat bazı yerlerinde öyle cezbedici manzaralar da var ki durup uzun uzun izlemek istiyorsunuz. Baktıkça bakmak, anlamak, bu güzelliğin verdiği mutluluğu yavaş yavaş yaşamak istiyorsunuz. Bu yolculuğu kabul ediyorsanız buyurun Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisine. Özellikle ilk dört kitapta eziyet üstüne eziyet çekebilirsiniz. Fakat son üç kitabın lezzeti de bambaşka (tabi her kitabın kendi içinde çok iyi ya da çok sıkıcı kısımları var). Beni hem bu kadar sıkan ve yoran hem de bu kadar etkileyen ve büyüleyen başka bir yazar sanırım tanımıyorum. Belki de bu durum bu seriye özgüdür, bilmiyorum ancak Marcel Proust yedi kitabı için kesinlikle böyle bir yazar oldu benim gözümde. Serinin bu son kitabında önce sosyetenin 1. Dünya Savaşı ve Almanya'yla Fransa arasındaki ihtilaflar hakkındaki düşüncelerini okuyorsunuz. Bir diğer önemli bir nokta da Dreyfus Davası. Sosyetenin bu konularla ilgili tartışmalarına da detaylıca yer veriliyor. Bu süreç sayfa 160'a kadar devam ediyor (kitabın buraya kadar olan kısmı beni epey sıktı). Sayfa 160'tan sonra ise Proust, o derin ve etkileyici zihin yolculuğuna başlıyor. Çok iyi felsefi ve psikolojik analizler yapıyor. Anlatımı da derinleşiyor. Geçmişini, yaşadıklarını, benliğini, yazarlığını ve sanatı sorgulamaya başlıyor. Benliğini oluşturan parçaları arıyor. Geçmişte yaşadığı haz ve acı zamanlarını hatırlıyor. Yaşadığı aşklara (Gilbert ve Albertine) uzaktan bakıyor. Yaşadığı sürece bu nesnelerin de değişeceğini anlıyor. Kısacası Proust'un kendisinin ve geçmişinin yani yazdığı bu serinin dışına çıkıp hepsine uzaktan baktığını ve yaptığı her şeyi anlamlandırmaya çalıştığını görüyoruz. İlerleyen sayfalarda ise sosyeteyi analize geçiyor, yaşlananların ne kadar değiştiklerine şaşırıyor; yaşlılığa, güzellik ve çirkinliğe dair çok düşünmüş. Yüzleri detaylıca tanımlıyor, yüzlerde zamanla nelerin değiştiğini ve nasıl daha yaşlı göründüklerini anlamaya çalışıyor. Bu analizleri ve betimlemeleri okumak da keyifliydi. Hayatı güzel kılan yegâne şeyin hayatın kendisi değil, zihnimize dolan izlenimleri (dolayısıyla hafızamız da) olduğunu idrak ediyor. Örneğin x zamanında yaşadığımız bir haz, bize sadece anlık bir tatmin sunuyor fakat bu hazzı hatırlayabiliyor olmak bize sürdürülebilir bir mutluluk sağlıyor. O hazzı büyütüp yeşertmemiz ancak hatırlamakla, o ânı anlamlandırmaya çalışmakla oluyor. Benliğimizi de doğrudan deneyimlerimizden değil o deneyimleri hatırlayıp birleştirerek kuruyoruz. Yani biz, hafızamız olmadan tam anlamıyla bir hiçiz. Sonlara doğru Proust, iyi bir kitabın nasıl yazılması gerektiğine dair fikirlerini dile getiriyor. Okurlarına kendi dünyasını sunmak ve bu dünyadan da kendi kendilerini okumalarına imkân tanımak için yazmak istiyor. Bu eseri yazmaya zamanının yetip yetmeyeceğine dair onu tedirgin eden kaygılarından bahsediyor. Burada ne kadar özgün bir eser yazma çabasında olduğunu da görüyoruz. Örneğin eserini çok sevdiği eserlere benzer yazmamak için uğraşıyor. Ardından ölüm dürtüleri artmaya başlıyor. Kendini çok yorgun hissediyor. Bu yorgunluk ve ölme isteği artık hayatını anlamlandırdığını ve tamamladığını, ona uzaktan bir "olmuş bitmişlik" gibi baktığını düşündüğü için belki de. Zaten hayatının eserini yazmak istemesi de bunu doğruluyor. Var olanların var olması için gereken şey zamandır. İşte Proust zamanı yakalıyor, zamanı hayatı anlamlandırmada bir referans noktası olarak alıyor. Tüm çevresi, Proust'u Proust yapan tüm süreçler; zamanın çizgiselliğinde bir oluş haline geliyor. Proust çevresine mekânda, somut ve maddî bir açıdan değil de; zamanda, var olmalarıyla, bir yığın soyut özellikleriyle, eylemleriyle devinmeleri üzerinden bakıyor. Böylece zamanı, sonsuz kez değişen benliklerimizi ve çevremizi, atomlardan galaksilere değişen bütün varlığı hatırlatıyor bize. Bunu kendi küçük ve öznel penceresinden yapıyor. ÖNEMLİ EKLEMELER: Bu sonuçlara ulaşmama rağmen serinin okunmasını çok tavsiye edemiyorum. Abartılı incelemelere kolay kolay aldanmayın derim. Bazı incelemelerin kitabın içeriğiyle uzaktan yakından alakası olmadığını; okurun incelemesini sadece kendi hayal gücünü yansıttığı bir denemeye ya da güzellemeci bir yazıya çevirdiğini düşünmeden edemiyorum. Proust'un felsefesi iyi olabilir, çok derin analizler yapıyor olabilir, üslubu da çok hoş olabilir, bunları ben de sonuna kadar kabul ediyor ve bu tarzından büyüleniyorum fakat bu hâlâ romanlarını bir bütün olarak muhteşem yapmıyor. Parçalarla bütünü birbirine karıştırmamak gerekiyor. Edebiyatın hatırı sayılır bir kısmı da zevk işidir, okur okuduğundan edebî anlamda çok az zevk alacaksa ya da hiç almayacaksa edebiyata değil bilim okumalarına mesela tarihe yönelebilir. Ayrıca bir roman beraberinde birçok makale okumayı gerektiriyorsa bence o roman çok iyi bir roman değildir. Derdini anlatmakta yetersizdir. İyi bir romanı okuduğumda kendi kendime de çok şey çıkarmalı, kendi kendime de o romanı sevmeli ve anlamalıyım diye düşünüyorum (Bu seriyi neden eleştirdiğimi diğer incelemelerimde bulabilirsiniz, incelemelerimi en alta ekledim). Öte yandan, yedi ciltlik herhangi bir roman serisini okusanız/okumaya kendinizi zorlasanız ister istemez o serinin size bir şeyler kattığını düşünürsünüz (Salt maruz kalma etkisi, yani uzun süre bir şeye maruz kalmak o şeyi sevmemize yol açabiliyor). En kötüsü, size sabretmeyi öğrettiğini düşünerek avunursunuz. Fakat bu fazla iyimser tavrı gütmeyeceğim. Baştaki cümlelerimi tekrarlayayım. Seriyi okumak gerçekten işkence gibi, gayet de sıkıcı. O bazı güzelim manzaraları ille de göreceğim, o uzun, güzel betimlemelerle ve derin analizlerle dolu edebiyatı yaşamak için buna katlanırım; diyorsanız okumanızı önerebilirim (Bu arada seriyi okumadan önce hazırlık olarak 1. Dünya Savaşı'nda Fransa ve Almanya'ya ve Dreyfus Davası'na dair biraz okuma yapmak faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bir de kitapların okuma aralığının fazla esnetilmemesi iyi olur.) Şimdi de o manzaralardan çektiğim en güzel fotoğrafları yani en sevdiğim alıntıları sizinle paylaşayım: Swann'ların Tarafı: #212416690 #212592840 Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde: #217962119 #218016522 #218074906 #218606119 #218685289 #218687870 #218736207 Guermantes Tarafı: #223941149 #223875127 #223796013 #223707687 #223682874 #223014898 Sodom ve Gomorra: #230041174 #229982378 #229900346 #229899887 #229827917 #229827491 #229140073 #229130986 Mahpus: #236284149 #236283927 #236283740 #236281701 #236249876 #236013418 #235872810 #235844214 #235832945 #235564727 #235447812 #235438883 Albertine Kayıp: #240416630 #240278870 #240276333 #240206441 #240198034 #240164974 #240124168 #240124112 #240087477 Yakalanan Zaman: #245880823 #245879481 #245878467 #245850801 #245834470 #245834148 #245783962 #245708170 #245705936 #245702353 #245682713 #245676093 #245653819 #245653760 #245429912 #245371390 Son olarak serinin okuma sırasına göre incelemelerimi de ekliyorum. İsterseniz benim sancılı okuma deneyimimi incelemelerimden görerek seriden vazgeçebilirsiniz de, seriyi daha çok okumak isteyebilirsiniz de. Karar sizin. Swann'ların Tarafı: #212598115 Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde: #218791684 Guermantes Tarafı: #224131696 Sodom ve Gomorra: #230051470 Mahpus: #236290383 Albertine Kayıp: #240468106 Herkese iyi ve sabırlı okumalar dilerim :)
Kayıp Zamanın İzinde
Yakalanan ZamanMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20241,404 okunma
·
1.129 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel inceleme .. Seriyi okumuş biri olarak katıldığım noktalar var. Yani zor bir seri.. sabır istiyor.. Edebiyat zevki ve bir de doygunluk bunlar önemli.. Yani bir de Proust okuyayım, diyerek bu seri başlanmaz. Hazıroluş önemli.. Benim de okurken sıkıldığım zamanlar oldu. Ama bu serinin değerini azaltmaz. Değer mi bu sıkıntıyı çekmeye sorusu görecelidir. Birden serinin içine atlayınca Nedir, ne değildir , tatmin olunmayabilir.. Zaten bu seriyi dört dörtlük hakkını vererek okuyan okur , -bilmiyorum-, zordur. Kendim de dahil :)) Emeğinize sağlık.. 🙏
Monsilya
Gönderi Sahibi
Sevgican Hahaha çok güzel bağladınız 😄 Ben de öyle bakıyorum gerçekten. İyi yönleri de vardı kötü yönleri de. Bu nedenle de çok etkileyici bir yazar Proust.😊😊🙏🏻🪻 Size de keyifli okumalar dilerimm.
Çok güzel bir analiz bütünlemesi olmuş, emeğinize sağlık.
Monsilya
Gönderi Sahibi
İlginiz için çok teşekkürler🙏🏻