Son zamanlarda hem nitelik hem de nicelik açısından sağlam bir okuma yaptığımı düşününce -biraz da can sıkıntısının verdiği etkiyle- bir kitap öneri listesi hazırlamak istedim. Liste çok daha fazla uzayacaktı ama sıkıldığım için burada bıraktım. Zamanla eklemeler yaparım, faydalanırsanız ne mutlu bana ama çoğu kişinin ilgisini çekmeyecek kurgu-dışı kitaplardan oluştuğunun farkındayım. :D İlk önereceğim kitap şüphesiz Karl Popper’dan Açık Toplum ve Düşmanları olacaktır. İlk olarak bu kitabı önermemin nedeni, insanın düşünsel hayatının bir noktasında, büyük düşünürlerin etkisi ve gölgesinden sıyrılarak kendi özgün perspektifini oluşturmaya veya bu doğrultuda cesur (bold) adımlar atmaya ihtiyaç duymasıdır. Popper'ın görüşlerine katılıp katılmamanız bu bağlamda pek de önemli değil, asıl önemli olan, kendinize koyduğunuz zihinsel sınırları aşabilecek entelektüel olgunluğa ulaşıp ulaşmadığınızdır. Okuma derecesi: Popper fikirlerini her zaman en yalın düzeyde ifade etmeye çalışmasına rağmen çeviri kaynaklı zorluklar okumayı zorlaştırabilir. #59519314 - Meraklısına ve ingilizcesini geliştirmek isteyene 2023 yılında çıkmış kısa bir Popper biyografisi niteliğine yakın bir kitap önerebilirim. Ben okurken epey keyif almıştım, Popper’ı biraz daha iyi tanımama da yardımcı olmuştu. Karl Popper Okuma derecesi: İngilizcesi bazı alıntılar sebebiyle yer yer ağır kaçabilir. İngilizcenize güvenmiyorsanız önermem. - İlk önerimde bahsettiğim kendi fikirlerinizin dışına çıkma yetisine somut bir örnek olarak Isaiah Berlin’i ve ondan okuması kolay ve okuması zor iki kitabı tavsiye edeceğim. Burada önemli olan, yazarın fikirlerine katılıp katılmaktan ziyade, düşünsel altyapınızı ne kadar karşıt görüşlere açabildiğiniz ve entelektüel birikiminizi farklı alanlardan ne ölçüde besleyebildiğinizdir. Çünkü okurken göreceğiniz gibi Berlin’de düşün dünyasını neredeyse tamamen karşı aydınlanmacı kişileri okuyarak kurmuştur. Isaiah Berlin'le Konuşmalar ve Kirpi ile Tilki Okuma derecesi: Felsefe tarihine aşina değilseniz veya uzun ve karmaşık cümleleri takip etmekte zorlanıyorsanız, okuma sizin için biraz güç olabilir. Ancak bu zorlukların dışında, kitabın genel olarak kolay ve keyifli okunabileceğini düşünüyorum. - Bu kadar kurgu dışı kitabın arasına bir kurgu molası eklemek iyi olacaktır. Lorenzo Carcaterra’dan Gangster kitabı mükemmel bir gangster romanı. Bu dünyayı sevenler için okuması çok keyifli olacaktır. Üstelik bunun yanına bir de “The Sopranos” dizisini eklerseniz herhalde gangster gerçekliğini iliklerinize kadar hissedersiniz. Okuma derecesi: İngilizcenizi geliştirmek istiyorsanız biçilmiş kaftan ve Türkçesinden ziyade ingilizcesini okumanızı tavsiye ederim. Çünkü hem dili sıkıcı değil, hem vocabulary açısından günlük hayata ve hatta hazırlık sınavlarına bile uygun diyebilirim. - Önerdiğim roman ve dizinin insan ruhu ve davranışını farklı bir açıdan ele aldığını düşündüğüm için, araya bir iki psikoloji kitabı eklemek oldukça keyifli olacaktır. İlk olarak, en son okuduğum Doğan Cüceloğlu’nun İnsanı Ararken 1. Kitap - Doğan Cüceloğlu Kitabı adlı söyleşi kitabını tavsiye ediyorum. Bu kitapta ele alınan 'ait olma-birey olma' kültürü ve bu kavramlar arasındaki farklar oldukça ilgi çekici. Ayrıca bu bağlamda Johann Hari’nin Kaybolan Bağlar kitabını da öneriyorum. Her ne kadar ilk bakışta iki kitap birbiriyle doğrudan bağlantılı görünmese de, aradaki kültürel karşılaştırmalar açısından oldukça zengin bir okuma deneyimi sunacağını düşünüyorum. Okuma derecesi: İki kitabı da okumak bence aşırı kolay ve keyifli. #247278421 ve #251215551 - Hazır psikoloji alanındayken Rollo May önermeden edemeyeceğim. Okuduğum her kitabından ayrı bir zevk ve bakış açısı kazanmama rağmen Güç ve Masumiyet kitabının yeri bende ayrıdır. Şiddetle tavsiye ederim. Okuma derecesi: May okumaları yaparken felsefe tarihine özellikle Kierkegaard ve Nietzsche gibi isimlere aşina olmak okumayı kolaylaştırıyor. Benim kitabın okurken zorlandığım May’in danışan hasta artık ne derseniz deyin onların vaka anlatımlarıydı. Vaka anlatan kitapları okurken aşırı derece sıkıldığım için bunu göz önünde bulundurmakta fayda var. - Şöyle bir okuduğum kitaplara baktım da epey az psikoloji kitabı okuduğumu farkettim. Bu sebeple farklı alana, biraz da müspet ilimlere geçelim… Carlo Rovelli’nin tüm kitaplarını öneriyorum. Bilimsel kitapların bazen çok yüzeysel yazıldığını düşünüyorum, özellikle popüler olanların. Ancak Rovelli’de felsefi bir derinlik olduğunu gözlemlemiştim okurken. Özellikle bunu Ya Zaman Var Olmasaydı? kitabında hissettirmişti. Kısa bir bilim tarihi minvalinde de Gerçeklik Göründüğü Gibi Değildir kitabı okunabilir. Okuma derecesi: Hatırladığım kadarıyla bana Rovelli’nin anlatımları açıklayıcı ve kolay gelmişti. Okurken zorlanacağınızı düşünmüyorum. #73137993 - Kitap elimde olmadığı için hakkında pek fazla bilgi veremeyeceğim ancak Ian Hacking’in Temsil ve Müdahale kitabını okurken Pozitivist akıma karşı fikirlerimin değiştiğini hissetmiştim. Okuma dercesi: Viyana çevresi ve kuantum mekaniğine aşinalığınız yoksa zor gelecektir. - Pascal’ın Düşünceler kitabını önermesem herhalde ayıp olurdu… Entelektüel terörizm bağlamında okunursa ilk 250 sayfası çok keyifli gelecek ancak kalan kısımlardaki Hristiyan teolojisi çok sıkıcı bir şekilde kitabı size büyük ihtimal yarım bıraktıraaktır… Okuma derecesi: Pascal bunu bir kitap olarak tasarlamadığı için bu kendisinin notlarından bir derleme şeklinde basılmıştır. Bu sebeple bir bütünlük arayışı içine girerseniz okuma kısmı epey zorlaşır. #247495835 - Felsefeden devam edelim bari… Eric Hoffer’in Kesin İnançlılar adlı kitabı kitle hareketlerinin psikoloji ve felsefesine tanık olmak için biçilmiş kaftan. Okuma derecesi: Aforizmalar şeklinde yazıldığı için ve dilinin de kolay anlaşılır olduğunu gördüğüm için kolay demek istiyorum. #248534835 - Kitle hareketlerine değinmişken Harari’den iki farklı kitap önermek istiyorum. Hazırlık sınıfında ingilizcemi geliştirmek için okumaya başladığım kitaplardı. O yüzden ileride tekrar okumayı düşünüyorum daha iyi anlamak için ama genel olarak 21. Yüzyılda politikaya nasıl bakmamız gerektiği konusunda ilginç ve etkili fikirleri olduğu şeklinde intiba bırakmıştı bende. İngilizce okumanızı şiddetle tavsiye ederim. 21. Yüzyıl İçin 21 Ders ve Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi Okuma derecesi: Hatırlamıyorum, zaten yazdığım inceleme de epey amatör ve dil açısından sıkıntılı olmuş. :D #41362836 ve #40027160 - Listeye Russell eklemediğimi farkedince önce kendimi azarladım sonra da kolları sıvadım. Bulabildiğiniz her Russell kitabını kesinlikle okuyun ancak benim özel olarak önereceğim iki kitabı olacak. Sorgulayan Denemeler ve Neden Hıristiyan Değilim. Ben Russell’ı 21. yüzyılda okumanın, modern insanın karşılaştığı sorunları anlamak ve bu sorunlara çözümler üretmek açısından büyük bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum hâlâ. Russell’ın yaşamı boyunca peşinden koştuğu değerler, bugün de insanlık için evrenseldir. Bireysel değerlerin yitirildiği bir dünyada, insanın manevi ihtiyaçlarını unutmadan, daha dengeli ve anlamlı bir yaşam sürmesine yardımcı olabilir. Bu bağlamda, Russell’ın düşünceleri kişileri insani değerleri hatırlamaya ve korumaya teşvik edecektir, nitekim bu konuda zamanının bence çok ötesindeydi. Okuma derecesi: Russel açık ve tutarlı bir anlatımla kitaplarını sürdürür. İki kitabı da okuması gayet rahat ve keyifli olacaktır. #74897000 ve #60094057 - Eric Hoffer’in önerdiğim kitabıyla eş zamanda okunduğu zamanda bence daha etkili olacak bir kitap daha önermek istiyorum. Detaylı bir inceleme yazdığım için fazla bahsetmeyeceğim ama Şerif Mardin’den İdeoloji kitabının Türk okuyucu kitlesinde yayılmasının şart olduğunu düşünüyorum. Bazen düşünce ve fikirlerimizin nasıl kalıplaşmış halde olduğunun farkına varmıyoruz ve bu bağlamda bu kitabın okuyucuya sancılı sorular sorduracağına dair ümidim var. Okuma derecesi: Aydınlanmadan itibaren felsefe tarihiyle birlikte bir anlatım sunduğu için bu konulara uzak olanlara sıkıcı gelme ihtimali yüksek. Bir de Marx’tan çok defa bahsediyor. Bütün bunlara rağmen meraklıları için okumanın kolay olacağını düşünüyorum. #250150329 - Bütün bu kurgu-dışı kitaplara ufak bir mola daha olacak şekilde Hugo önermek istiyorum ancak bir yandan da ulan Sefiller (2 Cilt Takım) kitabını okumayan kişi insanlıktan nasibini almış mıdır ki diye de radikal ve espirili bir çıkış yapmaktan kendimi alıkoyamıyorum. Bknz: “sabah ezanını duymayan adam bi kere bile olsa insanlıktan nasibini alamaz.” Okuma derecesi: ŞART. - Benim gibi uzun kitap okuma fantazisi olanlar için bir biyografi önereceğim. Kitaba dair incelemem olduğu için fazlaca bahsetmeyeceğim ama bir dâhinin kendisini nasıl ve neden toplumdan soyutladığını ve ne tür sıkıntılara gark olduğunu anlamak istiyorsanız adres belli: Wittgenstein Okuma derecesi: Kısa bir sürede ve gayet keyifli bir şekilde okumuştum, felsefi fikirlerinden çok bahsetmediği için uzunluğu dışında sizi zorlayacak bir şey olmayacaktır. #232055345 - Spoiler vermeden iki dizi önereceğim. İlki "OZ" (1997-2003) dizisi, hapishanede geçiyor ve suçluların arasındaki mücadeleleri, belli başlı çeteler etrafında ele alıyor. Mesela siyahi müslümanlar çetesi var ki bence müslümanları en iyi işleyen yabancı dizilerden bir tanesi olabilir. Bu diziyi bence gerçekçi kılan en önemli unsurlardan biri, HBO’nun karakter anlatımına olan yaklaşımını çok iyi yansıtması. Örneğin, bölümler boyunca hikâyesine odaklanılan bir karakter, bir daha yalnızca arka planda sıradan işleriyle meşgul olurken karşımıza çıkabilir ya da trajik bir şekilde ölebilir. Bu yüzden, alışılmış anlamda bir “ana karakter” OZ’da hiçbir zaman olmadı. Diziyi sevmemin bir diğer sebebi ise insan doğasına dair izleyiciyi soru sormaya mecbur bırakması. İnsan gerçekten ikinci bir şansı hak eder mi? Yoksa iradesi onu yine yarı yolda bırakacak kadar zayıf mı? Bağımlılıkları aşmak mümkün mü? Bu tür sorular dikkatli bir izleyiciyi insan olmanın zorlukları üzerine içsel bir sorgulamaya davet edebiliyor. Dizi üzerine herhalde konuştukça konuşabilirim, mükemmel bir seridir, üstelik J.K Simmons oyuncu kadrosuna dahildir, boru değil yani daha ne diyeyim… İkinci dizi ise True Detective’in 1. ve 2. sezonları. Her sezon, farklı bir hikâye ve oyuncu kadrosuyla ilerliyor. İlk sezon özellikle alışılmışın dışında bir polisiye/gerilim tarzında kendini gösteriyor ve daha çok Rust Cohle karakteri etrafında gelişen felsefi sorgulamalarla öne çıkıyor. Rust Cohle’u, adeta Behzat Ç.’nin daha entelektüel bir versiyonu gibi düşünebilirsiniz. Hayatla olan bağı zayıflamış, gerçeklikle sorun yaşayan bir adamın içsel yolculuğunu izliyoruz; onun dünyadan soyutlanması ve karmaşık düşünceleriyle boğuşmasına tanıklık ediyoruz. Muhtemelen dizinin bazı repliklerine farkında olmadan bile denk gelmişsinizdir. Genel olarak birinci sezon, ikinci sezondan daha çok beğenilir; ancak ben ikinci sezonu, özellikle Frank Semyon karakteri nedeniyle kendime daha yakın buldum. Bu karakterle ilgili daha fazla detaya girmek spoiler vermek olur, o yüzden şimdilik diziyi şiddetle tavsiye etmekle yetineceğim. Oyuncu kadrosunda Matthew McConaughey, Woody Harrelson ve Colin Farrell, Vince Vaughn var, boru değil yani. - Batı felsefe geleneğinde akıl ve mantığın dışına atılan mit konularına değinmezsek ayıp olur. Bu konu için aklıma ilk gelen isim Joseph Campbell oldu. Campbell’in Mitolojinin Gücü adlı söyleşi kitabı, insanlık tarihinin temel taşlarını oluşturan mitler ve ritüellerin, modern dünyada nasıl unutulmaya yüz tuttuğunu derinlemesine ele alıyor. Campbell, ruhani literatüre yabancılaşmamızın ve hayatın anlamını arayışımızın aslında hayatta olma deneyiminden uzaklaştığımızı gösteriyor. Ona göre, insanların asıl özlemi hayatın anlamı değil, bu dünyada var olmanın ve yaşamanın derinliğini hissetmek. Campbell’in özellikle vurguladığı konulardan biri, modern toplumların ritüellerden yoksun kalmasıdır. Ritüel eksikliği, genç bireylerin nasıl davranmaları gerektiğini bilmeyip yıkıcı ve şiddet dolu eylemlere sürüklenmesine yol açabilir. Öyle ki, medeniyetlerin temeli mitlere dayanır ve bu mitler, insan ruhunu besleyen, ona yön veren önemli sembollerdir. Örneğin, Ortaçağ medeniyetinin dini mitler üzerine inşa edilmiş olduğunu hatırlatarak, mitlerin insanın yaşamına nasıl şekil verdiğini ve insanlığın evrensel deneyimlerini nasıl simgelediğini görüyoruz kitap boyunca. Eğer mitleri daha derin anlamak, insanlığın evrensel deneyimlerine ve ritüellerin insan yaşamındaki yerine dair derin bir anlayış geliştirmek istiyorsanız, bu söyleşiyi kesinlikle öneririm. Sanırsam kitabın bir de belgesel hali var, büyük ihtimal belgeselden kitap haline gelmiş ama emin değilim. Belgeseli izlemek isteyenler için ise maalesef Türkçe altyazısı bulunmuyor: youtube.com/playlist?list=P... Okuma derecesi: Söyleşi kitapları genellikle kolay ve zevkli okunur, bu kitap da kolay okunur ancak zor hazmedilir bir izlenim bırakmıştı bende. - Araya bir roman sıkıştırmak istiyorum. Pek kurgu-dışı okumalar yapmasam da uzun vadede İhsan Oktay Anar’ın tüm kitaplarını okumak istiyorum. Herhalde Türkçeyi daha biricik ve özel kullanan başka yazar tanımıyorum, hikâyeden veya konudan bağımsız sadece cümlelerini okumak bile keyif veriyor bana. Ama Yedinci Gün kitabının kurgusu da çok hoşuma gitmişti, yer yer takip etmek ve anlamakta zorlansam da. Kurgu, felsefe, mitolojik öğeler ve fantastik anlar… Eğer daha önce İhsan Oktay Anar okumadıysanız bu kitapla başlamayın, yoksa bana küfür edebilirsiniz. Okuma derecesi: Kurguyu takip ve idrak etmek zor. - Mitlerden bahsetmişken kısa ve etkili bir kitabı daha önermek iyi olur. Karen Armstrong’un Mitlerin Kısa Tarihi kitabı, mitlere, sadece insanlara dünyadaki yerlerini bulmalarına yardımcı olan hikayeler olarak değil, aynı zamanda yaşamın zorluklarıyla başa çıkmalarını sağlayan rehberler olarak bakıyor. Armstrong, antik dünyada tanrıların, soyut ve metafizik varlıklar olarak değil, insanın anlam arayışına yanıt veren figürler olarak görüldüğü tesbitini yapar. Bu bağlamda mitlerin gücü, verdikleri bilgi ya da gerçeklerden değil, insan yaşamını zenginleştiren, ona derin anlamlar katan etkilerinden gelir. "Öyleyse mit gerçeklere dayalı bilgi verdiği için değil, etkili olduğu için gerçektir." Benim için özellikle etkileyici kısmı aslında kitabın çok küçük bir yerini kapsayan bir cümleydi, sanat gibi alanlarda akıl ve mantığın sınırlarından kurtulmak. Okuma derecesi: Kolay. - Yıllar önce okuduğum Bir Ateistin İnanç Tarihçesi kitabından her ne kadar ana tezi basit bile etkilenmiştim. Farklı inançların nasıl geliştiğini, hangi ihtiyaç ve korkulara hitap ettiğini ve hangi ortak paydada buluştuklarını göstermeyi amaçlıyordu. İlk insanlığın yaşam tarzlarının, inançları nasıl etkilediği ortaya koymuştu. En basit haliyle kitabın temel tezi, tanrının insanı yarattığı değil, insanın tanrıyı yaratmasıdır. "En eski zamanlardan beri, her din, takipçilerine en kötü kâbuslarını uzak tutabilecek yollar sunarak insanlara teselli vermiştir... İnsanların yaşam tarzları değiştikçe, en çok korktukları şeyler de değişmiştir. Benim iddiam, korkularımızdaki değişikliklerin dini fikirlerimizi değiştiren asıl neden olduğudur.” Kitabın güncel eleştirilerine baktığım zaman Hristiyanlar tarafından kitaba yapılan eleştiriler genellikle indirgemeci ve fazla bilimsel bir yaklaşım ile mitler dünyasını değerlendirmesi olmuş. Günün sonunda, kitabın bazı Marksizm gibi ideolojileri de din başlığında incelemesi beni etkilemişti. Okuma derecesi: Orta seviye. - Eğer ilginiz varsa detaylandırmadan bilim felsefesine giriş niteliğinde bir kitap serisi önermek istiyorum. Bu konunun okuma derecesi bence hangi kitabı elinize alırsanız alın zor oluyor. Bilim Dedikleri Bilimsel Felsefenin Doğuşu Theory and Reality (Kitabın Türkçesi yeni basıldı ama sitede yok) Bilimsel Araştırmanın Mantığı (Berbat bir Türkçe çeviriye sahip, İngilizce okunabilir. Ayrıca direkt Reichenbach’ın fikirlerini eleştirerek başladığı için kitaba listeye önce Reichenbach’ı ekledim.) Duhem'den Laudan'a Çağdaş Bilim Felsefecileri Doğa Bilimi Felsefesi Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi Eleştiri ve Bilginin Gelişmesi Sağduyu, Bilim ve Şüphecilik: Bilgi Kuramına Tarihsel Bir Giriş Bilim Felsefesi - Bu kadar ağır kitapların üstüne bir dizi ekleyelim, ayıp olmasın: Mr. Inbetween. Suç ve kara mizah türünden keyif alanlar ve şiddet üstüne düşünmek isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim. Bölümler kısa zaten, su gibi akar gider, sonra bana da teşekkür edersiniz.
1000Kitap
··1 alıntı·
2 +1'leme
·
12bin Gösterim
12 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ömer
Gönderi Sahibi
Gönderi beklediğimden daha fazla rağbet gördüğü için beş kitap daha ekledim, istihfaf buyurmadan okuyan sevgili dostlara teşekkürler.
Ömer
Gönderi Sahibi
Her ayın ilk günü maaşın yatmasıyla birlikte bu önerdiğim kitaplardan birer birer hediye etme fikrim vardı, takipçi kasmalı çekilişlerden değil muhabbet vesilesi olsun istedim ama zaqadan o kadar salakça sorular geldi ki şu an bazılarımız okumasın moduna girdim. Fikrim değişince organize edeceğum sevgili dostlar.
Ömer
Gönderi Sahibi
İki dizi ve iki kitap daha önerdim sevgili dostlar, ilginizi çekeceğini düşünüyorum.
Ömer
Gönderi Sahibi
Ulan bayadır bu iletinin altına öneri niteliğinde ekleyecek kıvamda bir kitap okuyamadığımı farkettim, yaşlanıyorum sevgili dostlar...
Ömer
Gönderi Sahibi
On tane bilim felsefesine dair kitap, bir tane de dizi önerdim. Diziyi izlemesi aşırı keyifli, kitaplar için aynısını söyleyemeyeceğim. :D
Reklam
Ömer
Gönderi Sahibi
Kulaklarım fazla çınlamayacaksa eğer iki yeni kitap daha ekledim sevgili dostlar...