Alman Dehası İncelemesi
8/10
·711 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 21:46
16. yüzyıla Osmanlılar, 17. yüzyıla İngilizler ve 18. Yüzyıla Fransızlar, 19. Yüzyıla ise Almanlar damga vurmuştur. 20. Yüzyıldan itibaren ise ABD’nin hükmü başlamıştır. Felsefeciler; Johann Wolfgang Von Goethe , Immanuel Kant , Georg Wilhelm Friedrich Hegel , Gottfried Leibniz , Arthur Schopenhauer , Karl Marx , Friedrich Engels , Anselm Ritter von Feuerbach , Friedrich Nietzsche , Martin Heidegger , Max Weber . Müzisyen ve besteciler; Beethoven, Mozart, Brahms, Wagner, Bach, Strauss. Şairler ve Edebiyatçılar: Gotthold Ephraim Lessing , Friedrich Schiller , Friedrich Hölderlin , Heinrich Von Kleist , Thomas Mann , Heinrich Böll , Hermann Hesse , Günter Grass Fizikçiler; Helmhortz, Clausius, Boltzmann, Riemann, Heisenberg Sanayiciler; Krupp, Benz, Diesel, Rathenau, Daimler Doktorlar; Freud, Mendel, Koch, Virchow Mucitler ve Kaşifler: Siemens, Bayer, Zeiss, Hofmann, Humboldt Matematikçi: Gauss Gerçekten dünyada bilimin, teknolojinin, düşüncenin gelişmesinde Almanların büyük bir etkisi var. ne yazık ki 2. Dünya Savaşı sonrası insanlığı ileriye taşıyan tüm bu adamlar bir kenara itilmiş, tek bir adam Almanların sembolü olarak lanse edilmiştir: Adolf Hitler…Kuşkusuz Hitler gibi bir adamı iktidara taşımak ve onun peşinde gitmek Alman milletinin hatasıdır ve bunun cezasını da fazlasıyla ödemişlerdir. Ancak yaptıkları bunca faydalı işi bir kalemde silmek ve tüm Almanları tek bir kişi ile özdeşleştirmek diğer milletlerin (özelikle İngiliz ve Fransızların) aşağılık kompleksinden başka bir şey değildir. Almanlar onları her alanda fersah fersah geçmişlerdir. Açıkçası Hitler gibi bir adam olmasa bu fark ulaşılamayacak bir seviyeye gelmiş olacaktı. Ne yazık ki Hitler Alman ilerlemesinin önüne geçen en büyük engeldi. Alman ırkının yüceliği safsatası ile başa gelip tüm halkını yerle yeksan etmiştir. Almanları bu kadar ileriye götüren etmen nedir? Bu sorunun cevabı çok kolay; eğitim…Henüz 1820 yılında 7 ile 14 yaş arası çocukların okula gitmesi zorunlu kılınmıştır. İngiltere’de 1880’e kadar bu zorunluluk yoktu. Almanya’da 1900 yılında okuma yazma bilmeme oranı %0,5. İngiltere’de %1, Fransa’da %4. Osmanlı’da ise aynı dönemde okuma yazma bilme oranı %3. Türkiye’de eğitim 1923’de zorunlu 5 yıla çıkartıldı ancak çocukları yüzde kaçı okula gidebildi, kim bilir. Eğitimin kalitesi önemli ve tabi bir de fırsat eşitliği. Okumak isteyen, meraklı, öğrenmeye açık çocuklar gelir düzeyi ne olursa olsun bir şekilde okutuluyordu. Almanya’da üniversiteler öğrencinin kendini bulma yeridir. Özellikle ahlaklı oluş eğitimin temel kaygısıydı. Üniversiteler ise modernitenin birer kalesidir. Özellikle Göttingen Üniversitesi adeta bir amiral gemisidir. Yukarıdaki listede adı geçmeyen gizli bir kahraman vardır bu üniversitenin ortaya çıkmasına sebep olan: Wilhelm Von Humboldt. Kendisi modern bilimin yükselişini sağlayan adamdır. Bu eğitim yuvaları sadece Almanya’yı değil tüm dünyayı aydınlatmışlardır. Kâh öğrenci kabul ederek kah öğretim görevlisi göndererek bilimin ışığını her yere yaymışlardır. Türkiye de bu nimetten yararlanan ülkelerden biridir. Atatürk’ün vizyonu sayesinde 3000’den fazla öğrenci eğitim görmek üzere başta Almanya olmak üzere bir çok Avrupa ülkesine eğitim için gönderilmiştir. 2. Dünya Savaşı öncesi siyasi krizi fırsata çevirip artık Almanya’da çalışamayan ya da çalışmak istemeyen birçok bilim insanı Türkiye’ye getirilmiş, birçok üniversitemizin kurumasında kritik rol oynamışlardır. Alman ilericiliğinin amiral gemisi ise Bildung kavramıdır. Mükemmelliğin içsel arayışı diye tanımlayabiliriz bu kavramı. Modern Alman edebiyatının kurucusu Gotthold Ephraim Lessing ise şu şekilde tanımlamakta bu kavramı: “İnsanlık, insanın içine doğduğu bir durum değildi, insanlığın “daha ziyade bilinçli bir gelişimle yerine getirilmesi gereken bir görev”. Bu kavram birçok Alman yazarını etkilemiştir. Özellikle Johann Wolfgang Von Goethe bu kavramın Almanya’da yaygınlaşmasına ön ayak olmuştur. Bildung özellikle üç şeyi ön plana çıkarmıştır: İlericilik, rasyonellik (akılcılık) ve meritokratik. Tüm bu kavramlar içerisinde bize en uzak kavram kuşkusuz meritokratik kavramıdır. Zira kendisi liyakat anlamına gelir. Eğitimin bu denli önemli olması kuşkusuz Alman insanının kişilik yapısı ile de ilintilidir. Zira Almanlar Avrupa’nın en içe dönük toplumudur. Bu içe dönüklük Alman toplumunda okuma alışkanlığını patlatmıştır. 18.yy’da 270 okuma derneği, 27 kütüphane faaldir. Yayın sayısı 5000’i bulmuştur. 63. Sayfada belirtildiği gibi hiçbir ülkede okuma sevgisi Almanya’da olduğu kadar yaygın değildir. Bu bugün bile bu şekilde devam etmektedir. Bu kitabı okuyun arkadaşlar…Nasıl ilerleriz onun yolunu gösteriyor bu kitap. Tamam belki hiçbir zaman Almanya olamayacağız ama en azından öyle bir yola girmemiz gerekiyor. Cumhuriyetin ilk zamanlarındaki eğitim seferberliğinin daha kuvvetlisini yapmak durumundayız zira gittiğimiz yol hiç iç açıcı değildir.
Araştırma-İnceleme Tarih
Alman DehasıPeter Watson · Kronik Kitap · 202430 okunma
·
181 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.