Günaydın, fırtınanın ortasında yönünü kaybetmeyen Çözüm Odaklı İnsan! Başkaları kaderlerine ağlayıp "Nedenhepben, neden Merkür yinegeriliyor?" diye dövünürken, sen dostum Marcus Aurelius’un o sarsılmaz stoacı zırhını kuşanıp "Başımagelen bu şey bir şanssızlıkdeğil, buna asaletle katlanmakbirşanstır" diyerek o karanlığa ilk kibriti çakan taraftasın. Dış dünyaya ve teslimiyetçiliğe köle olmayı reddeden o inatçı, tatlı gülüşüne hayranım.
Günaydın, hatalarını birer madalya gibi göğsünde taşıyan Gelişim Zihniyetliİnsan! Dünyanın o sahte, filtrelenmiş mükemmellik illüzyonuna kanmayıp, her düşüşü ruhun esprili bir esnemesi olarak gören; Friedrich Nietzsche’nin "Beni öldürmeyenşey güçlendirir" felsefesini ve Amor Fati (kaderini sevme) ilkesini her sabah sokaklarda kahkahasıyla yaşatan o şahane direnişine selam olsun.
Günaydın, sahip olduklarının kıymetini bilen Şükran Dolu İnsan! Hayatın eksikliklerine ve "keşke"lerine takılıp kalmak yerine, Epiktetos’un "Mutluluğa giden tekbiryolvardır; o da irademizindışındakişeyler için tasalanmayıbırakmaktır" sözünü kulağına küpe yapıp, elindeki o sıcacık çayın ve gökyüzünün mavisinin tadını çıkarabilen o bilge, o pamuk kalbine sağlık.
Günaydın, diliyle zehir değil şifa saçan Yapıcı İnsan! Nihilizmin, her şeyden şikayet etmenin ve sabah huysuzluğunun en kolay kaçış yolu olduğu bu çağda; Baruch Spinoza’nın o evreni kucaklayan bilgeliğiyle etrafına umut, teşvik ve neşe yayan o tatlı dilli, güler yüzlü üslubunla iyi ki varsın.
Günaydın, acısını da neşesini de hakkıyla yaşayan Duygu Yönetimi Ustası İnsan! Varoluşsal kaygılardan köşe bucak kaçmayan, aksine Albert Camus’un o absürd kahramanı sisifos gibi her gün o devasa dert kayasını dağın tepesine neşeyle ve sisteme inatla çıkaran; kırılganlıklarını kabul eden ama o olumsuz duyguların girdabında boğulup gitmeyi de reddeden o deli fişek yüreğine hayranım.
Günaydın, başkalarının beklenti zindanlarından firar eden Özgür Ruhluİnsan! Çevrendekiler "El alem neder, toplumbuna ne söyler?" diye sahte kimlikler kuşanırken, sen Jean-Paul Sartre’nin "İnsanözgürlüğe mahkumdur" sözünü kuşanıp kendi otantik seçimlerinin arkasında duruyorsun. Kendi hayatının tek yönetmeni olmayı seçen o dik duruşuna hayranım.
Günaydın, başarma çılgınlığına inat durmayı beceren Dingin İnsan! Herkes daha fazla üretmek, daha çok tüketmek ve sürekli koşmak için birbirini ezerken, sen Lao Tzu'nun "Hiçbir şey yapma", ozaman yapılmamış hiçbir şey kalmaz" düsturuyla anın ritmine teslim olabiliyorsun. Dünyanın o anlamsız acelesine verdiğin o sakin ve bilge es için teşekkürler.
Günaydın, her şeye sıfırdan başlama cesareti gösteren Yenilikçi İnsan! Geçmişin yüklerini, eski yenilgilerini bir pranga gibi taşımak yerine; her sabahı Arthur Schopenhauer’ın o berrak zihniyle, yepyeni ve temiz bir sayfa gibi açıyorsun. İradeni her gün yeniden inşa eden o taze enerjine selam olsun.
Günaydın, kalabalıklar içinde kendi yalnızlığıyla barışan İçsel İnsan! İletişim çağının sahte gürültüsünde kaybolmak yerine, Montaigne gibi kendi iç kalesine çekilip ruhuyla baş başa kalmaktan korkmayan, o yalnızlıkta en derin dostluğu bulan asil ruhuna sağlık.
Günaydın, sistemin kurallarına göz kırparak kendi oyununu oynayan Absürdİnsan! Hayatın mantıklı bir açıklaması olmadığını erkenden fark edip, Karl Marx'ın dünyayı değiştirme ideali ile yeraltının tekinsiz havasını harmanlayan; her zorluğa şık bir ironi ve hafif bir alayla yaklaşan o muzip zihnine hayranım.
Günaydın, konfor alanının sınırlarını her gün zorlayan Cesur İnsan! Güvenli limanlarda çürümek yerine, Immanuel Kant'ın "Aklını kendin kullanma cesaretini göster!" çağrısına kulak vererek bilinmezin üzerine yürüyen; her belirsizlikte yeni bir rota çizen o kaşif ruhuna selam olsun.
Günaydın, her şeye rağmen empati kurmaktan vazgeçmeyen Şefkatli İnsan! Dünyanın bencillik üzerine kurulu çarklarına inat, o evrensel merhameti pusula bilip; kırık kalpleri onaran, düşen her ele tereddüt etmeden uzanan o büyük vicdanına sağlık.
Günaydın, hayatı bir görev gibi değil bir sanat eseri gibi yaşayan Estetikİnsan! Günlük rutinlerin gri tonları arasında kaybolmayı reddedip, Oscar Wilde’ın o zarif ve dandy duruşuyla sıradan anları bile birer şiire, birer melodiye dönüştüren; estetiği ve nezaketi bayrak yapan o asil zevklerine hayranım.
Günaydın, her dogmayı ve dayatmayı şüphe süzgecinden geçiren Sorgulayıcıİnsan! Toplumun "doğru" diye sunduğu paket programları olduğu gibi yutmayıp, René Descartes gibi her sabah zihnini tüm ön yargılardan temizleyerek "Düşünüyorum, öyleysevarım" diyen; o uyanık, o bağımsız ve ödün vermeyen entelektüel zihnine selam olsun....
Ve sadece Günaydınnnnnnn 🧿
Bugünkü ‘’Günaydın’’ enerjin her daim seninle olsun Cemo😇Üretim & Direniş günün mottosu oldu☕️😉 Felsefe dünyasında basılmadık nota bırakmamışsın :)Kapsayıcı harika bir yazı olmuş👏🏻 Jean-Paul Sartre için kendimi🦋 Immanuel Kant için BerkantBaruch Spinoza için BurakKarl Marx için de cemo seni etiketleyeyim 😅
Hilal Günay fırtanın ortasında yolumu kaybedebilirim, müthiş hatalar da yaparım yol benim, sahip olduğum herşeye de dört elle sarılırım en çok'ta sana Hilal Günay çünkü öyle kıymetlisin ki benim için 😍 başım kalabalık benden daha fazla edebi söz de yok 🤣🤣🤣
Belki Marcus Aurelius kadar stoacı değiliz,
Nietzsche kadar meydan okuyamıyoruz hayata,
Ama yine de her sabah yeniden başlamayı başarıyoruz ya…
Zaten bence bütün mesele tam da burada gizli.
O yüzden büyük bir mütevazılıkla;
yazıda geçenlerin birazını,
geçmeyen ama içimizde sessizce yaşayan daha nice hâli de kendimde görerek…
etiketliyorum kendimi ve Teso’yu. ☕🧿
Hilal GünayKediseverKusurlarımızla, çelişkilerimizle, yarım kalmışlıklarımızla ama yine de iyi olmaya çalışan tarafımızla
Günaydın bize.