okuyanlarsokagi

okuyanlarsokagi
@gozdece1
B e n i m D ü n y a m instagram:okuyanlarsokagi

okuyanlarsokagi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
2021 23. kitabı
Ömer Seyfettin
8/10 · 6bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2021 21. kitabı
#kitapyorumu Baş karakterimiz Subay Gioavanni Drogo’nun atandığı yer olan ve tüm kitabın mekanı olan Bastiani Kalesine yola çıkması ile başlar. Heyecanlı bir şekilde gerçek yaşamına adım atmaya giden Subayın hikayesi. Lakin kaleye varır varmaz ilk aklından geçen şey geri dönmek, kaleye adım dahi atmamak. Zira mümkün olmadığı için ilk gecesinden sonra 4 ay kadar kaldıktan sonra sağlık raporu ile şehre gitmesinin mümkün olduğu söyleniyor. Bu süreçte Tatar Çölü efsanelerini dinleyen Subayımız savaş hayalleri kurarak Kuzeyden gelecek olan düşmana ilişkin beklentileri onu o kalede kalmaya ikna eder. Daha sonradan şunu fark ediyor ki oraya hiç bir subay kendi isteği ile gelmemiş olup kalmaya mecbur bırakılıyor. Aradan yıllar geçse de Giovanninin umudu her an biraz daha azalmakla birlikte beklemekten vazgeçmiyor. Çölde gördükleri ufacık bir simge bile tüm birliği heyecanlandırmaya yetiyor. Bizim subayımız 50’li yaşlara geldiğinde sağlık sorunları boy göstermeye başlıyor ama o vakitte Kalede savaş çıkacağına, düşman birliklerin yolda olduğunu bildirilip savaş hazırlıkları yapılıyor. Giovanni Drogo ki düşmanı bekleme uğruna yaşamının en güzel duygularından feragat etmiş, otuz yıl boyunca bu umuda tutunmuş. Hastalığı sebebi ile savaşın başlayacağı zaman görevden kovulmakta. Bu durum Drogaya o kadar zor gelir ki dönüş yolunda bir handa ölüm ile yüzleşir. 1940 yılında yayınlanan bu eser İtalyan edebiyatında varoluşçuluk örneklerinden biridir. Hatta ve hatta bu kitabı okuyanlar ve kitabı bilmeyenler olarak okur ikiye ayrılır. Bana göre Tatar Çölü çok büyük bir metafor olarak kullanılmış. Yalnızlığın, umut etmenin, alışkanlıkların, kaygılarımızın eseri. Hepimizin okuması gerek.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Puan vermedi·150 syf.··
2021 20. kitabı
Merhaba Nisan ayının son kitabını da an itibari ile bitirmiş bulunmaktayım. Orhan Kemal’in kalemi ile tanışmama fırsat olan bu eserin gayet akıcı güzel bir dili vardı. Orhan Kemal hakkında yapılan yorumlarda “ Çok az yazar okurun dünyasına onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. “ diyor. Ee bizede bundan sonra diğer eserlerini de okumak düşüyor. Kitap 1930’lu yıllarda Adananın Çukurova ilçesinde pamuk fabrikasında çalışan Boşnak Cemile ve Katip Necatinin aşkı olarak belirtilsede aslında vermek istediği o kadar çok mesaj var ki. Gerçek içimizden, bizden acı olaylar. Çalışan emektar işçiyi memuru, doktoru ezmekten zevk alan Ağa bozuntusu. Ekmek parası için 12 saat o şartlarda çalışan insanların yaşadığı zorluklar. İşçi mahallesinde ki o güzel dostluklar. Babanın evlatlarına sımsıcak, içten muhabbeti. Kızına söz kesmeye geldiklerinde oturuşu her şey o kadar gerçekti ki. Gelgelelim kitapda çok kötü karakterlerde vardı. O kadar sinirlendim ki kadınlar hakkında gerçektende o şekilde düşünen insanlar var. İçler acısı. Velhasıl toplumumuzun dertlerini ele alan bu kısacık ama dolu dolu kitabı hepinize tavsiye ederim. Kitapla kalın.
CemileOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20175,7bin okunma