Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilim
Attığı her adımda siyah bir iz bırakan
Bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi
Bir yanında kederi özümleyen bir lâle
Merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim
Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven
Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı
Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi
Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter
Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda
Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda
Duman çöktü güneşin sitem aynalarına
Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim
Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim
Azizler tohum eker sevgi tarlalarına
Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim
Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim
Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim
Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim
Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim
Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim
Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim
Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi
Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi
Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde
Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde
Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir
Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?
Tamu, Tamag yahut Tamağ olarak bilinen bu kavram, eski Türklerin inanışlarında cehenneme karşılık gelmektedir. Türklerin öteki dünya inançlarının bir göstergesidir. Suçluların yahut kötü şeyler yapan insanların öldükten sonra cezalandırılmaları için gönderildikleri yerdir. İslam inancına geçişle birlikte farklı betimlemeler yapılmış ve nasıl bir yer olduğuna dair fikirler öne sürülmüştür. Farklı görüşlerin ortak noktası ise ateşle dolu olmasıdır. Hakaslarda cehennemi yöneten Tamhan adlı bir tanrının varlığından söz edilir. Eski Türkler Kök Tengri inancı içerisinde Tamu’nun yeraltında olduğuna inanırlardı. Tamu’nun efendisi Erlik Han’dır ve görevi günahkâr kişileri cezalandırmaktır. Dam ve Tam kökünden türediği düşünülür. Kapalı yer ve karanlık anlamları vardır.
Bu arada Kazırgan sözcüğü de Türk ve Altay halk inancında cehennem çukuru anlamında kullanılır. Kazımak ve kazık sözleri ile aynı kökten gelmektedir. Tamu’nun bir başka anlamı ise karanlıktır. Tamu’nun karşıtı olan sözcük ve kavram ise uçmagdır.
İnsanları endişelendiren, üzüntüye boğan günahkar olmaları değil, başkalarının kendilerinden daha iyi, daha masum olma ihtimaliydi; şehrin kötülerle dolu olduğunu düşünmek onları rahatlahyor, teselli veriyordu.