Sonuna dek yaşamak gerçekten her koşulda bir başarı mıdır?
Arkada kalanların üzüntüsünü hayal etmek mümkün değil ama hayat insana ölümden daha çok acı çektiriyorsa, hayatlarına son verme kararlarına saygı duymamız gerekmez mi? Toplumumuz yas tutmakta çok kötü. Belki de saygı duymak konusunda başarısızdır. Bazıları, kendi ölümlerini seçenleri günahkâr, başarısız ya da pes etmiş ezikler olarak nitelendiriyor. Sonuna dek yaşamak gerçekten her koşulda bir başarı mıdır? Hayat denen oyunda gerçek anlamda bir kazanma ya da kaybetme olabilirmiş gibi.
Sayfa 110·Kitabı okuyor
Alıntı
Günahkâr Âdem'in hayırsız evlatları böyledir. Nankör ve vefasız. Gidemedikleri şehirlerin isimlerini gittiklerinden, kendilerini sevmeyen insanların cismini sevenlerinden, gerçekleşmemiş hayallerin hevesini gerçekleşmişlerinden berrak hatırlarlar. Kavuşamamak nasıl aşka teşvik ederse, vuslat da günü geldiğinde unutmaya azmettirir.
Sayfa 52
Reklam
Bir-birinə yadlaşmaq kimin günahıdır?
"Sənin düşüncələrinin yalnız bircə tərəfilə razılaşıram ki,-çünki mən özüm də elə fikirləşirəm-bizim yadlaşmağımızda sənin zərrə qədər günahın yoxdur.Ancaq,eyni zamanda, mən də günahkar deyiləm."
Blake, varlık zinciri boyunca bitki ve nesneleri ruhsal ve estetik bir niteliğe sahip olarak görür. Şiirlerinde çamur topağı ve çakıl taşları konuşur, çiçekler hisseder. Blake'in derin ekolojik duyarlılığı paranın yönettiği bu günahkâr dünyadan şikayet ettiği mektuplarında da dile gelir.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Edebiyat
İnsanlar özne ve nesne olarak doğadan ayrılamazlar, doğanın bütünleyici parçalarıdır. Ne yazık ki yararcı ve sömürücü insan doğanın olumlu gidişini engellemiştir. Blake "İncil, Tanrı'nın Doğayı mükemmel biçimlediğini, fakat Öğelerin Kötülük Prensi ile doldurulduğu zamandan beri İnsan'ın Doğa düzenini bozmuş olduğunu söyler" diye yazar. Bu nedenle günahkâr durumdaki insanlar başlangıçta saf olan doğal düzene kişisel çıkarları ve zalimliği sokmuşlardır.
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Düşünce
İnsan günahkâr olduğu için hiçbir zaman ahlaksal doğruluğa ulaşamayacaktır ve dolayısıyla kurtuluşu ahlaksal olan yoluyla değil Tanrının inayetine sığınarak bulabilir. Bu, etiğin gereksiz olduğu anlamına değil, kurtuluşun insansal adaletin ötesinde ahlaksal olandan daha yüksek bir şeye dayandığı anlamına gelir.
Sayfa 158 - Say·Kitabı okuyor
1000Kitap
Reklam
Reklam