"Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven"
Sayfa 18 - Timaş Yayınları
Rüveyda'ya Ağıt
Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilim Attığı her adımda siyah bir iz bırakan Bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi Bir yanında kederi özümleyen bir lâle Merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir
Sayfa 18·Kitabı okudu
Reklam
Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?
Sayfa 115·Kitabı okuyor
Alıntı
Avrupa, bütün cinayetlerini sağa yükler. Sağ, yakın tarihin "günahkar tekesidir."
Alıntı
Tamu
Tamu, Tamag yahut Tamağ olarak bilinen bu kavram, eski Türklerin inanışlarında cehenneme karşılık gelmektedir. Türklerin öteki dünya inançlarının bir göstergesidir. Suçluların yahut kötü şeyler yapan insanların öldükten sonra cezalandırılmaları için gönderildikleri yerdir. İslam inancına geçişle birlikte farklı betimlemeler yapılmış ve nasıl bir yer olduğuna dair fikirler öne sürülmüştür. Farklı görüşlerin ortak noktası ise ateşle dolu olmasıdır. Hakaslarda cehennemi yöneten Tamhan adlı bir tanrının varlığından söz edilir. Eski Türkler Kök Tengri inancı içerisinde Tamu’nun yeraltında olduğuna inanırlardı. Tamu’nun efendisi Erlik Han’dır ve görevi günahkâr kişileri cezalandırmaktır. Dam ve Tam kökünden türediği düşünülür. Kapalı yer ve karanlık anlamları vardır. Bu arada Kazırgan sözcüğü de Türk ve Altay halk inancında cehennem çukuru anlamında kullanılır. Kazımak ve kazık sözleri ile aynı kökten gelmektedir. Tamu’nun bir başka anlamı ise karanlıktır. Tamu’nun karşıtı olan sözcük ve kavram ise uçmagdır.
Sayfa 98 - kronik·Kitabı okuyor
1000Kitap
İnsanları endişelendiren, üzüntüye boğan günahkar olmaları değil, başkalarının kendilerinden daha iyi, daha masum olma ihtimaliydi; şehrin kötülerle dolu olduğunu düşünmek onları rahatlahyor, teselli veriyordu.
Sayfa 10·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam