Bugünün insanı, her türlü çılgınlığı denemeye çalışıyor, denedikçe de susuzluğu daha çok artıyor. Tıpkı deniz suyu gibi... Türkiye'deki insanlar evi, moderniteyle tanıştıktan sonra unuttular. Şimdi evlere dönmek istiyorlar, fakat dönemiyorlar. Evi tekrar ihya etmeliyiz. Ben matbuattan, günümüz deyişiyle medyadan birtakım haberleri takip ediyorum. Çocuklar neden böyle, ebeveynler neden böyle diye bazı haberler okuyorum. Tüm bu çatışmamız, evi unutmamızdan kaynaklanıyor. Hâlâ birtakım torunlar, torunların çocukları postmodernist akımın maskarası olmuş durumdalar; ama buna rağmen kendi köklerine ve evlerine bağlılıklarını gösteren birtakım simgeleri de üzerlerinde taşıyorlar. Evin ne olduğunu tekrar hatırlayıp evlere dönmemiz lazım; çünkü dışarıda kurguladığımız hayat bize ait değil. Biz dışarıda Amerikan hayatı kurguluyoruz ve dahası da bunu fark etmiyoruz.
Halbuki biz, evde bir hayat kurgularsak o hayat kesinlikle dışarı yansıyacaktır. Böylece biz de kendimize ait bir hayat biçimini toplumsal manada yaşamaya başlarız. Bunun nüvesi, temeli, kökü, tohumu evde atılır.
Bizans ülkesinde İslam etkisini düşündüren bir başka hadise, 7. yüzyıl sonlarından itibaren adını duyuran Pavlikçiler hareketiydi. Bu akımın mensupları prensip olarak Hristiyan inancını koru makla birlikte kilise kurumuna ve ruhban hiyerarşisine karşıydı.
Günümüzdeki Alevi örgütlenmesini andıran bir sivil dini önderlik yapısına sahiptiler. Etkinlik alanları Fırat'ın batısında sonraki yüzyılların Alevi yayılım sahasıyla örtüşmekteydi. 843 dolayında Arapların desteğiyle Pavlikçiler Arapların Tefrikiyye yani "hizipçiler" veya "partizanlar" adını verdiği bir müstahkem kent kurup Bizans'a meydan okudular. Bu isim günümüz Türkçesine Divriği şeklinde gelmiştir. Bizans'ı uzun süre uğraştıran partizanlar isyanı ancak 878'de bastırılabildi.
“Günümüz dünyasında hemen her yere iyice nüfuz etmiş siyasî kültür yöneten - yönetilen ayrımını normalleştirmiştir. Bunun gereği olan roller de yaygın biçimde kabûl görür hâle gelmiştir. Bazı insanlar yönetmek bazıları yönetilmek istemektedir. Neredeyse tüm insanlar devlete önemli görevler-fonksiyonlar yüklemekte ve bunların devlet olmaksızın gerçekleştirilemeyeceğini düşünmektedir. Bu algı ve anlayış kalkmadığı sürece devletler var olmaya devam edecektir.”
Sayfa 21 - İnsan Toplumları ve Siyasal Yönetim·Kitabı okuyor