"Sen namaza durduğunda bil ki, hem Allah Teâlâ ile hem de Peygamberimiz aleyhisselâm ile konuşmaktasın! (Öyle ya, sen namaza sübhâneke/Seni tenzih ederim diye Allah ile konuşmaya başlıyor), tahiyyât'ta da 'Ey Peygamber! Allah'ın selam, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun!' diyorsun. Çünkü Arapça'da 'Ey!' diye başlayan hitap, karşında hazır bulunan kimse için söylenir.
Geceleyin kalkıp kılınan iki rekat namaz, gündüz kılınan bin rekattan daha faziletlidir. Çünkü sen o iki rekatı mahşer günündeki terazinde görmek için kılarsın değil mi?
Bir hizmetçi iş yaptırmaktan başka bir şey için tutulur mu?
Sen hiç yesin, yatsın diye tutulan bir hizmetçi gördün mü?
Sen de para verilip tutulmuş bir hizmetçiden başka bir şey değilsin.
Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur:
Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. (Tevbe, 9/111)
Nefsini dizginlemeyen, nefsi tarafından dizginlenir.
Nefsinden hiçbir talepte bulunmayan, nefsi tarafından cezaya çarptırılır.
Eğer sen nefsine ibadet yükünü yüklesen, o senden itaatsizlik etmeni ve günah işlemeni isteyemez, zaten buna fırsat ve zaman da bulamaz."