BİRTAKIM NASLAR VE NAKİLLER
İmam Ahmed ve Imanı Müslim Ebû Umâme'nin şöyle dediğini rivayet ederler: Rasûlullah (sa)'ı şöyle buyururken dinledim: "Kur'ân'ı okuyunuz. Çünkü o kendi ehline kıyamet gününde şefaat edecektir. Işık saçan iki süreyi, Bakara ve Āl-i Imrân sûrelerini okuyunuz. Kıyamet günü bu iki sûre iki bulut veya iki gölgelik, ya da sıra sıra olmuş iki bölük kuş gibi gelecekler ve bu surelerin ehlini savunacaklardır." Sonra şöyle buyurdu: "Bakara suresini okuyunuz. Onu öğrenmek bereket, ter-ketmek pişmanlıktır. Bâtılcılar onun altından kalkamazlar." İbn Kesir'in söylediğine göre "bâtılcılar'dan maksat sihirbazlardır. "Altından kalkamayacakları"nın anlamı da onların bu süreyi ezberlemelerine imkân olmadığı-nı, bir görüşe göre ise bu süreyi okuyanlara nüfuz edip etkileyemeyecekleri anlamına geldiğini söyler. Imam Ahmed, Ma'kil b. Yesär'dan Rasûlullah (s.a)'ın şöyle buyurduğunu rivă-yet eder: "Bakara Süresi Kur'ân'ın tepesi ve zirvesidir. Onun her bir âyeti ile seksen melek inmiş, "Allah O'dur ki O'ndan başka hiçbir ilah yoktur, Hayydır, Kayyum'dur" âyeti Arşın altından çıkartılarak bu süreye eklenmiştir. Yâsîn ise Kur'ân'ın kalbidir. Allah'ın rızasını ve âhiret yurdunu dileyerek okuyan her bir kimseye mutlaka mağfi-ret olunur. Ölülerinize de bu süreyi okuyunuz." Imam Ahmed'in Müsned'inde, Müslim'in Sahîh'inde, Tirmizî ve Nesâî'de Ebû Hureyre (r.a)'den gelen rivayete göre Rasûlullah (s.a) şöyle buyurmuştur: "Evlerinizi kabirlere benzetmeyiniz. İçinde Bakara Süresinin okunduğu eve şeytan giremez." Tirmizî, "bu hadis hasen-sahihdir" demiştir. Ibn Merdûye ve Nesâî, Abdullah b. Mes'üd'un şöyle dediğini rivayet ederler: Rasûlullah (s.a) şöyle buyurdu: "Birinizin bacak bacak üstüne atıp kendisini müs-tağni görerek Bakara Süresini okumayı terkettiğini görmeyeyim. Çünkü şeytan,için-de
Sayfa 65
Tefsir'den Alıntılar..
Hz. Peygamber'in vefatından sonra Mescid-i Nebevi'de ne zaman hadis rivayet etse gözyaşlarına boğulan Ebu Hureyre ilim ve fedakarlık üzerine bina ettiği dünya hayatını yetmiş sekiz yaşında tamamladı ve Medine'deki Cennetü'l-Baki'ye defnedildi.
Sayfa 174
Reklam
“Beatles” (“Bitlz”) qrupunun musiqisi bizim nəsildən olan insanların çoxu kimi mənim də ruhumu oxşayır, çünki yeniyetməliyimi, gəncliyimi, o dövrdə gördüyüm adamları, olduğum yerləri xatırladır. Bir dəfə televiziyada “Beatles” haqqında silsilə müziklə baxdım. Film qrupun tarixçəsini onun “üzvlərinin” təhkiyəsində təqdim edirdi. Seriallardan birində Pol Makkartninin nəql etdiyi bir hadisə məndə çox güclü təəssürat oyatdı. Bu hadisə “Beatles” qrupunun Nyu-Yorkun Şey stadionuna 50 minlik fanat ordusu toplaması ilə başlayan ikinci Amerika turundan sonra baş vermişdi. Onda “Beatles” üzvləri artıq müntəzəm qastrol səfərlərindən yorulmuşdu. Qrupun sonuncu konserti isə ondan bir il sonra – 1966-cı il avqustun 29-da San-Fransiskonun Kəndlstik-Park stadionunda keçirilmişdi. Qrup üzvləri Pol Makkartni, Corc Harrion və Rinqo Star bir masa arxasında əyləşib söhbət edirdilər. Qastrol səfərlərinə son qoymaq qərarlarının səbəblərini açıqlayırdılar: – Biz bir qrup kimi getdikcə zəifləyirdik, fanatlarımız isə ara vermədən çığırırdı, – Pol dedi. – Əlbəttə, onların bizi sevməyi yaxşı haldır, amma biz öz səsimizi eşidə bilmirdik. Bu cümlələr məni ildırım kimi vurdu. Onlar öz musiqilərini eşitmirmiş. Onda isə musiqi mənasını itirmiş. Ona görə studiyaya qayıdıb o musiqini, itmiş səsləri tapmağa çalışmışdılar.
Kendi Nefsinin Ayıbını Görmek
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kusurları, kendisini başkasının kusurlarıyla uğraşmaktan alıkoyan kimseye müjdeler olsun!" Kişi kendi nefsindeki kusuru bildiği halde, kendisini bırakıp da başkasını kötülemekten utanmalıdır. Başkasının içine düşüp de kurtulamadığı âcizlik, kendi içine düşüp de kurtulamadığı âcizlik gibidir, diye düşünmelidir.
Sayfa 184·Kitabı okuyor
Alıntı
‘Günahtan tövbe eden, hiç günahı olmayan gibidir.’
‘Abdurrahmân b. Şemmâsetu’l-Mihrî’den dedi ki: “‘Amr İbnu’l-‘Âs ’nın ölmek üzere olduğu anda oradaydık. Uzunca ağladı ve yüzünü duvara çevirdi. Oğlu onu: ‘Rasûlüllâh seni şöyle-şöyle müjdelemedi mi?’ diye teselli etmeye başladı. Bunun üzerine ‘Amr yüzünü (bize) çevirdi ve dedi ki: ‘Şüphesiz ki hazırlamakta olduğumuz şeylerin en faziletlisi Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun rasulü olduğuna şahadet etmektir. Şüphesiz ki ben üç hal üzere bulundum. Düşünüyorum da bir zamanlar Rasûlüllâh ()’e benim kadar şiddetli buğuz eden yoktu.İmkânını bulsam onu öldürecektim. Şayet bu hal üzere ölseydim muhakkak Cehennemlik olurdum. Allah İslâm’ı kalbime yerleştirdiği zaman Rasûlüllâh’e gelerek:
Hâfız İbn Abdilber İmam-ı Şâfî’den şunu nakleder: “Anamın kucağında yetimdim. Beni ilkokula yerleştirdi. Hoca için verecek herhangi bir şeyi de yoktu. Hoca da yerine geçmem şartıyla beni yanına kabul etti. Kur’an’ı hatmedince mescide girdim. Ulemâ ile beraber oturuyor, hadis veya bir meseleyi dinliyor ve ezberliyordum. Annemin kâğıt almam için bana verecek bir şeyi yoktu. Beyazı görünen bir kemik bulduğumda onu alıyor ve üzerine yazıyordum. Dolduğunda ise eskiden kalma bir sepetin içine atıyordum.
Reklam
Reklam