Bu ümmetin namazla ilgili bir sorunu yoktur ama hangi hususlarda sorun olduğunu bir Kuran’ı bir de hadis ve mezhep kitaplarını samimi bir şekilde okuyan herkesin anlayabileceği kanaatindeyiz.
Bu konuda farklı yaklaşımlar ve görüşler ileri sürülmüş olması hadis veya ilmihal kitaplarına atıf yapılmadan namaz vakitlerinin anlaşılabildiği gerçeğini değiştirmez.
Bu iki görüşten hangisi kabul edilirse edilsin, namazların kılınış şeklinin Kuran dışındaki hadis veya ilmihal kaynaklarına başvurulmadan anlaşılabileceği ve namazlardan hareketle Kuran’ın önüne yüzlerce cilt kitap yığmanın yanlış olduğu görülmektedir.
Pek çok ayet ve hadisten anlıyoruz ki cehennemde insana verilecek ceza dünyada işlenen suçu çağrıştıracak bir düzen ve mahiyet içerisinde gerçekleşir. Peygamber Efendimiz miraca yükseldiğinde cehenneme muttali oldu ve orada azaba uğrayan bazı insanlar gördü. Bu insanlardan bazıları önlerinde gayet güzel ve yeni pişmiş taze bir et olduğu hâlde ısrarla kokmuş olan kurtlu bir parça eti yemeye çalışıyorlardı. Efendimiz Cebrail'e (as) bunların kimler olduğunu sordu. O da bunların tertemiz eşlerini bırakıp zina yapan kimseler olduğunu ifade etti. (Bezzár, Müsned, hadis no: 9518)
Aslında insanın Allah'ın helal kıldığı eşini bırakıp haram kıldığı zina için başka bir kadına gitmesi, tertemiz olan bir yemeği bırakıp çürümüş ve kokmuş olan bir yemeğe tevessül etmesine benzer.
"Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı" Haydi buyrun...Bu dizeyi günde elli kere okusanız elli kere ferahlarsınız.Yalan dünyanın ardına düştüğümüz ölçüde kafamıza dank etmesi gereken bir dizedir bu ve dünyalıklar için çırpındığımız kadar gönlümüzdeki daralmanın artacağını söyleyip durur.Gönül darlığından kurtulmak için bu dizeden daha hikmetli bir öğüt, bize göre, ya hadis, ya ayet olabilir.