"Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen faal ve kudretli bir zâtın hârika işlerine bak! Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar.
Insanın kendi hayatına istikamet verecek bir fikri bulması ne kadar güç... Ayakkabı değil ki, hazırını alayım. Şimdiye kadar hep kelime-lerle ve bir de hadiselerle yaşadık. Kelimeler bizi sarhoş etti; hadiseler kafamıza vurarak uyandırdı. İnsanı, tarihi ve hayatın ihtiyaçlarını göremedik. Bize bir manivelâ lâzım. Bu nedir? İşte düşüncem. Bazen kendimizi kâfi derecede sevmediğimizi sanıyorum. Hele insanı, düşüncemin etrafında toplanacağı insanı bir türlü bulamıyorum. Kimin için yaşayacağım, kimin için çalışacağım? Bu nasıl bir mahlûktur? Dünyası nedir? Ne düşünür? Nasıl yaşar? Ne yapar? Bunu bilmiyorum. Kaldı ki, hadiseler bu süratle giderse, bu insanı hiçbir zaman bulamayacağım gibi geliyor bana?..
Namaz, oruç ve hac nasıl birer ilahi emirse, Allah'tan ümit kesmemek de öyle ilahi bir emirdir. Kendine olumsuz bir nazarla bakmamalıdır insan; çünkü nazar, gerçekleşen bir duadır. İnsanın kendine olan nazarı ve bakış açısı, onun hâlini ve akıbetini etkilemektedir. Her olayı güzele yormalı; karamsar yorumlardan kaçınmalı ki, olayların gidişatı güzel yorumlara göre şekillensin, daha doğrusu zaten güzele varacak olan hadiseler, karamsar tabirler sebebiyle olumsuz bir håle sürüklenmesinler. Dolayısıyla düzeltilmesi ilk gereken yer zorlu dış dünya değil, bakış açımız yani iç dünyamızdır. Dirilişimizi başlatacak güç orada yatmaktadır.
Herhangi bir işe kendini vererek uğraşmak, bir
meseleyi, tatlı veya acı bir neticeye bağlamak
genç adamı ürkütüyor ve o, birçok şeylerin farkına
varmadan yaşamayı ve nihayet hadiseler,
kendilerinden kaçılamayacak kadar sıkıştırınca, ani ve şiddetli kararlar, o anda aklına gelen hareketlerle işin içinden sıyrılmayı ve her şeyi koparıp atmayı
tercih ediyordu.
Herkes kendi olgunluk, kültür, tahsil seviyesine göre böyle vakalarda tepki gösterir. Ama kültür seviyesi, bilgi seviyesi, olgunluk seviyesi ne olursa olsun, insanlar aynı hadiseler karşısında aynı ıstırabı duyarlar.