Taştın yine deli gönül
Sular gibi çağlar mısın?
Aktın yine kanlı yaşım
Yollarımı bağlar mısın
Nidem elim ermez yâre
Bulunmaz derdime çâre
Oldum ilimden avâre
Beni burda eğler misin
Yavu kıldım ben yoldaşı
Unulmaz bağrımın yaşı
Gözlerimin kanlı yaşı
Irmak olup çağlar mısın
Ben toprak oldum yoluna
Sen aşurı gözetirsin
Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın
Harami gibi yoluma
Arkurı inen karlı dağ
Ben yârimden ayrı düştüm
Sen yolumu bağlar mısın
Karlı dağların başında
Salkım salkım olan bulut
Saçın çözüp benim gibi
Yaşın yaşın ağlar mısın
"Yoksul aydın, zengin aydından çok daha kuvvetli görür. Yoksul, her sözcüğü kuşkuyla dinler;attığı her adım, onun duygu ve düşüncelerine böylece bir görev, bir iş yüklemiş olur. Onun kulağı deliktir, duygusu ince;o tecrübelidir;ruhu yanık yaralarıyla doludur... "
Kurgusu değişince hayatın,
Şirin görünür ölüm; bu kuraldır.
Sanırım ki korkumuzdan,
Öyle bir duruma düşmüşüz...
Düşler bile düz, mâcerasız;
Duygular nehri mecrâsız,
Yürek vadisi nehirsiz,
Zehirsiz ve panzehirsiz,
Bir ömür.
Sözde özgür...
Coşkudan uzak ve yavan
Gök yerine bir basık tavan,
Güneş yerine bir kandil.
Bunun farkına varılınca
Arkada tek geçit, bin menzil
Önümüzde yolun sonu görünür;
Bu da kuraldır.
İlhan Berk