Çünkü biz, hayatla bağlantımızı kaybetmiş insanlarız
Bağlantılarımız o kadar kopuk ki gerçek hayata karşı tam bir tiksinti duyuyoruz. Bu yüzden de bize bunu hatırlatan insanlara kızıyoruz. O kadar ileri gittik ki gerçek hayata bir yük olarak bakıyor ve kitaplarda bulduğumuz yaşamın daha iyi olduğuna inanıyoruz.
..Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak yoksa hangi balık boğmuş kendini, hangi serçe atlamış damdan?
Ne var ki baharı hep sürecek sanmak ahmaklıktır. Bizim de gark olduğumuz bu mutluluk elbette çok devam etmeyecekti. Çünkü mümkün dünyalarda, normal, her şeyin kötüye gitmesidir. Çünkü hangi hazların, iktidarların, bahtiyarlıkların, neşelerin, sarhoşlukların içinde olursak olalım, vaktiyle o bilge körün söylediği gibi, seyrettiğimiz sarhoş ve çılgın bir fecir değil, şaşaalı bir guruptur. Çünkü vaka silsilesi birsamdır, her olay akıbetten ibarettir. Baş yoktur, baş da sondur, son da sondur. Yaşananlar sonundan başlar, sonuna varır. Hatta hiçbir şey yaşanmaz, âlem bir noktadır, nokta da zaten nihayetin ta kendisidir. Nihayetse hiçtir. Hiç.
Mutluluk herkesin istediği ama pek azının bulabildiği bir şeydi. Yalnızca bir türlü mutluluk vardı ama görüntüleri binlerce türlüydü. Bir baştan binlerce başı ayrılmış bir pınarın neresinde hangi mutluluğu yudumlayacağını kimse bilemezdi.