Değişimden bahsettiğimizde: Tercih ettiğimiz normlardan, yaşamak istediğimiz standartlardan, normal olduğunu düşünmeyi tercih ettiğimiz şeylerden bahsetmiş oluruz. Dolayısıyla normatif olmayan terapi yoktur, bize nasıl yaşayacağımızı ve kim olacağımızı (ve hangi tür değişikliklerin tercih edileceğini) söylemek istemeyen terapi yoktur. Bu sadece normlardan hangisini ve hangi sebeple tercih ettiğimiz meselesidir. Değişmeyi istemek, istediğimiz değişiklikler kadar bizim isteğimizle ve onu nasıl tanımladığımızla da ilgilidir.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
“Öfke bize tam olarak nerede sıkıştığımızı, sınırlarımızın ne olduğunu, hangi inançlara ve korkulara takılıp kaldığımızı gösterir.”
Alıntı
“Tavşan dağa küsmüş, dağ demiş ki ‘Naber?’ Tavşan da ‘İyidir senden naber?’ demiş Tavşan içine atan biriymiş.” Dünya, hassas tavşanlar için bir cehennemdir. Herkes seni kahven elinde, keyfin yerinde sanırken; senin içeride hangi dağları yerinden oynattığını kimse hayal dahi edemez. Şayet o taş yığını yeşermeye dair hiçbir belirti göstermiyor ve kaskatı duruyorsa; bu anlamsız bekleyişi geride bırakıp bir tavşan gibi zıplayarak uzaklaşmak gerekir. Sonuçta; dağların tabiatı gereği kalbi yoktur ama bir tavşanın her şeyi geride bırakacak kadar güçlü bacakları vardır.
Bir eserden yalnızca onu kavrayarak değil, kendimizi keşfederek de bir şeyler çıkarabiliriz. Gördüklerimiz karşısında kendi içimize bakmaya hazır olmalıyız. Sanat kendi başına değil bize göre; zaaflarımızı, sözgelimi unutkanlığımızı, umutsuzluğumuzu, yücelik arayışımızı, kendimizi anlarken yaşadığımız zorlukları ya da aşk hasretimizi giderdiği ölçüde iyi ya da kötü sayılacaktır. Dolayısıyla, biz bir sanat yapıtının özüne varmadan önce, sanat yapıtı bize kendi kişiliğimizi tanımamızda yardım edecek, böylece biz de hangi zaafımızı hafifletmek ya da ortadan kaldırmak istediğimizi öğrenmiş olacağız.
Sayfa 72·Kitabı okudu
“Mesele kendin olduğunda insanların seni sevip sevmeyeceği bile değil aslında. Kendin olamadığında, asıl sen kendini sevemiyorsun. Ruhun ait olduğu bedenin içinde mutsuz oldukça bedenin bir hapishaneye dönüşüyor. Hangi mahkum hapishanesini sever ki?”
Sayfa 51·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Öfke bize tam olarak nerede sıkıştığımızı, sınırlarımızın ne olduğunu, hangi inançlara ve korkulara takılıp kaldığımızı gösterir.