İnsanlar, evler, ağaçlar ve anılarla birlikte bir flütün nağmeleri, iki sevgilinin ay ışığında sevişmeleri, balık çalan bir kedinin kaçışı, incire tırmanan çocukların sevinci, taş oymacıların mahir elleri, hanımeli kokusu, yıldızları seyreden bir şairin dizeleri, güvercinlerin kanat çırpışı, kısacası hayatı keyifli kılan her şey ateşe verilir.
Tolstoy'un Diriliş romanının ilk cümlesi: "Yüz binlerce insan üzerine doluştukları toprak parçasını çirkinleştirmek için vargüçleriyle uğraşsalar da; orada hiçbir şey yeşermesin diye her yana beton döküp, filizlenen her bitkiyi kökünden koparmış, havayı kömür ve petrol yaparak alabildiğine kirletmiş, çevredeki tüm ağaçları kesmiş, tüm dört-ayaklıları, kuşları kovmuş olsalar da, ilkbahar gene ilkbahardı."
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi. Kadının hayali minnacık bir evdi, bahçesinde ebruli hanımeli
açan bir ev.
çalamazdı kapısını
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin, yapamazdı yapısını,
bahçesinde ebruli hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda