• Dünyanın zalim gerçekliğine safça yaklaştığı zamanlarda hayat çok daha kolaydı.
    Tami Hoag
    Sayfa 157 - Koridor
  • Evde bir kaç küçük elektrik işi vardı; bir usta çağırdım. 40’lı yaşlarda, ekonomik zorluk yaşadığı her halinden belli ama tertemiz!Eve girdiğinde gözü salondaki kütüphaneye kilitlendi:

    “Ne güzel kütüphane yapmışsınız abla, benim evdeki kitaplarımızı taşımıyor, bel veriyor.”

    Kitap okuyor?!?! Şaşkın ama hayranlıkla baktığımı anladı, devam etti:

    “Sen bu eskimiş üste başa bakma abla. Biz okumayı çok severiz. Ben ilkokulu zor bitirdim ama karımı okuttum. Evlendiğimizde ilkokul mezunuydu. Çocuklar biraz ele gelince, hanıma dedim sen okuyacaksın, ben para getireceğim. Çocuklara örnek olmak lazım!32 yaşında ortaokula başladı, sonra dışarıdan lise bitirdi.
    Yetmez dedim, dershaneye gönderdim, mimarlık kazandı. Geçen sene mezun oldu abla! Şimdi yüksek lisans yapıyor, hocaları okulda kal demişler. Profesör olacak benim hanım!”

    Karısı 44 yaşında şimdi. 3 çocuk annesi. Yardımcı doçent olacak bir kaç yıla..
    Gözlerim doldu, utanmasam boynuna sarılacaktım. Tüm kitaplarımı vermek istedim. İstediğini al usta dedim. Çekinerek bir şiir kitabı koydu yırtık ceket cebine.

    Yazılarımda sıklıkla söylerim: Yaş sadece iki haneli bir sayı! Hayat her gün yeniden başlıyor. Bize yüreklilik, çok çalışmak ve tutku yeter!

    İyi ki geldin ustam hayatıma!
    İyi ki umut var!

    Alıntı..
  • •• ••
    Ve böyle temizken hayat ne büyük günah işledik büyümekle.
    Hani diyorum ya ; umuda gülümse hep,
    Aç gözlerini, yosun tutmuşsa da zaman, aldırma!
    Sen, çoktan kapamışsın gözlerini,
    Yüzünde buruk bir gülümseyişi hediye bırakarak.

    Artık çıkarım bulanık köpüklü dalgalardan.

    Ağlamam bu sefer inan,
    Yıkıldığında kumdan şatolarım.
    Hem artık güneş çizmeyi öğrendim.
    Gözlerime hükmetmeyi, susmayı, tırnağımı daha derinden koparıp,
    Hıçkırıklarımı tam sol yanımda yok etmeyi.
    Gizlemeyi ama bi yağmurda geçmiyor söz işte,
    Yüreğime.
    O ağlıyor ben damlıyorum .
    Bakma büyümüş gibi yapıyorum.

    Cahit Zarifoğlu

    http://www.izdiham.com/cahit-zarifoglu-kalsam/
  • Yani artık haddimi biliyorum, önünde 'hayat' denilen bir taşlık bulunan dağ evimde senin dönemince bilinmeyen ruhsal karışıklıklarımı yaşıyorum, kuyudan su çekiyorum ve eşeğime yüklediğim dallarla ocağımı yakıyorum. Buna 'şimdilerde' kaçış diyorlar babacığım; birtakım toplum sorunlarını çözemeyeceklerini hisseden burjuva, yani senin anlayacağın şehirde yaşayan ve üstelik şehirdeki günlük yaşantının geleneklerini benimseyen aydınlar böyle yapıyormuş. Sen böyle söyleyenlere bakma babacığım. Oğlunu onlardan öğrenecek değilsin ya. Sen de aslında annem gibi benim hiçbir zaman kötü bir şey yapmayacağıma inanırsın değil mi?
    Oğuz Atay
    Sayfa 183 - İletişim Yayınları / Babama Mektup
  • Ne denmişse yalan hayat için.
  • - Kadın ne kadar az hoşa giderse o kadar vefalı olur.

    - Gerek yokken yanındalar, ihtiyacın olduğunda uzakta. Unutma ki, Kimi hayatına girdiğinde hayatını aydınlatır, kimisi çıktığında.

    - İnsanları yalan söylediklerinde dinlemeyi severim. Çünkü; olmak istedikleri ama olamadıkları insanları anlatırlar.

    - Yalnızlık paylaşılmaz paylaşılsaydı yalnızlık olmazdı.

    - Özgürlüğü elinden alınan çocuğa büyük derler.

    - Hayat bizi dört işlemle sınar: Gerçeklerle çarpar, Ayrılıklarla böler, İnsanlıktan çıkarır ve sonunda "topla kendini" der.

    - İşçinin hakkını alnının teri kurumadan veriniz.

    - Hayatta unutamayacağımız en büyük pişmanlık, pişman olurum diye yapmadıklarımızdır.

    - Sen bana bakma ben senin baktığın yerde olurum.

    - İnsana aklı, dertlerinden kurtulması için verilmiştir.

    - İyilik yap hatırlanmaz. Yanlış yap unutulmaz. Sen kimsenin 'yapamaz' dediğini yap, çünkü söylemeseler de akıllarından çıkmaz.

    - Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.

    - İnsanlar çok değişti, dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan sonra beşi de yerinde mi diye parmaklarını saymak zorundasın.

    - Sıkıntı sürecinde olgunlaşan, düşünceyle yoğunlaşan, emekle hazırlanan ve en iyiyi vermeyi amaçlayan faaliyete sanat denir.

    - Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. Bu söz Savaş ve Barış için söylenen bir sözdür.

    - Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.

    - İçim nefretle dolu, öcümü alacağım.

    - Kıskançlık, insanı alçaltan ve küçülten bir duygudur.

    - Ölmek için doğmuştur ya insan; O yüzden her yağmur sonrası toprak kokusunu sever.

    - Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir.

    - Toplumun oluşması engellenemez. Engelleniyorsa nedeni insanlardır.

    - Evliliğe kutsallık veren, aşktır.

    - Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
    Tolstoy