NOKTA DERGİSİ'NDEN NÜKTELER
Altında: Nokta, kendilerini "İhtilalci Müslümanlar" olarak tanımlayan eylemci grup Ak-Doğuş'un "Kumandanı" Salih Mirzabeyoğlu'yla görüştü. Mahir Çayan'dan, Lenin'den alıntılar yapan "Kumandan", "gerektiği yerde gerekeni yapacağız" diyor. "Bir hareket rayına oturduktan sonra, başkasının yaptığı silahlı eylem verim itibariyle bizimdir. Emeç'i kim öldürdüyse öldürdü. Müslümanlar öldürmedi, bunu çok iyi biliyorum. Ama verim itibariyle Müslümanların işine yaramıştır. Aynı Muammer Aksoy cinayeti gibi. Yani iş akmaya başladığı andan itibaren bunu hiçbir güç durduramaz... Bu sözlerin sahibi, son zamanlarda türban ve Ayasofya eylemlerinde üstlendikleri öncü rolle adlarım duyuran, İslâmcı kesimin en radikal grubu olarak bilinen Ak-Doğuş'un Genel Başkanı Mustafa Saka'ydı. Saka'nın deyimiyle "Kumandan"ları ve teorisyenleri olan Salih Mirzabeyoğlu ise biraz daha diplomatik bir dille şöyle diyordu: "Şimdi ben size kıvırmadan söyleyeyim, Çetin Emeç'in öldürülmesinin İslâmî camiaya bir zararı yok. Çetin Emeç'in öldürülmesi iyi oldu demiyorum, İslâmî camia için bir kayıp değildir diyorum. Hareketin yapılmasıyla bana yarayıp yaramaması ayrı hadise. Eskiden İslâmî eylemler bile islâm dışı çevrelere mal edilirken, bugün oluşan potansiyelden İslâmcılara ait olmayan eylemler bile İslâm'a mal olmaya başladı. Eğer provakasyon ise, bu provakasyonun hiçbir zararı olmadı..." Sert bir ses tonu ve tonlamaya uygun bakışlarla bu açık yürekli sözleri söyleyen Mirzabeyoğlu, modern giyimi, seçtiği kelimeler ve Mahir Çayan'dan, Lenin'den yaptığı alıntılarla, dinci bir liderden çok, neredeyse solcu bir militanı andırıyordu. Konuşmayı silahlı eylem gibi "teknik" mevzulardan çok, teorik ağırlıklı yapmayı kabul etmişti. Ama yandaşlarından, Ak-Doğuş dergisi koordinatörü
Sayfa 539 - Ağustos 1994, “NOKTAYI GÖRDÜNÜZ MÜ?”, Vâridât: Noktalamalar, İbda Yay.
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
Adamlar diyor ki, bu Türkler, bunlar Müslüman; Avrupa’ya girmesinler… Peki, 2000 sene evvel girenler kimdi? Osmanlı döneminde gelenler kimdi?.,Daha önce gelenler kimdi? Hep Türk.. ” Saf ırk”, “Aryan ” safsatasına inanmış olan Almanları git biraz kazı, altından Hun çıkar. Birçoğu Türkiye ‘deki pek çok insandan daha fazla Asya tipidir; çekik gözlü, elmacık kemikleri yüksek. Bunlar dedelerini beğenmiyor, yâni bizleri; boynuz kulağı geçti derler ya öyle bir durum var. Avrupalı dediğin de kim oluyormuş?
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Savaşın yanlış olduğunu da düşünüyorum. "Her kurşun üzerinde bir adres yazar" derler. Ona hedef olmak istemedim. Öleceksem de düzgün bir sebebi olsun, kör kurşunla ölmektense, çatışırken, adam gibi öl yani. Onlardan da ölsün senden de ölsün. Ya da kimse ölmesin. Ne onlar bize ateş etsin, ne de biz onlara... İnsanlar yorulacak, savaş kendiliğinden bitecek. Dağda kalmak çok zor. Kimse bu savaşı istemiyor, ne Kürdü istiyor ne Türkü. Kim ne kazandı? Kazanan var, sürekli silah alıyorsun. Bir savaş uçağı alıyorsun 30 milyon dolar. Vallahi, günde iki trilyona yakın para harcanıyor. İki yüz bin asker bakmak kolay değil. 1994'te bir G3 merminin fiyatı 30 bin liraydı. Amerikan yapımı el bombası, Alman yapımı tüfek bombası... Savaş demek para demek. O dönemde bir helikopterin yerden kalkması 30 milyondu. Niye bu savaş? Anlamı yok, canlar yakılıyor. Ölen erlerin çoğunun bir şeyle alakası da yok..
Sayfa 110 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Anı
VÂRİDAT: CEMEL VAK'ASI...
Hazret-i Osman devrinde gevşek tutuma en acı itirazlarda bulunanların başında Hazret-i Aişe vardı. O kadar ki, bir gün, Kâinatın Efendisi’ne âit gömleği ve saç kıllarını gösterip, şöyle haykırmıştı: “Onun bıraktığı gömlek ve saç kılları eskimedi; lâkin Şeriatı eskidi!” Hazret-i Aişe hac için gittiği Mekke’den Medine’ye dönerken, Osman’ın öldürüldüğünü ve yerine Hazret-i Ali’nin seçildiğini haber alınca müthiş bir teessüre uğramış ve hemen Mekke’ye dönüp, bu defa, Peygamber yakını sıfatıyla Osman’ın kanını güden ilk şahsiyet olmuştur. Hazret-i Osman tarafından tâyin edilmiş olan Mekke Emiri de, Hazret-i Aişe’ye katılmıştı. Medine’den Mekke’ye kaçan öbür Emevîler de Hazret-i Aişe’nin etrafında... Nihayet kısa zamanda Mekke, başka taraflardan da gelen yardımlar ve katılışlarla Hazret-i Ali aleyhinde “Osman’ın Kanı” vesilesiyle, gittikçe kabaran bir ihtilâl kaynağı... Talha ve Zübeyr ki, Hazret-i Osman’ı sağlığında en sert tenkitlere hedef tutan iki büyük sahabi, şimdi onlar da, “Osman’ın kanı” dâvasının mihrakı etrafında Hazret-i Ali’ye aykırı... Hazret-i Talha şöyle konuşuyordu: “Osman’ın kanını gütmek dâvasında gerekirse kendi kanımı da feda edebilirim!” Talha ve Zübeyr’in de Mekke’de Hazret-i Aişe’ye katılışı ve hareketi düzenleme yoluna girişi, birdenbire Hazret-i Ali’ye karşı en tehlikeli davranış mahiyetini alıyor ve merkezini Mekke’de kuruyordu... Hazret-i Aişe’nin ilk sözü şu oldu: “Hemen Medine üzerine yürüyelim!” Fakat bu teklifi uygun görmediler: “Medine Ali’ye biat etmiştir ve bağlıdır; oradan bir mukavemet geleceğine şüphe yoktur. Bizimse Medinelilerle vuruşabilecek kuvvetimiz mevcut değil... Şam taraflarına göçsek ve oradan merkeze doğru harekete geçsek daha uygun olur!” Bu fikre de itiraz ettiler: **“Şam tarafına Muaviye
Vâridât: Cemel Vakâsı, ″DERYA KARACA AHMED″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Cemel ve Sıffin Savaşları
Nihai hedefimiz de bu değil mi zaten? Tüm kusurlarımıza rağmen birbirimizi sevmek? Bunu yapmak için birbirimize aslında kim olduğumuzu göstermemiz gerek.
Sayfa 179·Kitabı okudu
Alıntı
"Cheol, senin üstün bir yeteneğin var. Ancak her değerli şey gibi o da saklı. Gizli gücünü bulup uygun șekilde kullanabilirsen doğuştan sahip olduğun sınırları aşarak daha yüksek bir boyuta ulaşabileceksin. Bunu başarırsan o yeteneğini geliştirmenin ötesinde kontrol de edebilmelisin. Elbette şu anda sahip olduğun yeteneklerin yeterli olduğu için onları acele etmeden mümkün olduğunca kullanmaya bak."
Sayfa 70·Kitabı okudu
Alıntı