• Okumak değil, ne okuduğun önemli...
  • Okumak için geç kaldığım bir kitap, keşke okumak bende bir alışkanlık olmadan önce bu kitabı okusaydım çünkü o zaman bu kadar çok okumazdım ya da benim için bende bir zaman geçirme uğraşından öteye geçmeyen eserleri kaldırıp bir kenara atardım. Kitap bize gösteriyor ki aslında okuma alışkanlığı çoğu zaman düşünceyi geliştiren bir eylemden daha çok özgün düşünmeyi yok eden bir eyleme dönüşüyor okurda, başkalarının düşüncelerini fikirlerini benimseyip onlara inanıp hiçbir düşünceyi kendi kafamızdan değil sadece okuduklarımızdan alıp onların tellallığını yapıyoruz o da yetmiyormuş gibi kendimizi çok bilgili, ve zeki zannetmeye başlıyoruz. Oysa ki bir papağandan farkımız yok daha önce söylenenleri söyleyip sanki ilk söyleyen bizmişiz gibi davranıyoruz. Ya da hiç düşünmemiş, düşündüğünü dile dahi getiremiş bir yazarın çalakelem yazdığı eserlerde günlerimizi, dinlenerek düşünerek geçireceğimiz vakti heba ediyoruz. Schopenhauer kitapta diyor ki :Her insanın serbest zamanı tam olarak onun kendisi kadar kıymetlidir. Sanırım biz de o kelimele çöplüklerini okuyarak kendimizi kıymetsizleştirdik. Bu kitap bize nasıl okumalıyız, kimleri okumalıyız, okurken nelere dikkat etmeliyiz, neyi okumamalıyız gibi konularda yol gösteriyor. Kitapta da söylendiği gibi sayfayı doldurmak için yazılan hiçbir şey okunmaya değmez. Onun için ben de daha fazla uzatmadan diyebilirim ki bu kitap okumadan önce okunması gereken ilk kitap. İyi okumalar.
  • Sınavlara çalışmaya üşendiğim için 500 sayfalık kitabı 2 güne sığdırıp bitirdim. Kitap bir profesyonelin elinden çıktığı çok belli olan, ama içi fazla boş bir kitaptı. Birçok yazar tarihi gerçekliklerden yararlanıyor ancak gereksiz yere insanları vikipedi bilgisine boğmaya gerek yok. Ancak kendisi de belirli bir kitleye hitap ettiğinden fazla yargılamak istemiyorum. Her yazar kendi okuyucusunun kalitesini biliyor.

    Zülfü Livaneli neden Türk yazarların okunmaması gerektiğini anlatan bir yazar demek istiyorum ama belki bu artık Türkiye ile ilgili değil, tüm dünyada kitap kalitesi her gün düşüyor. Bu kalite düşüşü sadece oransal olarak değil, en iyi yazarların da kalitesi düşüyor.

    Akıcı ama okunmaya değecek kadar iyi bir kitap değil. Eğer bir gün uçak yolculuğuna çıkacaksanız yol için alın okuyun. Başka türlü zaman kaybına değmez.
  • Merhabalar Efendim....!!

    Kahveleri Hazırlayın...!
    {Ç News} Kitap Fuarı Özel Yayını Başlıyor...!

    Kocaeli kitap Fuarı ve Ben adlı Yazıma Hoş Geldiniz :)
    Uzun ama çoook uzun bir yazı oldu baştan belirteyim. Normalde bu kadar uzun olmayacaktı. Ne ara uzadı bende bilmiyorum.. :)

    Fuar'a iki defa gittim. İlkin de 2 saat, ikincisin de 4 saat gezdim. 4 saat biraz biraz yetti. Bence en az 6 saat lazım :) sadece kitap almıyoruz ki, muhabbetimiz bol bizim.. :)

    Bugün Asıl maksadım bu alanda toplanan sahaflardı. Yalnız o kadar sahafın içinde gerçekten işini yapan sahaf sayısı beş'i geçmez. Her kitap okunmaya değer mi? (Bence) Değmez tabi ki. Zaman önemli. Zaman geçiyor ve bunu iyi kullanmak lazım. O yüzden seçebildiğimiz kadar iyi kitaplar seçmeliyiz.

    Fuar kitapların dışında bana keyifli sohbetler kazandırdı. Öncelikle Nostalji Sahaf, Türkiye İş Bankasın da ki görevli arkadaşlar, şans eseri denk geldiğim ileri yayınlarında ki arkadaş. (ileri Yayınlarını takip etmişliğim yoktur ya da okumuşluğum. Koskoca 5 metrelik bir Mustafa Kemal'in askerleriyiz standı haliyle dikkatimi çekti ve uğradım.) YKY'ye uğradım fakat sohbet ettik onun dışında bir şey alamadım. Daha devamı var.. Bu fragmandı :)

    Sohbet tadında yaptığım alışverişlerden bakalım neler almışım. İlk önce sahaflardan başlayalım;

    Atatürk'ün Hatıra Defteri (Türk Tarih Kurumu)
    Cem Karaca Kitabı (Ada Müzik)

    Bu iki kitabı adını hatırlamadığım bir sahaftan aldım ve çok temizler. Özellikle hatıra defteri el değmemiş resmen. İçinden de Anıtkabir den alınmış güzel bir kartpostal çıktı. Bu iki kitabı 30 TL'ye aldım. Çok uyguna geldi. Basımları yok çünkü. Sahaf'ın ne sahibi ne de çalışanı nazik değildi. Gözüme ilişti kitaplar aldım ve çıktım.

    https://ibb.co/jxPzMJ

    Yine adını hatırlamadığım bir sahaftan;

    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'na Ait olan,

    Gelibolu ve Arıburnu kitaplarını aldım. Bu iki kitap bana çok uyguna geldi. Hem satışları yok hem de ciltli ve üzerlerin de özel bir şömiz kaplama mevcut. İkisini 35 TL'ye aldım. Normal de Tek bir kitap 36 lira zaten :) sıfır el değmemiş tertemiz kitaplardı. Sahaf ilgili ama kapanış saati geldi diye aceleci idi. Yenisinin Internette 21 TL olduğu Murat Bardakçı kitabına 25 TL istedi. Çok dedim. Sen bilirsin. Evet ben çok bilirim dedim çıktım :)

     https://ibb.co/bsYFvd

    Gel gelelim Nostalji Sahaf'a. Bu abi'yi çok sevdim ve uzun uzun sohbet ettik. O kadar çok durdum ki artık insanlar çalışan olduğumu sandı ve kitap sormaya başladılar. :) İkinci kez gittiğim de daha çok sohbet ettik onu da anlatacağım...

    Şimdi ilk seferden üç kitap aldım.

    Yaşar Kemal - Ağrı Dağı Efsanesi (YKY)
    Aziz Nesin - Yaşar Ne yaşar Ne Yaşamaz (Adam)
    Aziz Nesin - Surname (Adam)

     https://ibb.co/dtthad

    Çok cüzi bir miktar verdim bu kitaplara. 20 TL :)

    Sahaf gibi sahaf. Çok sevdim kendisini. İkinci kez gittiğimde daha çok kitap aldım ve daha çok sohbet ettik. Bir de kaset aldım.. :)) neyse onun hikayesi sonra..

    Bunlar ilk gittiğim de yaptığım kitap alışverişleri idi. Kısa bir fuar değerlendirmesi yapayım ;

    Fuar'un bulunduğu lokasyon ücra bir yer değil. Her türlü otobüslerin geçip gittiği, zaten etrafı avm olan bir yer. Fuar alanı çok büyük. Sahaflar ayrı yerde, normal yayın evleri  ayrı yerlerde kümelenmiş. Anladığım kadarıyla bundan önceki senelerde kim nerede ise bu yılda aynı yerinde. Park yeri yeterli. İki sefer gittim ve sorun yaşamadım. Güvenlik iyi. Özel güvenlikler yerine polisler güvenliği sağlıyor. Havalandırma ve Yürüme alanı iyi kimse ile çarpışmadım :) Sadece gerçek Sahaflar daha fazla alanda hizmet verebilirdi. Bazı sahaf adı altında kitap satanlar vardı ki evlere uzak. Şaka gibi. 100 kitap yok. İki sefer de de aynı manzara ile karşılaştım.. Neyse biz ikinci seferimize geçelim ve daha sonra son bir değerlendirme yaparız.

    Bugün çok fazla kitap aldım. Merak edip aldıklarımın yanında, listeye eklediğim kitaplarda vardı.

    İlk iş olarak Nostalji Sahafa tekrar gittim. Selam verdikten 2 saat sonra falan ayrılabildim. İlk yarım saat'te kitapları seçtim. Ondan sonrası muhabbet oldu.. Hatta o kadar uzun durdum ki artık insanlar benden bir şeyler istemeye başladı. Dert yananlar kitap arayanlar. Onun dışında plak, kaset, cd de satıyordu.. Bolca kaset dinledim. Ac/Dc, Metallica, Nirvana, Sepultura, Overkill, Gun' s Roses.... Ve daha niceleri..
    Çok keyifliydi.

    Aldığım kitaplar;

    Büyük Atatürk'ten Küçük Öyküler 1-2 (Can)
    A'dan Z'ye Yaşar Kemal (YKY)
    Nazım Hikmet;
    Kuvayı Milliye,
    Memeleketimden İnsan Manzaraları (YKY)
    Aziz Nesin;
    Nah Kalkınırız,
    Bay Düdük,
    Rıfat Bey Neden Kaşınıyor,
    Tatlı Betüş,
    Sosyalizm Geliyor Savulun, (Adam Yayınları)
    Şimdiki Çocuklar Harika (Nesin Vakfı)
    Sosyalist Gözle Sanat Ve Toplum (May) (Denk gelen bir kitap ince bir şey ama açtığım her sayfası bağladı beni. Verdiği mesajlar güzeldi. Merak edip aldıklarından.)

     https://ibb.co/kMYuoy

    Ve bunlara ek olarak, hellboy ÇizgiRoman'ını aldım. Tamm bir koleksiyonluk. Matbaa'dan kesilmeden ve kapak takılmadan çıkmış. Tam sayfa. Sayfaların üstü bile tırtıklarından ayrılmamış. Koleksiyon olsun diye aldım. :)

    https://ibb.co/mqDr1J

    Bunlara ek olarak bir de kaset aldım. John Lennon'ın Imagine Albümü.

    1988 Yılına ait ve tertemizdi. Çift kaset. Evde walkman im var dinlerim nostalji olur dedim aldım.. Eve geldim ama walkman çalışmıyor. İçindeki kaset çalar lastiği gevşemiş. Neyse ki basit bir şey ama ben walkman almaya karar verdim. Dün ilanlara baktım ve Sony walkman 10.yıl edisyon olan walkman satışa girmişti. Nadide bir parça idi ama alamadım satıldı maalesef. Sağlık olsun. Ne walkman i diyenler olabilir lakin yeri ayrıdır. :) üzgünüm... Çok değerli bir bir kasetçalar dı :(

     https://ibb.co/fay5vd

    Kitap, Çizgiroman ve kaset'e bana göre çok cüzi bir miktar ödedim. Bütün her şeyi 100TL'ye aldım.. :)

    Daha sonra bir kaç sahaf daha dolaştım. Ama pek ısınamadım ve son kez Şibumi'nin ilk basımını aramaya koyuldum. Bir yerde rastlamıştım
    Alamamıştım. Tekrar gittim ama satılmıştı. Yoksa burada ne kıskançlıklar olacaktı.. Ah ahh.. :) Sahaf Abimiz de neyse, yazmayayım. Para kokluyor resmen. Kitaplara verdiği rakamlar efsane. Satışı yok, 100 lira.. Yahu 10 gün sonra satışı olacak.. Hint kumaşı değil ki? Milleti sömürmek için uğraşanlarda var tabii...!!

    Oradan çıktım dedim normal yayınevleri'ni dolaşayım. Fuar'a gidenler bilir Internet fiyatlarından daha pahalıdır yayınevleri burada. Klasik %20-25 indirim uygularlar. Yanı fuar diye ucuza almaya gitmeyin :)

    İlk durağın Ötüken oldu. Yüzleri gülen güzel insanlar vardı. Kitapları almam 44 saniye sürdü. Aklımda olanları aldım çünkü. Dedim şunu şunu ve şunu istiyorum. Arkadaşın yüzünde gülümseme. Tabi. Dedim 1 dakika da bu kadar kitap hiç satmadın değil mi :)

    Aldığım kitaplar;

    Cengiz Aytmatov'un Kutulu Kitap serisi vardı. İçinde 10 kitap var. Onu aldım. Hepsini yazamayacağım, liste bu;

    https://ibb.co/c40kvd

    Nihal Atsız - Deli Kurt
    Ziya Gökalp - Türkçülüğün Esasları
    Ve Bismark... (Merak ederdim kendisini iyi denk geldi)

    Toplu olarak bakarsak görünüm şu şekilde;

    https://ibb.co/nzSb1J

    Aldığım bu kitaplar da Ötüken %40 yaptı sağolsun. Geçen hafta yaptığı indirimi devam ettirmiş. Ben ötükenle Mehmet sayesinde tanıştım. Bir kaç kitap vardı ama öyle takıldığım baktığım bir yayınevi  değil. Görüş olarak çok şey taraftalar o yüzden. Ben iki türlü de yanlı yayın yapan yayınları çok tercih etmem. Karışık yayın yapanlar benim için daha iyidir. Neysem..

    Ötüken'den sonra Türkiye İş Bankası Yayınlarını ziyaret ettim.. Burada ki arkadaşla yarım saatten fazla muhabbet ettik. Sonra bir hacı amca geldi. Efsane bir amca :) Kazım Karabekir in kitaplarını arıyordu. Bir kaç kitap önerdim. Oho dedi onlar var tamam başka? Dedim nasıl başka :) e sen kulağına küpe takmışsın, sonra kaşına takmışsın, kulağının arkasına da takmışsın dedi. Bak çeşitlendirmişsin dedi. Bir tane yetmemiş dedi. Bende farklı kitaplarını arıyorum dedi eheheh. Biz başladık gülmeye. Bu kadar iyi bir örnek veremezdi herhalde. Amca Rizeli. Telefonundan kütüphanesini gösterdi. Net söyleyeyim İş Bankası Yayınları'nın standın dan daha fazla kitap vardı. Muhtemelen kitap sayısı 3 ile 4 bin arasında. Kütüphane gibi ev :) çok güzel sohbet ettik amca ile sonra o gitti.. Alacağım bir şey yoktu ama yine aldım üç kitap..

    Resim Harp Tarihi - I. Dünya Savaşı (Bunun II. Dünya Savaşı olanı bende zaten vardı. Bir ara I.sini aradım bulamamıştım. Ya da 3 4 gün sonra gönderim seçenekli idi almamıştım. Görmüşken alayım dedim. Efsane bir kitaptır tavsiye ederim. Fotoğraflarla desteklenmiş harika bilgiler vardır. Şimdi takımı tamamladım.)

    Talat ve Enver Paşaların hatıralarını aldım. (Çok kalın olmaması ve Ekstra bilgi edinebilmek için aldım..)

    https://ibb.co/c3DVvd

    Daha sonra YKY'ye Geçtim ama bir şey almadım. Sadece biraz muhabbet ettik orada ki arkadaşla. Sonra ayrıldım. Biraz dolandım neler var neler yok diye. İlgimi çeken çok fazla yer yoktu. Sonra Mustafa Kemal'in Askerleriyiz yazılı 5 metrelik koskoca bir stand gördüm. Yukarı doğru 5 metre ama fuar'ın sonlarında yer bulmuş. Dedim siz kimsiniz :) İleri Yayınları imiş. Hiç bilmediğim bir yayın. Bu da Ötüken gibi sanırım, kendi yayın politikasına göre uç görüşlerde yayın yapıyor. Takip ettiğim ya bir kitabını almışlığım yoktu. Ama güler yüzlü iyi insanlardı. Hepsi ile bir şeyler konuştuk. Çok ilginç kitaplar çıkardı. Ülkemiz de hiç çevrilmemiş ama önemli kitaplar. Neyse önerdiği kitaplardan bir tane seçtim... Meraktan aldım bu kitabı da :)

    Transkafkasya İçin Mücadele

     https://ibb.co/bSvMJy

    Dedim kitap iyi çıkmazsa yakana yapışırım :) okuyunca göreceğiz...

    Oradan bir bakış attım. Kaynak yayınlarını buldum.. Dedim bir bakayım.. Gözüme ilişen bir kaç kitap denk geldi aldım. Bunlar hep çeşitlemek amaçlı yaptığım işler :)

    İlker Başbuğ - Nasıl Bir Türkiye
    Osmanlı'da Sosyalizm Türkçülük ve İttihatçılık (Kitabın adı bile albenili. Merak ettim)
    Feroz Ahmad;
    Ittihat Ve Terakki,
    Ittihatçılıktan Kemalizme,
    Modern Türkiye'nin Oluşumu

    https://ibb.co/bCfcrJ

    Son alışverişim bunlar oldu. Burada da biraz sohbet ettim ve artık kapanıyordu fuar. Dört saatlik bir kitap gezisinin sonuna gelmiştim.

    Bir kaç özel baskı poster ve ayraç aldım.
    Poster 1 https://ibb.co/kaTK5d
    Poster 2 https://ibb.co/f0FtWJ
    Poster 3https://ibb.co/kSU95d

    Kitap Ayraçları ;
    https://ibb.co/ieH1Jy

    Daha fazla gezip daha az ya da çok kitap alınabilir ya da hiç alınmayabilir. Sadece o ortamda bulunmak binlerce kitap arasında dolaşmak bile ayrı keyfili. Fuar alanı'nın ekstra olarak sunduğu ne var-yok bilmiyorum. Onlara bakamadım. Araçları ile gelmeyenler için otobüsler, ring ler vs var sanırım tam bakamadım ama bu konuda ulaşımı kolaylaştırmışlar.

    Yayınevi Fiyatları: Internet fiyatlarından %5 az ya da çok. Farkı yok. İndirim için gitmeyin. Hüsrana uğrarsınız. Bu bütün fuarlar için geçerli.

    Sahaflar : çok fazla varlar evet. O kadar sahafı aynı anda görmekte güzeldi. Ama benim seçebildiğim kadarı ile işini layıkıyla yapabilen sayısı 6 yı geçmez. Diğerleri ya sizi soyma peşinde ya da çok fazla (en azından bana göre) kitap satmaya çalışmaktalar.. Tarih kitaplarına çok yöneldim ama çok az rastgeldim ve alamadım. Bunların içinden en keyiflisi tabi ki Nostalji sahaftı. Bir sonraki yıla daha değişik şeyler yapacağını söyledi. Balat'ta ki dükkanına da gideceğim. Sohbetimizi yarım bırakacak değiliz... :)

    Çok ama uzun yazdık. Umarım biraz fikir oluşturmuşumdur. Çok fazla kitap aldım. Daha fazlasını da alabilirdim. Ne kadar gezerseniz ve ne kadar bütçe ayırırsanız o kadar çok şeyle evinize dönüyorsunuz.

    Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz..!!

    Sağlıcakla kalın..

    {Ç News}
  • Robert Bryndza, İngiliz asıllı yazarın ilk kitabı Buzdaki Kız. Yazar hakkında edindiğim bilgilere göre eşcinsel bir evlilik yapıp eşinin soyadını almış ve kitabında ki karakterlere de bunu yansıtmış.

    İnsanların özel yaşamları değil değinmek istediğim, dünya üzerinde birbirine saygı duymayan insan toplulukları olarak yazarın bireyler tarafından hoş karşılanmayan yaşam biçimlerini kitabına yerleştirmesi aksine çok cesurca.

    Gelelim kitabımıza:
    Dedektif Erika Foster, eşinin ölümüyle sonuçlanan, son soruşturmasıyla uzun süre görevden alınmıştır.
    Ünlü bir ailenin kızının ölü bulunmasıyla iş hayatına geri döner.
    Zengin aile kızı Andrea uçarı yaşamıyla bilinmektedir.
    Kız kardeşini kıskanan sorunlu abla Linda ve umursamaz kardeş David ile buluşacağı gece ortadan kaybolmuştur.
    Bu zorlu dava da geçmişte yaşadığı olumsuzlukların etkisiyle hassas olan Erika üstleriyle sürekli ters düşmektedir. Sezgilerine güvenen dedektif için kedi fare oyunu başlamıştır.
    Eski sevgililer, nişanlısı Giles ve tehlikeli arkadaş çevresiyle birçok şüpheli vardır. Hiçbir şey sandığı kadar kolay sonuçlanmayacaktır.

    Buzdaki Kız tek bir mantık hatası saptadığım orta kalite bir polisiye-gerilim türü. Kurgu tahmin edilebilir olduğu için sonu aşırı şaşırttı diyemem. ( Bana göre öyle, yine de katili son ana kadar öğrenmiyorsunuz.) Türünün takipçilerini etkileyecek kadar mükemmel değil.
    Buna rağmen okurken sıkmayan bir anlatıma sahip ki bu da yazarın ilk romanına göre çok başarılı. Her ne kadar benzer kurgular içerse de Dedektif Foster'ı kesinlikle sevdim.
    Kitap için okunmaya değmez yorumunda bulunamam sadece bu türün okuyucuları için beklentinin altında ama yeni bir okur, farklılık isteyen kişiler için etkileyici bir kitap.
    Üstelik Erika'nın hikayesi yazarın ikinci kitabı olan Gece Avı'n da devam ediyor.
  • □ Bana Her Şey Seni Hatırlatır,gerek renkli kapağı gerek konusu gerek de ismi çok ilgimi çeken ve uzun zamandır kitaplığıma konuk olmayı bekleyen bir kitaptı.Okuduğum,okuyor olduğum ve okuyacağım kitaplar hakkında her zaman okur yorumlarına göz atar,kendi kafamda küçük bir değerlendirme yapar,okuma ve alma sırasına koyar ve bolca fikir edinirim.Bu kitap hakkında diğer okurların yorumlarını görmek pek içimi açmadı maalesef.Yorumlarda genellikle şu kelimeler boy gösteriyordu: "berbat,zaman kaybı,sıkıcı,okunmaya değmez"... Ve daha nicesi.

    □ Bu yorumlar beni kitaptan uzaklaştırdı ve daha okumadığım hatta satın bile almadığım kitap hakkında büyük bir önyargıya sahip oldum.Kitap okuma listemde dibi buldu diyebilirim.Bütün nefret dolu yorumlara rağmen hala bu kitabı okuma isteğim vardı.Çünkü herkesin nefret kustuğu bir kitap ne kadar kötü olabilir,bilemiyordum.Ablamın bir arkadaşında rast geldiğim kitabı edinmiştim.İçimde büyük bir mutlulukla kitabı okumaya başladım.

    □ Konu olarak ele aldığı şey ise çok uzun yıllar önce ilk aşkı olan; bedenini,ruhunu,kalbini teslim ettiği Nate Lawson'ı büyük bir yanlış anlaşılma sonucu kaybeden Erin Edwards.

    □ Bana Her Şey Seni Hatırlatır,geçmiş ve gelecek arası yolculuk yapan kitaplardan birisi.1985 yılındaki Erin,bir partide hayatının aşkı olduğuna inandığı Nate ile tanışır.İlk sohbetlerinde onunla bir bağ kurar.Sonrasında ise 2 yıllık bir ilişkinin altına imzasını atar.Bu ilişki günümüzde bile zihninde ve yüreğindedir.

    □ Günümüz zamanlarında ise Erin,16 yaşında Camilla adında bir kız evlada sahiptir.Rick adında kariyer sahibi adamla güzel bir ilişkisi vardır.Nate ile olan mükemmel hatıralarını kalbine gömüp hayatına devam etmiştir.Artık bir yetişkindir.O,Nate'i unutan Erin'dir.

    □ Peki onu bütün kalbiyle seven sevgilisi Rick,ona evlilik teklifi ettiğinde beyninde yankılanan isim neden "Nate" olmuştur? Evlilik teklifinden sonra Nate ismi sürekli Erin'in içini kemirmeye başlar.Erin,ona hala capcanlı bir aşk duyduğunu fark eder.Ona her şey Nate'i hatırlatır.Onu sonsuza dek seveceğini söyleyen,ona hayatının en güzel günlerini yaşatan ve evlilik hayalleri kurduğu Nate.

    □ Saçma bir nedenle onu terk edip yüreğinde yılların bile kapatamadığı bir yara açan Nate.16 yaş hatırası ve geçmişin hayaleti Erin'in peşini bırakmazken o,geleceğine bakıp Rick'in evliliğini kabul mu edecektir,yoksa kalbinde büyük bir iz bırakan ilk aşkı Nate'i mi arayacaktır? Bana Her Şey Seni Hatırlatır,bir kadının hiç aklından çıkmayan ilk aşkının isminin kulaklarında çınlaması; 'Acaba şimdi nerededir?' ve 'Şimdi hayatımda o olsaydı...' sorularının beyninde yankılanmasıdır.

    □ Kitabı herkesin aksine çok beğendim ben.Akıcı,derin,düşündürücü,duygusal ve oldukça sürükleyici buldum.Bazen çok sinirlendim,bazen de tatlı gülücükler saçarak kitabın dünyasının içinde yaşadım.Ben başarılı buldum kitabı lakin eleştirilecek yönleri elbette var ki bu hatalar gözden kaçabilecek kadar basit de değildi.

    》》》》》》》》》》》》》》》》》》》》》


    Çeviri ve İmla


    ⬇⬇⬇⬇⬇⬇

    □ Çeviri ve imla gerçekten çok sıkıntılıydı.O kadar çok anlatım ve yazım yanlışı vardı ki gözü çok tırmalıyordu. Hamile yerine "gebe" kelimesinin kullanılması özellikle affedersin kelimesinin "bağışla" olarak yazılması beni çok rahatsız etti.Devrik ve anlamsız çok fazla cümle vardı.Editör keşke kitabı bir gözden geçirseymiş,hiç bir şeyi incelemeyip yazım yanlışlarıyla dolu kitabı önümüze sürmüş.

    □ Çevirmen Çiğdem Samsunlu'nun çevirisiyle Kayısı Öpücükleri'ni okumuş ve hiçbir problem yaşamamıştım ama bu kitapta göze çarpan çok hata vardı,bunu da dikkatsizliğe veriyorum çünkü kitabın akışına kendimi kaptırdığım için cümlelere dikkat etmeyi bıraktım.

    》》》》》》》》》》》》》》》》》》》》》


    Ana Karakterlerin Saçma Davranışları

    ⬇⬇⬇⬇⬇⬇⬇⬇

    Baş karakter Erin ve Nate'in çok mantıksız ve sinir bozucu davranışları vardı.Bundan sonrası detaya kayacak,kitabı okumayı düşünenler ya da şu anda okuyanlar burayı atlayabilir.



    ________ Spoiler Başlangıcı_________


    ■ Erin,ilişkilerinin başlangıcından epey sonra Nate'in ona yeterince ilgi göstermediğini düşünerek Pete adında bir çocukla çıkıyor ve üstelik fazla yakınlaşıyorlar.Bir ay sonra pişman olup Nate'e geri dönüyor ve Nate de hemen "aşkım,seni seviyorum" diyerek Erin'i kabul ediyor.Bu kadar basit olabilir mi her şey? Sevgilin başka bir adamla gezip tozacak,cilveleşecek sen de göz yumup sana geri dönünce hemen kollarına alacaksın.Sinir bozucuydu.

    ■ Erin,Pete'i de Nate'i de parmağında oynatıyor başka bir deyişle.Barıştıklarından sonra Erin,yine Nate'in kendisine eski ilgiyi göstermediğini düşünerek Nate'in arkadaşı Todd ile konuşuyor ve Nate kıskanıp kendisine ilgi alaka göstersin diye Todd ile de cilveleşip telefon numarasını veriyor.Todd,sarhoş halde kendisini aradığında "gelmeyeceksin!" diyemiyor Erin.

    ■ Üstlüne üstlük sarhoştan ne olacak diye evine alıyor onu.Nate onları görüp yanlış anlayınca da "Yalvarırım,gitme Nate!" gibi sözler sarf ediyor.
    Bence Erin terk edilmeyi çoktan hak etmişti yine de onun için üzülmemek elde değildi,gözlerimin dolduğu sahneler bile vardı kitapta.Ah Erin,vah Erin demiştim kendi kendime.
    __________Spoiler Sonu____________



    □ Kitap her şeye rağmen beğenimi kazandı.Hep diğer sayfada ne olacak diye kalbimin küt küt attığı,okulun yoğun ve kasvetli havasında bana mola olan,yormayan ve gayet duygulu işlenen bir kitap.Konu basit ve sıradan,bu su götürmez bir gerçek.Ama yazar duyguları çok iyi ifade etmiş bana göre.Betimleme biraz daha yer alsaydı,diyaloglar da gereksiz cümleler bulunmasaydı ve çok gereksiz cinsellik kullanılmasaydı daha çok sevgimi kazanabilirdi.

    □ Bir kadının yıllar yıllar önce büyük bir tutkuyla sevdiği sonra kalbine gömdüğü aşkının hafızasında yer edinmesini ve onun aklından bir an bile çıkmamasını konu eden ve bana duygu karmaşası yaşatan,mükemmel diyemesem de severek okuduğum bir roman oldu.Yakamoz Yayınları,baskısıyla yine gönlümü fethetti.Kapak,sayfa tasarımı,kokusu ve çekici ismi gayet güzel tasarlanmış.Orijinal isim olmasa da kitabın ana düşüncesini yansıtan,çok iyi bir isim seçilmiş.Beth Harbison'ın kaleminden dökülen ve Gemma'nın hikayesini konu alan Hayatı Bütün Kalbinle Sev kitabını da en yakın zamanda temin edip okuyacağım.

    □ Bir diğer konu : kitap hakkında yapılan acımasız ve iğneleyici yorumları kesinlikle hak etmiyor.Kitabı beğenmeseniz bile "iğrenç,zaman kaybı,bomboş" diye nitelendirmek yazara çok büyük haksızlık.Her kitabın hissettirdiği ve kattığı şeyler vardır,cinselliğin hat safhada olduğu kitaplarda bile.Önemli olan kitabın verdiklerini kalbinle hissetmek.Bir yazar,kitaplarını yazmak için daktilo ya da bilgisayar başında aylarını,yıllarını kitabını bizlere sunmak için harcıyor,kimi zaman önemli işlerini ve günlük hayatını ihmal ediyor,bir cümleyi yazabilmek için belki de günlerce araştırma yapıyor.Siz bu kadar emeği beş-altı cümleyle yok sayıyorsunuz.Beğenip beğenmemek elbette sizin zevkinize kalmış ama yorumlarken lütfen biraz daha seviyeli olmaya çalışalım.Böylesi herkes için çok daha iyidir.

    □ Sonuç olarak benim sevdiğim,sizin de seveceğinize inandığım bu kitabı romantik türü sevenler ve ayrılık acısını tadanlar için önerebilirim.Size tavsiyem ilk 100 sayfası sıkıcı diye kitaptan umudunuzu kesmeyin.Hiç bir meyve olgunlaşmadan tatlanmaz,sabredin ve bu kitabın güzelliklerini fark etmeye çalışın.Herkese iyi okumalar,bol huzurlu günler ve okulu olan arkadaşlarımıza başarılar.