Sanatın Gerekliliği, yazarı Ernst Fischer, ön sözünü John Berger, çevirmeni Shakespeare’i en iyi çeviren Cevat Çapan ve son olarak bir sanat kitabı olması sebebiyle, devlerin buluştuğu bir metni okumamak asla olmazdı. Fischer, sanatın ilkel çağlarda, insanın başka nesneler ve varlıklar üzerinde tahakküm kurulabilmesi için büyüye başvurmasıyla başladığını öne sürer. Öncelikle, küçük aletlerle sanat işlevini bir gereksinim olmasından ötürü “balta” imgesini geliştirmiştir. Tam bu sırada, insan somut sanattan nesneyi veya objeyi soyutlamak adına, tek bir aracın benzerini yaparak onu soyutlama yoluna gitmiştir. Taklit böylelikle başlamıştır. Sanat ve insan yaşamı için önemli bir diğer etkense “dil”dir. Burada, Herder, Humboldt’tan örnek veriyor. Dilde insanın ilk olarak bilinçli açıdan olmasa da ortaya çıkarmış olduğu ilk kavram “balta”dır.
Bachofen ve Morgan’ın buluşlarının öncülük ettiği Marx ve Engels, sınıflı toplumun Eski Yunan’da ortaya çıktığını öne sürdü. Bu ikilinin teorilerine göre, Antik Yunan’daki sanatında bu ast-üst şekline göre çizildiğiydi. Aynı zamanda, ticaret öncelikle karşılıklı armağanlarla belirdi. Kapitalizmin her şeyi meta çevirmesi sonucu, sanatın görünürlüğü ve ticaret konusu olarak belirmesi çok uzun sürmedi. Sanatın öncelikle para getirmediği süreç, Rönesans’la beraber değişti. Romantizmin doğuşu, klasizme karşı olmuştur. Romantikçiler, burjuva topluluğundan nefret etmiştir. Bu akım, buhran ve savaş dönemlerinde, farklı coğrafyalara açılmayı hayal eden, ulus ötesi bir akımdı. Şiir sanatında, Baudelaire’in karamsar kişiliği ve vitrin insanının resmedişi, lirik şiirin başka türlülerini ortaya çıkardı. Bu çıtaya, tekrar ancak Rimbaud zamanında varılacaktı. İnsanı tuvalin kenarına kaydıran ve manzarayı, nesneleri merkeze alan empresyonizm, 19. yy’ın