Bodrum her çağda ünlü evlatlar yetiştirmiş: Herodotos, Turgut Reis, Neyzen Tevfik. Çatal Adaları'nın karşısındaki kıyıda Turgut Reis'in bir anıtı var. Neyzen Tevfik'in de adı anılır; anılmasa bile, neyinin sesi rüzgârın üfleyişinde duyulur sanki. Dünyanın ilk tarihçisi, ilk hikâyecisi, ilk seyyahı, bugünkü anlamda ilk röportaj yazarı Mısır'dan Yunanistan'a ilkçağ üzerine bize bilgilerimizin hepsini veren Herodotos'un Bodrumlu olduğunu kim bilir? "Halikarnaslı Herodot" derler ona, ama kitaplarını Yunan dilinde veya çeşitli çevirilerinde okuyan okuyucularının pek azı "Halikarnas"ın bugünkü Bodrum olduğunu düşünür. Avrupalıların çoğu Halikarnas'ı Yunanistan'da bilirler.
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Ölüm, Mutluluk, Herodot
“Ölene kadar hiç kimseye mutlu denemez ‘ Herodot.“ Bay Nancy beyaz kaşını kaldırdı ve, “Ben de daha ölmedim ve daha çok henüz ölmediğim için mutluyum.“ “Herodot’un sözü. Ölülerin mutlu olduğunu söylemiyor,“ dedi Gölge. İnsanın hayatını aldığı biçimi o hayat bitene kadar yargılayamayacağını söylüyor. “ “Ben o zaman bile yargılamam.“ Bay Nancy
Sayfa 626 - İthaki Yayınları, Gölge·Kitabı okudu
Reklam
"Geçilmemiş denizler Herkül Sütunlarının* ötesindedir ve sınır muhafızları da Heredot ve Herakleitos'tur." Cebelitarık boğazı
Alıntı
Mısır, Nil'in lütfudur" diye yazar, ünlü tarihçi Herodot.
Tarih
HEREDOT ve HİSTORİA...
(...) Milâddan Evvel 5’inci asırda İyonya topraklarında yaşayan Herodot’tan önce tarih, “kutsal tarih” idi ve “efsane-mitos” ile aynı şeydi. “Tarihçi” diye ayrı bir dal olmayıp, bu kutsal tarihi bildirmek görevi destan şairlerine ve tracedya yazarlarına düşerdi. Herodot, tarihi mitos olmaktan çıkarıp historia şekline sokan ilk Yunanlı oldu; dolayısıyla yazıda “mısrâ” ölçüsünü terkedip “cümle” ölçüsünü kullanan… Tıpkı tracedyadan sonra komedyanın günlük hayata daha fazla yaklaşması gibi, “cümle” usûlüyle de kelâm şiiriyetten uzaklaşarak günlük âdî konuşma diline ve onun ardından mantık ilmine yaklaşmaya başladı. Bununla beraber, destan şairleri “kutsal tarih”i İlahî ilhâm yoluyla kavradıklarını ve cinlerden ve perilerden edindiklerini iddia ederken; Herodot, tarih usûlünü tepetaklak ederek, çeşitli milletlerden insanlar kabul etme, onlardan dinlediği onların milletlerinin hikâyelerini, örf ve âdetlerine dair bildiklerini oturup kaleme alma yolunu tuttu. Talebesi Tusidides’in bildirdiğine göre, bu usûlle kaleme aldıkları arasında mühim hakikatler bulunduğu gibi, yalan ve yanlış bilgiler de pek çoktu. Yâni daha ilk adımında, Herodot, tarihi “inanılması gereken bir din” hükmünden çıkarmış, “öğrenilebilir bir hikâye” durumuna getirmişti. Şairlerin üstadı Homeros ile filozofların üstadı Tales’in memleketinde “tarih” ilmini kuran Herodot’un, bu yolu şiire ve felsefeye yeteneksizliğinden mi tuttuğu, yoksa öğrendiklerinin baskısı altında kalmayıcı “icadçı” karakterinden mi bu yola girdiği, merak konusudur. Bu merak ne yönde giderilecek olursa olsun, Herodot’un basit bir iş yapmadığı ortadadır. **Historia, Yunanca’da “araştırma, inceleme” kavramından gelir. Herodot’tan sonra ise Batı dillerinde bu mânâsını kısmen korumakla birlikte “hikâye” kavramına eşdeğer
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997), Eski Yunan Medeniyeti -II-, Nesir ve Mantık. (NOT: 22 Kasım 1996 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen “Yunanlılar” isimli konferans metnidir…)
Akademya Yazıları
Ünlü Yunan tarihçi Herodot'un bir sözü var. Milattan önce 400'lerde demiş ki; Yaşamın bu kadar ağır olduğu bir dönemde ölüm, insan için aranan bir sığınak haline gelmiştir.
Alıntı
Reklam
Reklam