Babanız annenizi becerirken sizin arzunuza danıştı mı? Sizin bu yüzyılı görmekten mi hoşlanacağınızı yoksa bir başkasını mı beklemek istediğinizi, bir aptalın oğlu olmakla yetineceğinizi mi yoksa bir kahramanın oğlu olarak doğma hırsınızın bulunduğunu sordu mu? Heyhat! Olay bir tek sizi ilgilendirirken, fikri hiç alınmayan sadece siz oldunuz!
❝
Heyhat dostum! Dönem hüzünlü, haberiniz olsun, hikâyelerim de neşeli olmayacak. Ancak, her gün gerçek dünyada olup biteni görmekten gına getirmiş biri olarak, hikâyelerimi düşsel dünyada aramama izin verirsiniz umarım.
❞
O zaman saadet, görünmez elleriyle onun eteklerinden sarılmış olduğu halde onu bir ümit zirvesine, emeller zirvesine doğru sürüklerdi; fakat şimdi. Heyhat mesut dakikalardan ne kadar uzakta bulunuyordu.
Şimdi gözlerinin önünde mazinin bütün mutluluk manzarası yorgun, dermansız, kırgın geçiyordu.