8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:19
Jean-Christophe Grangé kaleminden yine gerilimi, heyecanı yüksek harika bir kitap ekledim okuduklarıma. Telepati, parapsikoloji ve şamanizm... Bu kavramlar oldukça sıradışı bir şekilde işlenmiş. Gerilim dolu bir atmosferde akıp giden büyüleyici bir kurgu. Paris'te başlayan gizemli olaylar, kitabın başkahramanı Diane'i Moskova'dan başlayarak Orta Asya, Moğolistan yolculuğuna taşır. Olaylar fantastik gerilim boyutunda örülürken yazarın bu coğrafyayı iklimi ve tüm doğası ile tasvir etmesi ise esere bence çok katkı koymuş. Tıpkı okuduğum diğer eserlerindeki gibi. Zaten bu kitapta da diğer eserlerinin tadını buluyorsunuz. Keskin bir zekâ, sonsuz bir hayal gücü ve işlediği konulara dair edindiği bilgileri harmanlamış, heyecan dolu bir eser çıkarmış. Jean-Christophe Grangé yine diğerleri gibi bu eserinde de formunda. Keyifle okunsun ama yüksek gerilime de hazır olun.
1000Kitap
Taş MeclisiJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20189,7bin okunma
10/10
·176 syf.·
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Kitapla ilgili düşüncelerim O kadar yoğun ki Ne diyeyim nereden başlayayım Gerçekten bilmiyorum ama sevdim bayıldım son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesi Teşekkürler Han Kang. Ana konusu mu?.. İnsanlığımızdan utanmak. Yaşamaktan bıkmak ve yorulmak. Zaman zaman bu duyguları yüreğinizde hissetmiyorsanız bu kitaptan uzak durun. Çocuklarımıza ne yapıyoruz. Kıkır kıkır gülen bebekleri, yaşamdan, insanlığından, kendinden utanan ve nefret eden , kendini vampir hisseden, ( Yonğhe'nin hissettiği gibi ) insan görünümlü hayvanlığından sıyrılmak isteyen çaresiz delilere ( ! ) dönüştürüyoruz. D.E.L.İ 'Veronika Ölmek İstiyorda ' sorgulamaya çalışıyor Coelho.. Deli kim, normal kim..kime göre, neye göre.. O hassas ruhlar.. tutunamayanlar.. O mübarek insanlar.. Selam olsun size.. Müjde mi isterim.. Ölüm Var. Sevinin. Kurtuluş yakın. #304512473
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Altmış yıl, beş ay, dört gün… /Empati kuramayacaksınız!
9/10
·192 syf.··
2026 35. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:40
Devamını okuyun… Çünkü bilmiyor insan okumadan geçtiği kim bilir nelerin, hayatına dokunamadan geçip gittiğini. Bilmiyor kaçırdıklarının, bir gün aklını kaçıracağını. “Hiçbir şey bize ait değil. Dünyaya bizden önce yaşayanların anagramları olarak geliyoruz.” “Kendin olmanın” cezasını çektiniz mi hiç? Kendiniz olduğunuz için kaybettiğiniz şeyler oldu mu hayatınızda? Esme… Lenox Ailesi’nin kızı. Bundan yüz yıl öncesinde, şimdiki zamana göre yaşayan, toplumun değer yargılarına uymayan, açık sözlü, utanç kaynağı(!) bir kız. Hangi aile böyle bir kızı olsun isterdi ki… Diğer tarafta Kitty, ailenin uysal, zamanına uyumlu, her şeyi hak eden kızı. Her ailenin sevilen ve sevilmeyen birer çocuğu vardır. Ve ne yazık ki ailesinden yaralı olmak, bütün çağlarda vebadır. “Annemin hikâyesi acıklıydı. Yalnız annemin değil, anneannemin, anneannemin annesinin, büyük ihtimalle onun annesinin ve daha büyük annelerin hikâyeleri de acıklıydı.” Annemin Uyurgezer Geceleri Aile korkunç bir yüktür, der, Oscar Wilde, Fyodor Dostoyevski yalnızlığını, “Aile içinde de yalnızdım,” diyerek tanımlar. Ve hepimizin bildiği, Lev Tolstoy’un, “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Mutsuzluk… Belki de her şeyin suçlusu ailenin o aykırı çocuğudur. Emily Dickinson’un dediği gibi, “Boyun eğ, akil insan ol; isyan et, derhal tehlikeli ilan edil.” Aileni temsil edebildiğin kadar onların içindesin ve toplumun işine yarayabildiğin ölçüde onların yanında! Franz Kafka'nın Gregor Samsa’sını hatırlayın, farklı olan ve artık işe yaramayan Samsa’nın sonunu! Hepimiz birer Samsa adayı değil miyiz aslında? Aile hikâyelerini etkileyici bulur musunuz? Büyük aile sırları vardır, yıllar sonra öğrenilen ve hayatınızı bambaşka bir yöne eviren… Bir bakmışsın annem annem değil, babam babam. Bir
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,067 okunma
8/10
·176 syf.·
2026 131. kitabı
Nutuk'a Cevaplar Çerkes Ethem Çerkez Ethem’in “Nutuk’a Cevaplar” adlı eserini bitirdim. Kitap, yalnızca bir hatırat ya da savunma metni değil, aynı zamanda yakın tarihe dair ciddi sorular ortaya koyuyor. Bir dönem kahraman ilan edilen bir ismin, daha sonra nasıl “hain” olarak damgalandığını kendi ağzından okumak oldukça dikkat çekiciydi. Eserin en önemli tarafı, resmî tarih anlatısının dışında bir pencere açması. Ethem Bey, Millî Mücadele’de Kuvâ-yı Milliye’nin kuruluşundaki rolünü, isyanların bastırılmasını ve düzenli ordu sürecinde yaşanan kırılmaları kendi bakış açısından anlatıyor. Özellikle Nutuk’ta kendisine yöneltilen ithamlara cevap vermesi, kitabı tarihî açıdan önemli hale getiriyor. Kitap her konuda kesin doğrular sunuyor demek zor fakat tek taraflı tarih okumalarının insanı eksik bıraktığını hissettiriyor. Yakın tarihe yalnızca resmî anlatı üzerinden değil, farklı tanıklıklar üzerinden de bakılması gerektiğini düşündüren, etkili bir eserdi.
Tarih
Nutuk'a CevaplarÇerkes Ethem · Derin Tarih Kültür Yayınları · 201516 okunma
Bölüm 4: Seyir- Kendi Hayatının "Ma"sı Olmak
Puan vermedi·408 syf.··
2026 22. kitabı
Seyir Eden Misin, Seyreden Mi Bu Âlemde? Piraye’nin "Seyir" romanını bitirip masaya koyduğumda, zihnimdeki o durmak bilmeyen seslerin ilk defa biraz olsun yatıştığını hissettim. Bazı kitaplar sadece bir olay örgüsü anlatmaz; size tuttuğu aynayla sizi kendi içinizdeki o en kuytu, en karanlık odalarla yüzleştirmeye zorlar. Seyir, benim için tam olarak böyle bir "kendine dönüş" yolculuğu oldu. Kitabın ana karakteri Mina’nın kalbinin ortasındaki o koca boşluğu, "eksiklik" hissini ve sırf bu boşluğu kapatmak için hayatının merkezine başkalarının sözlerini, ilgisini ve yorumlarını koyuşunu okurken kaç kez durup düşündüm bilmiyorum. Hangimiz hayatımızın bir döneminde o eksikliği başkalarıyla tamamlamaya çalışmadık ki? Mina’nın Celal ile olan o sarsıcı, dibi gören ilişkisinden sonra bilge bir figür olan "Ma" ile karşılaşması ve nefes terapilerinden zihin oyunlarına uzanan o dönüşümü, aslında hepimizin çakma kimliklerinden sıyrılıp özüne kavuşma mücadelesi. "Madem eksiğim ben, bu eksikliği kapatacak olan malzeme başkalarında olmalı..." diyerek yola çıkan bir kadının, aslında aradığı tüm gücün ve bütünlüğün kendi içinde olduğunu keşfetme serüveni bu. Roman formunda yazılmış harika bir kişisel gelişim ve farkındalık başyapıtı. Yazarın zihni, zamanı, anı yaşamayı ve geçmişin gölgelerinden kurtulmayı bir rehber gibi değil de hayatın içinden canlı örneklerle anlatması kitabı inanılmaz sürükleyici kılıyor. Zaman durdurulamaz ya da depolanamaz. Geçmiş ve gelecek sadece birer zihinsel illüzyondan ibaretken, biz gerçekten şu anı "seyir mi ediyoruz" yoksa hayatın bizi sürüklemesini sadece "seyrediyor muyuz?" Kendi benliğini kaybetmiş, başkalarının hayatını güzelleştirmeye çalışırken kendini hırpalamış ve "inandığı kalıpları değiştirme cesareti" arayan herkesin bu sayfaların arasında
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
8/10
·96 syf.·
2026 129. kitabı
“Şâhidinin Kaleminden” 31 Mart Fâciası 31 Mart Vakası deyince benim aklıma ilk olarak Divan-ı Harbi Örfi'de idamla yargılandıktan sonra, beraat edip, Sultanahmet'e doğru giderken meydandaki idamları görünce, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin söylediği "zalimler için yaşasın cehennem" sözü gelir. Bunun için incelemenin merkezine de bu sözü aldım. 31 Mart Fâciası adlı eseri okudum. 96 sayfalık bu kısa hatırat, bir gün hatta birkaç saat içerisinde rahatlıkla okunabilecek bir kitap. Düşündürdüğü meseleler ise oldukça büyüktü... 31 Mart Vak’ası sonrasında Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Divan-ı Harb-i Örfî’de yargılanır ve beraat eder. Mahkemeden çıktıktan sonra gördüğü idam manzaraları karşısında söylediği “zalimler için yaşasın cehennem” sözü, dönemin karmaşasını, korkusunu ve sertliğini anlatan en çarpıcı ifadelerden biridir. Bu kitap da insanı tam olarak böyle bir atmosferin içine sokuyor. Taşkışla’da mızıka zabiti olarak görev yapan Mustafa Turan, 1966 yılında yayımlanan bu eserinde 31 Mart Vak’ası’nı Taşkışla’da yaşanan hadiseler üzerinden anlatıyor. Yazar, olayların öncesinde ve sonrasında bizzat gördüklerini aktarıyor ve bütün bu sürecin bir komplo olduğuna inanıyor. O dönemde kendisi de İttihat ve Terakki Cemiyeti mensubu olduğu için içeriden bir bakış sunması kitabı ayrıca dikkat çekici hâle getiriyor. Mustafa Turan’ın üzerinde en çok durduğu meselelerden biri ise Selanik merkezli Mason locaları ve bunların İttihat ve Terakki üzerindeki etkisi. Özellikle Emanuel Karasu etrafında şekillenen yapının cemiyete nüfuz ettiğini düşündüğünü açıkça ifade ediyor. Yazara göre 31 Mart Hadisesi de dahil olmak üzere yaşanan birçok gelişme, Filistin’de Yahudi devleti kurulmasına karşı duran Sultan Abdülhamid’i tahttan indirmeye yönelikti.
Tarih
“Şâhidinin Kaleminden” 31 Mart FâciasıMustafa Turan · İslâmbol Yayınları · 20253 okunma