Ne demek Shakespeare psikolojiden, insan tabiatından anlamıyordu? Macbeth'in, Lady Macbeth'in, Iago'nun, Claudius'un, Richard III'ün, Aaron'un, Genoril ve Regan'ın, Angelo'nun hele Lear'ın aramızda dolaşmadığını mı savunuyorsunuz şimdi? Tüccar Antonio'nun acaba ne zaman yüzüme tükürülecek, bedenimden bir kilo et ne zaman bedel olarak alınacak, kibrim ve kör inançlarım yüzünden, bu devran hep böyle devam mi devam edecek hatta 'Shylock'a o kadar fenalık ettim ama acaba bu adam ne düşünüyor hiç demedim' demediğini düşünüyorsunuz? Evet bu sonuncusunu dememiş olabilir, evet bu devran böyle devam etmeyecek de demiş olabilir ama zaten biz de sonuç odaklı yaklaşalım. Bu böyle bitmez, gitmez. Shakespeare insan tabiatından, o çok bayıldığınız psikolog ve psikiyatrlar kadar en az onlar kadar anlıyordu. Biz onu balkonun altında bekleyen bir aşk budalası, romantizm yüzünden ya da artistliği yüzünden "Verin şu zehri de nasıl ölünür görün!" diyen Sokrates budalası gibi ölen Romeo'dan öte görmedik mi acaba?
Bakın ne diyor Shakespeare insanları:
-Lady Macbeth
"Masum bir çiçek gibi görün,
ama altındaki yılan ol."
-Shylock
"Şeytan, amacına ulaşmak için Kutsal Kitap'tan alıntı yapabilir. Kutsal tanıklık üreten kötü bir ruh, gülümseyen yanaklı bir hain gibidir, Kalbi çürümüş güzel bir elma gibidir. Ah, dışarıdaki yalan ne güzeldir!"
-Kral Lear
"Bana kim olduğumu kim söyleyebilir?"
-Sir John Falstaff
“Hal, sana yalan söylersem, yüzüme tükür, bana at de.”
-Prospero
"Yüce cazibelerim işe yarıyor, Ve bunlar, düşmanlarım, hepsi
dikkat dağıtıcı şeylerle örülmüş durumda. Artık onlar benim kontrolümde."
Yine de Shakespeare'nin dünyasında insanlar için açık mesajlar vardır. Onlar etrafı saran en iyi kötü karakterler için bir uyarıdır. Onların sesine kulak verebilmektir ustalık