İnsan iki dünya arasında durur. Dış dünyanın beklentileri ve dayattıkları, içdünya- nın çağrısı ve zorlantıları. Bazen yüzünü birine bazen de diğerine çevirir, seçtiğine bağlı olarak diğerini feda eder. Yaşamı olabildiğince hafıflikle taşımak ancak iki dünyanın ustası olmakla mümkündür. Junga göre insan dış dünyanın zorunlu taleplerini ancak aynı anda kendi içdünyasına adapte olduğunda karşılayabilir. İçdünyasında derinleşmek içinse kendini tanımaya ve bütünleşmeye gönüllü olması gerekir.
Tarihsel olarak kadının cinsel nesne olarak imgesi ve pi­yasadaki değişim değeri, kadının anne ve eş olarak önceki baskıcı imgelerinin değerini düşürür. Bu eski imgeler, kapitalist gelişimin şimdi geride bırakılmış olan bir döneminde burjuva ideolojisinin temel imgeleriydi: "İçdünya asketizmi"nin ekonominin dinami­ğinde henüz etkin olduğu dönemlerde. Buna karşın kadının cinsel nesne olarak şimdiki imgesi burjuva ahlakının desüblimasyonudur -bu durum kapitalist gelişimin "daha yüksek derecesi"ne de öz­güdür: Burada da mal biçimi genelleştirilmiştir: Şimdi geçmişte kutsallaştırılmış ve korunmuş olan bölgelere saldırmaktadır. Play­boy dergisinde görülen ve plastik olarak idealize edilen (kadın) gövdesi, yüksek bir değişim değeriyle birlikte cazip bir mal haline gelir. Burjuva ahlakının çözülmesi mi, belki -ama ne pahasına?" Tabii bu yeni gövde imgesi satışları artırır ve plastik güzellik asıl gü­zellik olmayabilir, ama gelişimleri içinde yabancılaşmış emek aracı olan gövdeyle uyumsuz duruma gelmek zorunda olan estetik­ duyusal gereksinimleri uyarır.
Sayfa 71·Kitabı okudu
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan, İyice nesneleşen yanlarını çok keskin bıçaklarla yontmazsa, kendi kendini kanatmazsa, bitebilir insan soyu. Evrensel işlevini artık algılamayan insanın bir anlamı kalacak mı? Hep, insanın evrensel işlevini anlatırdı O: “ancak” derdi, “din coşkusu kav­ratabilir bize evrensel işlevimizi”. Sıkıntılarımızın kökeninde ne var? Çağdaş insanlığın sıkıntılarının kökeninde neler var? Bir yanımızın sürekli kuruduğunu duyumsuyor muyuz? Tonlarca çi­mento dökülüyor çağdaş insanın kalbine: kalbimizin üzerine + oluşan paslı bir külçe = bunun üzerinde şimdi çağdaş insan, bir hınç gibi + düşsüz bir ‘toplam’. O, İçdünya Uzmanı, kırıyordu durmadan içimizdeki BETON KALIPLARINI + “bak” derdi, “iyi­ce bak: kat kat bu tabakaları insanın”: eklerdi: “doğrulabilir mi insan, içindeki bu beton tabakalarıyla?”. (Bir güneşli gündü, Harbiye’den Taksim’e doğru yürüyorduk, bir göğe bakıyor, bir insanlara bakıyor, hemen birşeyler olacağından korkuyor gibiy­di).
Sayfa 66·Kitabı okudu
Narsist bireyde benliği oluşturmak üzere çocukluktan beri biriken yapıtaşları eksik, bozuk, zehirlidir ve zamanla kişilik filtresi tarafından çarptılarak daha da bozulur, dağılır ve bir bütün oluşturamazlar. Narsist birey kendi zihninin içinde yaşadığı ve başkalarıyla gerçek bir etkileşime giremediği için dış dünyada gerçek anlamda deneyim edinemez, deneyimi ben entegre edemez. Bu durumda İçdünya yapılanamaz, tutarlı ve sürekli bir benlik deneyimi yaşanamaz. Narsist birey parçalarını bir araya getiremeyen, bir arada tutamayandır. Parçalanmışlık da değildir bu, daha zordur; hiç bütün olamamışlıktır. Bu nedenle narsist birey kim olduğunu bilemez, kimlik karmaşası yaşar. Her gün, her durumda, herkesin karşısında kendini el çabukluğuyla yeniden ve yeniden yeniden inşa etmesi gerekir. Tekinsiz bir hologram gibi, bir görünüp bir kaybolur ve her an başka bir şekilde çıkabilir ortaya. Narsist bireyin büyüklenmeci sahte benliği deneyimlenen ve süreklilik arz eden bir oluş değil, duruma göre icat edilen bir duruş, icra edilen bir performansdtır. Sandığı benli sunduğu benlik arasındaki örtmeyi sağlamak içindir bütün çabası.
Sayfa 36·Kitabı okudu
İmgesel, Sİmgesel ve Gerçek.
Lacan için üç Oidipal evre dolaysız olarak üç psişik düzey ya da "kayıt" (register) ile ilişkilidir. "İmgesel" ; ayna aşaması sonucunda egonun biçimlenmesiyle başlayan bilinçdışındaki (örneğin; bellek, rüyalar ve sanrılar) çeşitlemelere karşılık gelir. İmgesel, bir dil gibi yapılanmıştır. (İmgesel, imgelem anlamına karşılık gelmemektedir) Eğer biri bilinçdışının bulmacaya benzer örüntüsünü okursa öznenin ya da analizanın arzularını, kaygılarını ve travmalarını tanımlamak olanaklıdır. Simgesel düzey; bilinçli söylemin (dile getirilmiş veya düşünülmüş) alanıdır ve bilinçli zihin ile dilsel düzeninin düz değişmeceli değişimlerine karşılık gelir (Simgesel, yaygın olarak anlaşıldığı gibi simgecilikteki anlama karşılık gelmemektedir). Böylece öznenin söz yoluyla topluma girişine izin verir. Ve son düzey, gerçek; bir sabitlik işlevi sunar ve dilin ötesindedir; dile getirilemeyen ve bazı durumlarda sanrısal olandır. Gerçek, yanlış bir diyalektik türüdür: bir Mobius topolojisiyle; maddesel ile psişik olanı, bilinemezle açıklanabileni, Innenwelt (içdünya) ile Umwelt'i (dışdünya) birleştirir, Nesnelerin ve deneyimlerin dile getirilemez dünyası olarak düşünülebileceği gibi simgesel düzende eksik olan olarak da düşünülebilir. Bu nedenle, gerçeğe yaklaşılabilir ancak asla ele geçirilemez. (Bu terimin "gerçeklik" sözcüğünün alışılagelmiş anlamıyla pek ilgisi ilgisi yoktur).
Sayfa 28 - Jacques Lacan Biyografisi·Kitabı okudu
Psikanaliz
...sadece kopya edilen metindir, onunla uğraşanın ruhunu ortaya çıkaracak komutu verebilen; öte yanda sade okur içdünyasındaki yeni görünümleri hiçbir zaman tanımaz, metnin, durup durup çetrefilleşen içdünya çengelinde bu görünümleri nasıl hazırladığını bilmez. O yüzden, Çinlilerin kitap kopyacılığı edebiyat kültürü için kıyas kabul etmez bir güvence ve kopya Çin’in bilmecelerine bir anahtardır.
Sayfa 17