• 320 syf.
    ·8 günde·Beğendi·9/10
    I will [4 dk esneme] at [sabah 7:03'te(uyanır uyanmaz)] in [Evde]

    1. (Davranış ) yapacağım, (süre) olarak (yer) de çalışacağım.
    1. Esneme hareketini her sabah 2şer dk olarak evde yapacağım.
    2. Günlük kendime ait bir yazı yazacağım her gece 12de 23 dk olarak evde.

    Eski alışkanlığa yeni alışkanlığı bagla.
    Uyandıktan sonra dus alma alışkanlığı eklemek. ..

    Twitterda hocan paylaştıktan sonra gördüm. Merak ettim. Buna benzer bir kitap olan Alışkanlıkların Gücü isimli kitap okumuştum iki yıl önce. Yalnız orada kendimle ilgili çok da büyük bir değişim görmedim. Göremedim. Nerede nasıl başlayacağımı pek bilemedim. Çünkü uygulamaya yönelik alıştırmalar yoktu. Sistem kuracak içerikler yoktu. Haliyle pek de verimli geçmedi benim için alışkanlıkların gücü.
    Neyse geçelim.

    Sonrasında twitterdatwitterdan sonra youtube baktım atomic habit ile ilgili yapılmış videolara baktım. Özellikle med school kanalı kaliteli içerik üreten ve standardı çok yukarda olan bir kanal. https://youtu.be/KlPmfgRJ_Y0 Bu kitabı bayağı beğendiğini dile getirdi. Çok güzel özet yayınla iki video yapmış kitabın geniş özeti niteliğinde. Ben de merak edip başladım.

    Sabah iki dakikalık esneme evde yapıyorum, uyanır uyanmaz.

    Akşam 23 dk yazı uyumadan yazıyorum.

    Amaç iyi sporcu ve iyi bir yazar haline dönüşmek.

    Bakalım Türkçesi çıkana kadar kaç gün yapacağım.

    Kullandığım uygulama ise habitShare böylelikle arkdaşlarım da takip edip onlara sosyal destek veriyorum.

    Değişim hep birlikte olunca daha kolay olur.
  • 108 syf.
    ·2 günde·6/10
    Bilim kurgunun en tanınan isimlerinden ve önemli  bir gazeteci olan H.G. Wells 'in 1914, 1920 ve 1934 yıllarında Rusya' ya yapmış olduğu ziyaretlerden içerikler bulunuyor. Kitap asıl olarak Wells' in 1920 yılında Petersburg ve Moskova gezi ve gözlemleri üzerinden şekillenmektedir. 2 haftalık bu geziye oğlu ile beraber çıkan Wells, Bolşevik Hükümeti yönetiminde olan Rusya'yı Çarlık dönemi ile kıyaslamalara gitmiştir. 1920 yılında Lenin ile görüşme fırsatı yakalayan Wells karşıt düşünceler beslediği komünist düzen içerisinde Lenin'i takdir ettiği yönlerden betimlemiştir.
    .
    1934 yılındaki ziyaretinde Stalin ile yaptığı röportajda; 1929 büyük ekonomik buhran sonrası yaptığı Amerika ziyaretindeki gözlemleri ve kapitalist düzenin sosyalizm-komünizm ile ilgili kıyaslamalarını dile getirmekte ve karşıt görüşleri analiz etmektedir. Her ne kadar Marx' ın sınıf ayırımı üzerinden yapmış olduğu antikapitalist düşünceleri savunmasa da devrim sonrası Rusyasında Bolşeviklerin toplanma gücünü başarabilmiş tek topluluk olduğunu belirtir.
    .
    Roman tadından uzak akademik dille yazılmış bir eserdir.
  • Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gâzi’nin babası. Gündüz Alp’in oğludur. Oğuzların kayı boyundandır. Cengiz’in İslâm memleketlerini talan ettiği sırada, babası, Selçuklu topraklarında yaşamak üzere kabilesiyle beraber ülkesini terk etmiş, Amu Deryâ’yı geçip Oğuzların yoğun olduğu Aral havzasına gelmişti. 1220’lerde Horasan’ın kuzey sınırına, oradan Karakum çölünün güneyine, oradan da Merv yoluyla Ahlat’a ulaşmıştı. Moğol istilâsının buralara kadar ulaşması üzerine kabilesine daha uygun bir yer arayan Gündüz Alp, Erzincan’a doğru hareket etmiş, Pasin ovasında Sürmeli çukura geldiklerinde hastalanarak vefât etmişti.

    Babalarının vefâtından sonra Ertuğrul Gâzi kabileye reis seçildi ve ağabeyleri Sungur Tekin ve Gündoğdu, kendilerine tâbi kabile mensuplarıyla beraber Ahlat’a geri döndüler. Ertuğrul Gâzi ise, kardeşi Dündâr Bey ile beraber batıya hareket etti. Sivas yakınlarına gelip konakladığında, Selçuklu ordusu ile büyük bir Moğol birliğinin kıyasıya çarpışmakta ve Moğolların Selçuklu ordusunu bozmak üzere olduğunu gördü.

    Yiğitlik ve erliğin bütün vasıflarını üzerinde toplayan Ertuğrul Gâzi, İslâm’ın ve Türk’ün şânından olan zâlime karşı mağdura destek olmakta zerre kadar tereddüd etmedi. “Mağlûba yardım etmek erlik olur. Hızır gibi, bunalmış zamanlarında çaresizlere yardıma yetişerek ellerinden tutalım” diyerek, Selçuklu saflarına katılıp, Moğollara karşı saldırıya geçti. Bir kaç yüz kişilik bu kuvvetin civanmertliği üzerine savaşın seyri değişti ve kısa sürede Moğol kuvvetleri darmadağın oldu. (Bu savaşın, Haremzşahlarla yapılan Yassıçimen Savaşı olduğu da rivayet edilmektedir.)

    Savaştan sonra, Selçuklu sultânı Alâeddîn Keykubâd, Ertuğrul Gâzi’ye iltifatlarda bulundu. Hil’at giydirdi ve Selçuklu ülkesinde yaşamak için göç ettiklerini öğrenince Ankara yakınındaki Karadağ mıntıkasında oturmak için toprak verdi (1230).

    İznik İmparatorluğu ile Selçuk hududunda sürekli çarpışmalar üzerine sultan birinci Alâeddîn Keykubât 1231’de bir ordu ile Sultanönü civarına geldi. Bütün maiyyeti ile beraber yanında yeralan Ertuğrul Gâzi’yi öncü kuvvetlerine komutan yaptı. Ertuğrul Gâzi, Rum ordusu üzerine yürüyünce, imparator Theodor Laskaris’in Rumeli’den yardımcı çağırdığı Aktav tatarlarıyla karşılaştı. Yenişehir ovasında üç gün gece-gündüz devam eden şiddetli çarpışmalar sonunda düşmanı bozup, İnegöl’e kadar tâkib ederek pek çok ganîmet aldı. Elde ettiği bu büyük başarıdan sonra Eskişehir Söğüt mevkiinde sultan Alâeddîn’le buluşan Ertuğrul Gâzi mükâfatlandırıldı. Söğüt ve Saraycık mahalleri kışlak, Domaniç dağı da yaylak olmak üzere kendisine verildi.

    Ertuğrul Gâzi Anadolu’ya geldikten kısa bir müddet sonra, Selçuklu Devleti çökmeye yüz tutmuş, Anadolu parça parça olmuştu. Türk uç beyleri, Selçuklulardan boşalan yerleri doldurmaya ve yeniden güçlü bir devlet kurmayı tasarlıyorlardı. Anadolu’da irşâd ve gazâ yapan gönül sultanları, tasavvuf ehli âlimler ile dervişler yeniden toplanmayı teşvik ediyorlar ve istikbâlde kurulacak yeni bir Türk devleti müjdeliyorlardı.

    Ertuğrul Gâzi aşîreti ile beraber gelip Söğüt ve Domaniç’e yerleşti. Bu yıllarda bölgede bulunan Germiyan’ın babası Alişir ve Çavdar adlı bir tatar, el altında tuttukları kuvvetlerle halkı tedirgin edip; pazar ve hayvanlarını talan ederek geri dönerlerdi. Ertuğrul Gâzi buraya yerleşince, bunlara mâni oldu. Bizans kale ve şehirlerinin hâkimi olan hıristiyan tekfurlarla da iyi anlaştı. Adaleti, halka olan iyi muamele ve yardımları o kadar çoktu ki, hıristiyan tebea bile onu yürekten sevip sayıyordu. Bu sevgi ve bağlılık o kadar fazla idi ki, Söğüt’te bulunan hıristiyan zımmîler, Ertuğrul Gâzi vefât edince, çiftliğinin yarısı ile bir bağı onun ruhu için vakfedip kâdı emrine vermişlerdi.

    Söğüt’e yerleşmesinden bir kaç sene sonra Karacahisar tekfuru, bölgedeki müslüman ahâliyi rahatsız etmeye başladı. Ertuğrul Gâzi de sultan Alâeddîn’i savaşa teşvik etti. Sultan Alâeddîn’le beraber Karacahisar kalesini kuşattılar. Uzun süre yapılan şiddetli savaşlardan sonra tekfur barış istediyse de kabul edilmedi. Bu sırada Moğolların Ereğli’yi alma haberi geldi. Sultan kaleyi fethetme işini Ertuğrul Gâzi’ye bırakarak Moğolları karşılamaya gitti. Bir müddet daha devam eden muhasaradan sonra Ertuğrul Gâzi kaleyi fethetti. Tekfuru yakaladı. Elde edilen ganimetin beşte birini Sultan’a gönderip kalanını Gâzilere dağıttı.

    Selçuklu sultânı Alâeddîn Keykubâd’ın vefâtına kadar etrafın fethi ve İslâmiyet’in yayılması için bütün gayreti ile çalıştı. Sultan’ın vefâtından sonra, Söğüt uç bölgesinde Bizans’la mücâdeleye devam etti. 1281 yılında 92 veya 96 yaşında vefât ederek yine Söğüt’e defnedildi (Bkz. Osman Gâzi).

    Ertuğrul Gâzi, çevresinde bulunan beyliklerin ve devletlerin durumlarını ve siyâsî şartları gayet iyi değerlendirirdi. Komşuları ile dâima iyi geçinerek aşiret ve tebeasını güçlü bir durumda, huzur ve rahat içinde yaşattı. Çıplakları giydirip donatır, dul kadınlara, fakirlere, düşkünlere dâima yardım ederdi.

    Ertuğrul Gâzi’nin görevi bu kadardı. Geldi... Yarım asır adalet ve huzur içinde yaşattığı bölge halkı yanında, hıristiyanlara da İslâmiyet’i sevdirip gitti. Bundan sonra doğudan gelen Horasan erenleri Alp ve Abokul gibi adlarla anılan mürşidler, bu ve bunun gibi Türk oymaklarına yegâne gayenin cihâd ve İ’lâ-yı kelimetullah (Allahü teâlânın ism-i şerifini yüceltmek, İslâm’ı yaymak) olduğunu aşıladılar. Sonra bu gayenin gerçekleştirilmesi için lüzumlu olan bilgi ve tecrübeyi verip, yol gösterip teşkilâtlandırarak sevk ve idare ettiler. Harblerle aldıkları Bizans topraklarını tamamen Türk-İslâm toprağı hâline getirmek için muazzam bir faaliyete giriştiler. Bu faaliyetler; harcanan büyük enerji, dehâ, İslâm’ın adaleti ve en önemlisi erenlerin duâsı bereketiyle kısa zamanda müsbet neticeler verdi. Derviş Gâziler, bir memleket ve şehri fetheder etmez bâzıları derhâl oraya yerleşip, kalan kısım daha ileri yürüdü. Arkadan dâima taze kuvvet yetiştirildiği için, bu yürüyüşün ardı arkası kesilmedi. Fethedilen şehir ve beldelerde; câmiler, medreseler, tekkeler, hastaneler, kervansaraylar, imâretler, çeşmeler, yollar ve köprüler... yapıldı. İslâmî tedris, eğitim ve öğretim başladı. İçtimâi yardım müesseseleri faaliyete geçirildi. Elde edilen topraklarda âsâyiş, sulh ve sükûn te’min edildi.

    Ertuğrul Gâzi’den sonra Osman Gâzi ile yeşerip sonrakilerle büyüyen, denizleri, diyarları, ülkeleri, iklimleri, kıt’aları muhteşem dalları arasına alacak çınarın gölgesi altında bütün insanlık, Asr-ı seâdetten sonra bir daha görüp hayâl edemediği bir şekilde, tam altı asır yaşadı.

    Nitekim şâirin dediği gibi;

    Biz ol nesl-i kerim-i dûde-i Osmâniyânız kim,
    Muhammerdir serâpa mâyemiz hûn-i şehâdetten.
    Biz ol âlî-himem erbâb-ı cidd-ü ictihadız kim,
    Cihângirâne bir devlet çıkardık bir aşîretten.
    Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmâniyânız kim.

    ¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

    1) Tâc-üt-Tevârih; cild-1. sh. 26

    2) Âşıkpaşazâde Târihi; sh. 15 v.d.

    3) Oruç Bey Târihi; sh. 22

    4) Aşiretten Devlete; sh. 58

    5) Devlet Kuran Kahramanlar (Safa Öcal, T.D.A.V); sh. 1 v.d.

    6) Büyük Türkiye Târihi (Y. Öztuna); cild-2, sh. 241-250

    7) Osmanlı İmparatorluğu Târihi (Z. Danışman); cild-2, sh. 25

    8) Rehber Ansiklopedisi; cild-5. sh.178

    9) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-3, sh. 832

    10) Neşrî Târihi; cild-1, sh. 61 v.d.

    11) Meşâhir-ül-islâm

    TÜM CİLDLERCİLDDEKİ İÇERİKLER
    Hüseyin Hilmi Işık
    efendi hakkında
    detaylı bilgiSual/Cevabların
    Sesli Arşiviİnternet Radyomuzu
    dinlemek için tıklayınız
    "Kişi Sevdiği ile Beraberdir"Bizi Takip Edin:
    Peygamber Efendimiz
    Eshab-ı Kiram
    İslam Alimleri Ansiklopedisi
    Evliyalar Ansiklopedisi
    Silsile-i Âliyye
    Kur’an-ı Kerim Tefsiri
    Kur’an-ı Kerim Oku
    Şiirlerle Menkîbeler
    Meşhurların Son Sözleri
    Osmanlı Hikayeleri
    Kitaplar
    Ansiklopediler
    Dualar
    İnternet Radyosu
    Sual/Cevab
    Dini Terimler Sözlüğü
    Hakkımızda
    İletişim
  • Konuşuyoruz desem konuşmuyoruz da
    Ayrı ayrı şeyler düşünüyoruz üstelik
    Birbirimize bakarak
    Ne seviyoruz ne de sevmiyoruz birbirimizi
    Ne varız ne de yokuz gerçekte
    İki lamba gibiyiz,iki ayrı yerinden
    Aydınlatan odayı
  • 98 syf.
    ·1 günde·6/10
    Her zaman ilgi duyduğum ve merak ettiğim konular arasında yer alır uzay ve astronomi. Tamamen bu konulara adanmış bir dergiye de kayıtsız kalamazdım. Özellikle sosyal medya reklamlarıyla dikkatimi çeken dergiyi birkaç gün önce edindim ve ara ara okuyarak 2-3 günde bitirdim. Şimdi gelelim ilk izlenimlerime.

    Doğan Burda Dergi tarafından çıkartılan derginin yayın yönetmeni aynı zamanda Chip ve Popular Science gibi dergilerin de editörlüğünü yapan Şahin Ekşioğlu. Dergi yurtdışında yine "All About Space" ismiyle yayınlanmakta olan dergideki makalelerin Türkçeye çevrilmesiyle oluşmuş. Açıkçası makale çevirisine karşı değilim ancak 98 sayfalık bir derginin birkaç sayfa da olsa Türkiye'den özgün içerik oluşturmasını çok isterdim. Emin değilim, belki telif hakları bu tür eklemeler veya özgün içerikler oluşturmalarını engelliyordur ama yine de bir şeyler yapılabilir. Olmadı küçük bir ek verilebilir.

    Derginin baskı kalitesi ve kullandığı fotoğraflar ülkemiz ortalamasında. Uzay fotoğrafları genelde siyah zeminli olduklarından olsa gerek pek çok yerde koyu zemin üzerinde beyaz font kullanılmış. Görselleri büyük tutabilmek adına yazı fontları küçük kalmış gibi geldi bana. İçeriği zengin tutmak ve ilgi çekmek adına bence fazla sayıda konu işlenmiş. Bu da makale başına 2-3 sayfayı zor geçen yazılar oluşmasına neden olmuş. Görselleri de ekleyince yazılar biraz doyurucu olmaktan uzaklaşmış ama bu da hızlı okunurluğu getirmiş. Fakat bu hızlı okunurluk bende sabun köpüğü etkisi yapıyor ve daha konuya giremeden bir anda çıkmama sebep oluyor. Beni rahatsız eden bir diğer şey ise yazıların neredeyse hiç referans kaynak veya daha fazla detay için link içermemesi oldu. Örneğin, Uluslararası uzay İstasyonunda Problem başlıklı yazı için "James Romero", "Büyük Patlama" adlı yazı için "Andrew May" denmiş ama bir kimdir bu şahıslar, bu yazıları çeviren arkadaşlar kimdir hiç belirtilmemiş. Bu belirttiğim durum dergide tüm yazılar için geçerli. Haydi yazının sahibi ben kendim araştırıp öğrenme imkanım olabilir ama çeviren kim sorusunun yanıtı yok. İlerleyen sayılarda bu durum belki geliştirilebilir.

    Dergi ilk sayısında bir de e-kitap hediye ediyor. İç sayfalarda yer alan kod aracılığıyla "Yeni Başlayanlar için Astronomi" adlı e-kitabı ücretsiz olarak indirebiliyorsunuz. Dergi de bir de poster hediyesi var. Hatta ilk 4 sayıda verilen posterlerin bir yüzü daha büyük bir görselin parçası. Böylece 4 sayı sonra daha büyük bir postere de sahip oluyorsunuz; ancak 2020 yılına şurada 2 ay kalmışken hala posterlerin bir albenisi var mı bilemiyorum!

    Özet olarak, ilk sayı için belki fazla eleştirmiş gibi görünebilirim ama ortalamanın üzerinde bir içerik sunduğu ve geniş kesimlerce rahat okunabilecek bir seviyede olduğunu düşünüyorum. İlerleyen sayılarını takip etme konusunda isteğim var. Uzay ve astronomi meraklılarına hayırlı olsun.