Cezaevi gardiyanı üniformalı yaşlı bir adamın esrik laf salatasını herkese dinletmek için yükselttiği sesi ortama hâkim olmuştu: "Ve her çarşamba mis gibi parfüm kokan genç hanım, onu tutukluyla yalnız bırakmam için bana yüz kronluk bir banknot veriyor. Perşembe günü bu yüz kron çoktan lıkır lıkır içilen biraya gitmiş oluyor. Ziyaret saati bittiğinde genç hanım şık giysilerine sinmiş hapishane kokusuyla çıkıyor; tutuklu da hapishane kokusuna sinmiş parfümle hücresine dönüyor. Ben de bira kokumla baş başa kalıyorum. Hayat bir koku alışverişinden başka bir şey değil."
"Hayat ve ölüm de diyebilirdin," diye araya giren bir başka sarhoşun mezarcı olduğunu hemen anladım. "Ben bira kokusuyla üzerime sinen ölüm kokusunu yok etmeye uğraşıyorum.
Ve insanın üzerine sinen bira kokusunu da ancak ölüm kokusu temizleyebilir; mezarını kazdığım bütün içki meraklılarının sonu böyle oldu."
Kolera'nın bütün kahvelerinde ve özellikle Berber Ali'nin dükkânında politika konuşulmaya başlandı. Tuttukları partinin siyasetinden hiç anlamayanlar, gece, gündüz, sigara, içki ve kadından başka sözcük bilmeyenler 'parti tutma modası'na kapılıp futbol takımı tutar gibi partili oldular.
"Yalnız gitmen için hiçbir neden yok. Yanına bir şövalye taburu alabilirsin ya da beni."
Kraliçe gülümseyerek "Tek başına bir tabur şövalyeye denk olduğunu mu düşünüyorsun?" diye sordu.
Krala sorarsanız olabilirdi. Her ne kadar ölümlüler dünyasının büyüsü üzerinde nasıl bir etkisi olacağından emin olunamasa da. Bir defasında denizin dibinden yüzeye bir ada çıkarmıştı. Bunu kraliçeye hatırlatmasına gerek olup olmadığını merak ediyordu. "Uygun bir mücadelede hepsini alt edeceğimden eminim. Belki içki üzerine bir mücadele olabilir."
Kâbe'dekiler gibi herkesin içinde taşıdığı putlar vardı. İhtiras, mevki ve makam aşkı, yönetme arzusu, para ve zenginlik, zevk u safa, içki ve kadın...
«Merhaba bayan, nasıl mısın iyi misin? Defterimden bu sayfayı koparıp sana gemiyle yollayacağım. Niye? Sen de bana bir yazı yazarak yazıyı yollamalısın. Yazının içinde senin hizmetçindim demelisin, içki içmiyordum, önce ben kalkıyordum, en son ben yatıyordum, şunlara iyi davranıyordum: çocuklar, köpekler, yaşlılar, kanaryalar.»