Bizim toplumumuz ezelden beri içkiyi sevmiş ve de pek gizlememiştir. Domuz haram, salyangoz Müslüman mahallesine girmeyecek bir nesne sayılmış ama domuz kadar haram (.) olan içkinin keyfinden vazgeçilmemiş. Yüksekçe bir vergiyle (hamr resmi) içkinin âlâsı satılmış, taşralarda da kaçak içki üretimi ustalık derecesine ulaşmış, hâlâ da öyledir, Osmanlı bürokratı içki üretimi ve satışından elde edilen gelirleri yüksek oranda vergilemiş ve hamr resmi demiş. Bu gelirleri hamr mukataası adı altında çoğunlukla güvenlik görevlilerinden birine ihaleye vermiş. Hazine ye peşin akça, görevliye iyice bir gelir kalemi...
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Ey iman edenler! İçki, kumar, tapınmak ve putlara kurban kesmek için dikilen taşlar, fal ve şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
Maide 90
İçinde bulunduğun ormanlar ister yağmurlu olsun, ister karlı; hatta aç bile olsan, sana evdekinden daha fazla zarar veremezdi. Ormanda ölebilir ya da öldürülebilirsin ama orman içki içmez veya orman annenin suratına yumruk atmaz. O hâlde ormana kaçabilirsen her zaman iyisindir.
"Ambrose'u bıçaklamaya kalksaydın neler olurdu biliyor musun?" diye sordu Simmon.
Bir saniyeliğine düşündüm. Yaptığım șey bir ay evvel kahvaltıda ne yediğimi hatırlamaya çalışmak gibiydi. "Herhalde yargılanırdım," dedim yavașça, "ve insanlar bana içki ısmarlardı."
Fela elinin arkasından boğuk bir kahkaha attı.
"Peki ya buna ne dersin?" diye sordu Simmon. "Hangisi daha kötü: bir turta çalmak mı, yoksa Ambrose'u bıçaklamak m?"
Uzun uzun düşündüm. "Turta çilekli mi, böğürtlenli mi?"