Doğru bir insana denk geldiğinizde her şey kendiliğinden gelişir. Ne bir yönteme ihtiyaç duyarsınız ne de kelimelere. Aşkın büyüsü sizin adınıza her şeyi halleder.
"... Beş sene evvel annem öldü (1913). Babam evlendi. Ablam zırdeli... Tabii ocağımız dağıldı. Ben apartmanlara düştüm. İyice çalışmak için rahata, aile rahatına ihtiyaç vardı.
Evlenmeğe kalkınca, bir komşum karımı tavsiye etti. Ailesi için çok iyi şeyler söyledi."
Ketebe - 1.Baskı - Mart 2025, İstanbul·Kitabı okuyor
insanı dünyaya çağıran ve sevk eden esbâb çoktur. başta nefis ve hevâsı; ve ihtiyaç ve havâssı; ve duyguları ve şeytanı; ve dünyanın sûrî tatlılığı; ve senin gibi kötü arkadaşları gibi çok dâîleri var. hâlbuki bâkî olan âhirete ve uzun hayat-ı ebediyeye dâvet eden azdır. eğer sende zerre mikdar bu bîçâre millete karşı hamiyet varsa ve ulüvv-ü himmetten dem vurduğun yalan olmazsa, hayat-ı bâkiyeye yardım eden azlara imdâd etmek lâzım gelir. yoksa o az dâîleri susturup, çoklara yardım etsen, şeytana arkadaş olursun.
"Hakikatin Merkezi" adıyla gidişatı düzeltmeye girişmişlerdi; onlara göre insan, Hakikatin Merkezi'nden uzaklaşmıştı
-bunu görmek için fazla kanıta ihtiyaç yoktu-
Doğrudan kendini izlemek, kendini tanımaya yetmez. Geçmiş, yüzlerce dalga halinde içimizde aktığı için tarihe de ihtiyaç duyarız. Bizler, bu dalgalar akıp giderken hissettiklerimizden başka bir şey değiliz. Sözde bize ait ve en şahsi karakterimizin nehrine inmek istediğimizde bile Heraklitos’un şu sözü geçerlidir: “Aynı nehre iki kez girilmez.”