Giriş Yap
Heyecana açılan odada, derinliğinden arınmış bir aşkın ne kadar hoş olduğunu görürüz – yani hafif bir zevkle, arzuların belli belirsiz kokusuyla tanışırız; aşk trajedisinin özündeki yücelikten yoksun kalmış oluruz gerçi, ama şunu unutmayalım ki trajediler bir estet için gözlemlenmesi gayet ilginç, ama sınanması gayet can sıkıcı şeylerdir. İnsan hayata özen gösterdikçe, düş dünyasıyla ilgilenemez olur. İktidar sahibi olmak isteyen, bayağılığın ötesine geçmelidir.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Özgürlük, kendine yeterliliğin en büyük meyvesidir.
Doğa ve İktidar, Joachim RadkauSayfa 64 - Epikuros
·
Oranın dışına çıkan her şey çökmeye mahkûmdur.
İktidarın değişen yüzü, dijital çağın ve yeni tekniklerin kullanımı ve avantajlarıyla farklılaşmaktadır. "Foucault'ya göre iktidar 17. yüzyıldan itibaren Tanrı benzeri bir egemenin ölümcül bir iktidarı olarak değil, disiplin iktidarı olarak gösterir kendini.
Otorite ve Öteki, Kemalettin ÖzdenSayfa 125 - Yeni insan yayınları, 2022
Reklam
·
Reklamlar hakkında
asıl sorun:
türkiye'de insanların en büyük problemi fakirlik, hukuksuzluk falan değil, bütün bu sosyal-fenomenlerin temelinde aslında tek bir sorun yatırıyor: "kader ortaklığı" düşüncesinin yokluğu... yeryüzündeki bütün modern uluslar, asgari düzeyde de olsa, "biz" duygusuna sahiptirler. fakat türkiye'de bu yok. insanlar, birbirlerine karşı değil, mensup oldukları etni'ye/dine/ideolojiye aşırı bağlılık hissediyor. bağlılık, elbetteki kötü bir şey değil, fakat bu bağlılık, daha üst düzeydeki sosyal-oluşumların gerisinde durmalı: yani, vatanın ve devletin gerisinde... başta dediğim gibi, kader ortaklığı düşüncesi olmadığı için, türkiye tam olarak uluslaşmış bir toplum değil. yine kader ortaklığı düşüncesi olmadığı için, devlet ve vatan, ele geçirilmesi gereken kaynaklar olarak görülüyor. halbuki böyle olmamalıydı. dünyada her modern ulus, kendi varoluşlarına dair, "ortak bir siyasal-kavramsal çerçeve" geliştirmiştir. ve bu çerçeveyi, toplum sözleşmelerinde (anayasalarında) yazıya dökmüşlerdir. bu bakımdan anayasa, muazzam bir icattır... ortak bir kural-setinin olmadığı toplumlarda toplumsal-ahlâk olmaz. ahlâkın olmadığı yerde güçlü olanın sözü geçer, bu kadar basit yani. yine ahlâkın olmadığı yerde siyasal-gelenekler kurulamaz. ortak bir kural-seti geliştiremeyen toplumlarda, nihilizmin türevleri görülür: hırsızlığın, gaddarlığın, nezaketsizliğin, baskının, akıl-karşıtlığının meşru görüldüğü nihilizm türevleri... türkiye'nin bu ilkelliği aşacak potansiyeli olduğunu düşünüyorum. son yirmi yıl, toplum sözleşmesini yırtılıp atıldığı bir dönemdi. önümüzdeki yıllarda ne olacak, hep birlikte göreceğiz. fakat siyaset bilimci olarak şunu söylüyorum: toplum sözleşmelerinde adalet-hiyeraşi-eşitlik dengesini kuramayan toplumlar, yıkılmasa bile, gerilemeye mahkûmdur. türkiye'de özellikle, merkez siyasal-partilerin yokluğu, ortak kural setlerinin geliştirilmesine engel oluyor.. türkiye'de iktidar partileri, kitle partisidir, halbuki kitle-partisine ihtiyacımız yok, merkez-partilerine ihtiyacımız var. kitleye hitap etmek yerine, siyasal yelpazede merkez düşüncelere uygun politikaların üretilmesi sayesinde "kader ortaklığı" düşüncesinin yaratılacağını düşünüyorum. " belki bu sayede uluslaşma süreci sağlıklı bir şekilde tamamlanabilir. bir toplumda "kader ortaklığı" duygusu oluştuğunda, biz/öteki ayrımı yumuşar, ortak-akıl devreye girer, aklın devreye girdiği yerde adaletin ve ilerlemenin emareleri görülür, vesselam.
1 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.30