Marat
Marat'ın Türkiye Komünist Partisi'nin Moskova'daki tek temsilcisi olduğunu söylemişlerdi. Oraya ne zaman, nasıl gittiğinden söz edilmiyordu. Zaten ben bunu merak da etmedim. Madem partinin temsilcisiydi, elbette parti resmen göndermişti. Sabiha hanım ve Zekeriya bey, onlar bildiğine göre kuşkusuz Yıldız da, Marat'ın İsmail Bilen, namı diğer Laz İsmail olduğunu herhalde biliyorlardı. Necil bunu bilmiyordu sanırım, belki şüpheleniyordu. Ben kesin bilmiyordum. Hoş bilsem de benim için hiç bir şey ifade etmiyordu İ. Bilen ya da Laz İsmail isimleri. Laz İsmail adını, yalnızca Nazım Hikmet'in, "İşte böyle Laz İsmail" dizeleriyle duymuştum ve kim olduğundan da haberim yoktu. ilerde Marat'ın diğer isimlerini öğrendiğim vakit dilim Marat'a alıştığı için Marat demekten vazgeçemedim.
Sayfa 223
Reklam
Fakirlik heryerde başa bela:)
“–Evinde zarif bir şeyi olmayan kimseye danışma. Çünkü o, aklın bir göstergesidir.”Gerçekte fakirlik için iki durum söz konusudur: Birincisi; insanın yakasına yapışan ve nefesini kesen fakirlik illetinden, keder ve üzüntü, evlâdı ıyâl çokluğu ve karamsarlık gibi zihnin alt üst olduğu durumdur ki bunu denildiği üzere “menfi fakirlik” olarak ifade edelim. Bu fakirlik zihni dağıtır, zekâyı öldürür ve yemyeşil ağaçların susuz kalması gibi bu halin bulunduğu kişi de solgunlaşır. İmam-ı Şâfî’nin ifade ettiği fakirlik bu türdendir. İlerde geleceği üzere İbrahim en-Nazzâm’ın başına gelen fakirlik de aynı şekilde bu türdendir.
Oğlum, okula gitmeyen, derslerine çalışmayan adam olmaz. İnsan ne kadar çok çalışırsa o kadar çok kazanır, ilerde rahat eder. Küçükken çok çalışmalısın ki, büyüyünce rahata kavuşasın. Hayatta çalışan kazanır oğlum... Başarı kazanmanın yolu, çalışmak, hep çalışmak...
Sayfa 38 - Nesin Yayınevi - 80 Baskı
Son Almanya seyatimde benimle buluşmak isteyip sabaha kadar yanımdan ayrılamayan Berlin Protestan Baş Papazı, bu husustaki sualine verdiğim cevaba hayran kaldığını, yüzlerce dinleyici önünde itiraf etmiştir. Alman protestan klisesinin mümessili mevkiindeki papaz, bana “materyalizm ve spirütüalizm arasındaki bu dünyanın hali ne olacak? Dinlerin istikbalini nasıl görüyorsunuz? Dinler arasında maddeciliğe karşı bir ittihad kurulabilir mi? diye sormuş ve Batının bugünkü ruh buhranını ve deprenişini izahla başlayıp “Doğunun eksiği batıda, Batının eksiği de Doğuda” şeklindeki formülümü aynı kelimelerle tasdik etmişti. O konuşmanın geniş tafsilatını ilerde neşrini düşündüğüm herhangi bir vasıtayla kaleme almak niyetindeyim.
“Yaşadıkları için ilerde hiç pişman olmaz, insan, ancak yaşamadığı bir gönül ilişkisi için pişman olur. Pişman olan biri kime gider sence, kime başvurur? Kaymakamlık bu işi halleder mi? Veya Özel İdare?"”
Sayfa 200·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam