İdealist Bir Öğretmenin İzinde
8/10
·90 syf.··
2026 24. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:39
Eğitimin ve sınır tanımamanın kitabı... Her şey ani gelişen bir kararla başlamıştı. Profesör Raçinski, Moskova Üniversitesi'ndeki görevini bırakarak aile mülkünün bulunduğu Tatevo köyündeki küçük bir okulda öğretmenlik yapmaya karar vermişti. Etrafındaki herkes ona yargılayıcı bir tavırla yaklaşırken Raçinski, en büyük amacı olan kendi ışığını ve bilgisini, henüz hayata yeni atılan, eğitim düzeyi oldukça düşük çocuklara aktarma arzusuna emin adımlarla ilerliyordu. Raçinski, ilk başlarda epey zorluk çekip kimse tarafından anlaşılmamasına rağmen pes etmeden, en büyük hedefi olan gizli yetenekleri keşfetme isteğine sıkı sıkıya tutunmuştu. Onlarca farklı ışık yetiştirmiş, ülkesine nice başarılar kazandırmaya yemin eden idealist bir öğretmen olmuştu. "Bir çocuk, bir öğretmen, bir kitap ve bir kalem dünyayı değiştirebilir." diyor Malala Yusufzay . İdealist Öğretmen kitabında da tam olarak bu ana mesajı gördüm. Raçinski de sayısız insan tarafından eleştirilen bir öğretmen olmasına rağmen hayallerinden hiçbir zaman vazgeçmemiş, emin adımlarla etrafındaki karanlığı aydınlatmak için işe koyulmuştu. 'Öğretmen olmak'; yeni bir nesli en iyi şekilde yetiştirmeye çalışmak, kendinden ve bilginden en büyük, en nitelikli parçaları çocuklara aktarmak; her birinin içindeki cevheri keşfetmek demektir. Maddi veya çıkarcı tüm düşüncelerden net bir biçimde uzak durması gereken tek meslek olduğunu da eklemeliyiz. Hayat boyu süren bir öğrenme ve öğretme sürecidir öğretmenlik. Raçinski'nin hikâyesini okurken de bu hususları göreceksiniz. Kitap oldukça kısa; ancak etkisi önemli derecede büyük. Anlatım sürükleyici fakat kullanılan dil çok basit kalmış. Edebi bir kimlikten ziyade, derin anlamlara yönelmeniz gereken bir eser. Umut ve fedakârlık duygularını içten hissedeceğiniz gibi,
İdealist ÖğretmenGrigory Petrov · Koridor Yayıncılık · 20177,8bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 9. kitabı
"Sadece tanıdık bir şey arıyordum, bakacak bir şey. Sadece tren yolunun kenarındaki o evlere bakmıyordum, o evlerin içindeki hayatlara bağlanıyordum." ​Paula Hawkins’in bu meşhur satırlarıyla başlayan yolculuk, benim için kelimenin tam anlamıyla bir duygu karmaşası oldu. Kitabı bitirdiğimde arkama yaslanıp düşündüm: Bir hikaye insanı aynı anda hem bu kadar merak içinde bırakıp hem de karakterlerine karşı nasıl bu kadar kızdırabilir? ​Rachel’ın kendi zihninin sisleri arasında kayboluşunu izlerken, ona hem çok acıdım hem de verdiği kararlarla beni çileden çıkardı. Ama işte kitabın büyüsü de buradaydı; o kızgınlığa rağmen sayfaları elimden bırakamadım. Sonlara doğru yaklaştıkça kafamda hafif bir tahmin belirdi, taşlar yerine oturmaya başladı ama bu durum finalin getirdiği o tatlı tatmini hiç gölgelemedi. Bilakis, haklı çıkmanın verdiği o küçük gururla kitabı kapatmak ayrı bir keyifti. ​Benim için Trendeki Kız, sadece bir polisiye/gizem değil, insan zaaflarının ve güvenilmez bir hafızanın insanı sürükleyebileceği uçurumları gösteren çok kişisel bir yüzleşmeydi.
Trendeki KızPaula Hawkins · İthaki Yayınları · 202013,7bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 12:12
Bazı kitaplar bir hikâye anlatır, bazıları ise insanın kendi hikâyesini yeniden düşünmesine neden olur. Rachel Cusk'ın Çerçeve adlı romanı ikinci gruba giriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey karakterler ya da olaylar değil; insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin ne kadar karmaşık olduğu gerçeğiydi. Çerçeve, klasik roman anlayışını büyük ölçüde reddediyor. Okur olarak bizi büyük olayların peşinden sürüklemiyor. Bunun yerine farklı insanların hayatlarına kısa süreliğine misafir oluyor, onların anlattıkları üzerinden insan doğasını anlamaya çalışıyoruz. Aslında romanın gerçek kahramanı tek tek insanlar değil; insanın kendisidir. Her anlatı, insan olmanın başka bir yüzünü gösteriyor. Kitap boyunca altını çizdiğim cümlelerin ortak noktası, insanın en büyük mücadelesinin dış dünyayla değil, kendi yanılsamalarıyla olduğunu göstermesiydi. Cusk, bize kusursuz hayatların olmadığını, başarının sürekli yeniden inşa edilmesi gerektiğini, buna karşılık başarısızlıkların insanı hiç terk etmediğini hatırlatıyor. Bu düşünce bana Stoacı filozofları anımsattı. Çünkü insanı güçlü yapan, yaşadığı olaylar değil; o olayları anlamlandırma biçimidir. Romanın en çok düşündüren tarafı ise hakikat meselesiydi. Her karakter aynı hayatı yaşamıyor; hatta benzer olayları yaşayan insanlar bile tamamen farklı gerçeklikler kuruyor. Burada insanın yalnızca yaşadığıyla değil, yaşadığını nasıl anlattığıyla da var olduğunu görüyoruz. Belki de Cusk'ın asıl söylemek istediği şey, hayatın olaylardan değil, anlatılardan oluştuğudur. Çerçeve'de sıkça karşılaştığım bir başka tema ise özgürlüktü. Ancak bu özgürlük, modern dünyanın bize vaat ettiği sınırsız seçenekler değil; insanın kendi hakikatiyle yüzleşebilme cesaretidir. Çünkü insan çoğu zaman başkalarını kandırmadan önce kendisini kandırır. Kitapta
ÇerçeveRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 2016389 okunma
9/10
Merhabalar, Son zamanlarda okuduğum kitaplardan farklı olarak duygusal olarak beni o kadar çok tatmin eden bir kitap oldu ki. İki yaralı karakterin birbirini iyileştirmesini okumak çok keyifliydi hele ki bu karakterler de dünya tatlısı iki insan olduğunda. Briana acil serviste çalışan ve terfi almak üzere olan bir doktordur. Ama hayatının en kötü dönemindedir çünkü aldattığı kocasından boşanma aşamasındadır, aynı zamanda da erkek kardeşi böbrek yetmezliğinden muzdariptir ve gittikçe depresyona girmektedir. Tam da hayatı alt üst olduğu dönemde hastaneye yeni bir acil doktoru gelir: Jacob. O da hastanedeki ilk gününde tüm hastalarını kaybeder ve doktor ölüm olarak adlandırılır. Hemşireler arasında çıkan bu dedikodudan dolayı ve terfi etmesine engel olacağını düşündüğü için Jacob’a önyargılı davranır. Bir şekilde bu ikili önyargılarla dolu tanışırlar. Jacob anksiyetesi çok yüksek olduğu ve kendini Briana’ya iyi ifade edemediği için ona mektup yazmaya başlar. Bu ikili mektuplaşarak birbirlerini daha iyi tanırlar ve aralarında her şeyden önce arkadaşlık ilişkisi oluşur. Çok ama çok tatlı iki karakterdi. Jacob Briana için anksiyetesinin üstünden geleceği şeyler yaptı ve Briana da hep onu düşündü, destek oldu. Jacob o kadar tatlı bir karakterdi ki daha çok da tanımadığı Briana’nın kardeşine böbreğini vermeyi kabul etti ve isimsiz olmasını rica etti. Bir şekilde Jacob olduğunu öğrendiler ama o iyiliklerden utanan bir karakterdi. Jacob’ın da eski sevgilisi Amy, erkek kardeşi ile evlenecekti ve bu durumda bile ailesi erkek kardeşine mesafe koymasın diye sorun yokmuş gibi davrandı ve tampon görevi gördü. Ailesi ise endişelendiği için minik bir sevgilim var yalanı söyledi ve bu şekilde ikisi sahte sevgililik olayına başladılar. Jacob’ın ailesi çok tatlıydı. Büyükbabasının
En İçten DileklerimleAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 2024415 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Günay Gafur, bana göre ülkemizin en başarılı polisiye yazarlarından biri. Onu ilk olarak Kâhin kitabıyla tanıdım. Ardından diğer eserlerini de okuyunca, kalbimde özel bir yer edindi. Yeni kitabı çıktığında, onu kucağıma yeni doğmuş bir bebek gibi alıp aynı heyecan ve özenle sayfalarını aralamaya başladım... Arka kapak yazılarını okumayı pek tercih etmediğim için kitaba polisiye beklentisiyle başladım. Her ne kadar içinde “katil” ifadesinin geçtiği bölümler olsa da, bu kitapta karşımıza çıkanlar alışıldık katillerden çok daha fazlası var. Dünyanın en tehlikeli katilleri bunlar. Kimler mi? 1980 darbesi ve yüzlerce masumun hapiste işkence ile ölmesi. 1993 yılında şairlerin, yazarların diri diri yakıldığı Madımak Katliamı. 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi ve iki yıl sonra gelen ekonomik kriz. Ekonomik krizden sebep intihar edenler. Darbe girişimi, Soma'daki maden kazası ve elli bin insanın öldüğü deprem felâketi. Bombalı saldırı, yılbaşı katliamı, tren kazası, kadın cinayetleri, Yenidoğan Çetesi. Biz neler yaşamışız ama... İçim karardı resmen Cidden çok zorlandım okurken. O günleri tekrar tekrar yaşadım resmen. Kitabın adı niye Empat? Çünkü günümüzde empati duygusundan yoksun pek çok insan var. Oysa insanlar empati kurabilseydi, dünya çok daha güzel bir yer hâline gelebilirdi. Çünkü bir başkasının acısını hissedebilen kişi, kötülüğe karşı daha güçlü bir duruş sergiler ve çözüm üretirdi. Aslında ben de çok Empati yaparım. Başkalarının üzüntülerini, sevinçlerini hissederim. Bu iyi bir şeymiş. İnsan olmanın en önemli ölçüsüymüş meğer. Kitapta defalarca vurgulanan bir cümle var: Unutma sakın! Katillerimiz nefes kadar yakın! Cidden öyle değil mi? En basitinden orman yangınları. Yüzlerce hayvanın yanarak ölmesi. Kitabın genel akışını ve anlatımını oldukça beğenmeme rağmen,
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202613 okunma
Puan vermedi·175 syf.··
2026 24. kitabı
Tamerlan İsmayılzadə & Əziz Yaqubzadə - “Səndən Ötrü” “Səndən Ötrü” iki gənc yazarın qələmindən çıxmış, duyğuların, hisslərin və həqiqətlərin səhifələrə töküldüyü fərqli bir kitabdır. Elə şeylər var ki, insan onların həqiqət olduğunu bilir, lakin qəbul edə bilmir, bir növ dilinə gətirə bilmir. Özü-özünə belə etiraf etməyə cəsarətinin çatmadığı məqamlar yaranır. Bax, bu kitab həmin o gizli qalan həqiqətləri qarşımıza qoyur, üzümüzə vurur. İnsanın həm özünə, həm də başqalarına etdiyi nankorluqlar, səhvləri-doğruları, hissləri-duyğuları müəlliflər çox gözəl fikirlərlə ifadə ediblər. Bütün dəyər bilən və bilməzlərə tövsiyə edirəm. Mən deyərdim ki, hər kəs bu kitabı açıb, bircə dəfə də olsa vərəqləsə, özü üçün çox faydalı olar. Çünki böyük ehtimalla, vərəqlərin içində gəzişərkən hər kəs ən azından bir cümlədə də olsa mütləq özünü tapacaq. Ya özünü, ya itirdiklərini.. Hə, bir də, içindəki məhəbbəti tanımlayacaq, ifadə edəcək fikirlər də çox gözəl idi. Əsl eşqin necə gözəl olduğunu, elə eşq qədər gözəl ifadə ediblər. Bu qədər..
Səndən ÖtrüƏziz Yaqubzadə · Mayak Nəşriyyat · 202439 okunma