• Herkes birine yüz çevirmiştir. Ancak herkesin sonuçta dileği Hak'tır. Bu ümitle ömürlerini harcarlar. Ancak bunu ayırt edip, herkese aranılanın O olduğunu gösterebilecek hakiki muvahhid kimdir. Böyle bir insan, suda boğulmuştur. Su onda tasarruf eder ama onun su üzerinde bir tasarrufu yoktur. Evet yüzen ve boğulanın her ikisi de sudadır amma boğu­ lanı su götürür, yüzense kendi gücüyle kendi dileğiyle yüzer. Boğulanın her oynayışı, her işi, her sözü sudandır, kendinden değil. Onun vücûdu arada bir bahanedir. Meselâ; duvardan bir ses geldiğini işitirsin ama bunu duva­ rın söylemediğini bilirsin.”m
  • Haysiyet ve dürüstlük yoksa
    yürek aşkı hissedemez.
    Haysiyetsizler aşkı şehvet sanırlar,
    beden beden gezip her bedende onu
    tüketmeye çalışırlar ve tükenen ancak ruhları olur!
    ..ama aşk kaypaklık sevmez,
    ikiyüzlülüğü affetmez,
    duyguyu tende kolayca tüketmez.
    Yücedir gerçek aşk,
    Yaradan'ın "beni hisset" demesidir, kendi ekseninde sevdirmesidir ve insan ancak bahanesidir..!
    Zeynep BAKAN
  • Nietzsche, ancak son ayların dönüşümünde acı çekmeyi bırakabildi ve görünüşe göre eskiden olan her şeyi unutabildi: "Yalnızlıktan dolayı acı çekmek de sadece bir bahanedir -ben daima çokluktan dolayı acı çektim... yedi yaş gibi absürd erken bir dönemde kulağıma asla bir insan sözcüğünün değmeyeceği belliydi: Buna üzüldüğümü hiç gördünüz mü?" (15, 47)
  • Başımı yere koyduğum her yerde secde ettiğim ancak O’dur.
    Altı yönde ve altı yönün dışında da tapılan ancak O’dur.
    Bağ, gül, bülbül ve bunları işitmek ve görmek...
    Bunların hepsi birer bahanedir, maksad ancak ve ancak O’dur.
    O’nunla, O’nun aşkına erebilenlere ne mutlu!
  • Geceleri başka bir insanızdır,
    tamamen kendimizizdir!
    ...
    Hayatın bir anlamı varmıdır?
    Ne zaman bir cenazeye gitsek,kendimize bu hayatın anlamının ancak ölmek olduğunu söyleyebiliriz!
    ...
    "Paris"

    Hüzünlü bir şehirdir!
    Yıpranmıştır!
    ...

    İnsanlar beni tiksindiriyor, ama bir insansevmez değilim.
    Eğer tanrı olsaydım insanı tasfiye
    ederdim!
    ...
    Tanrı insandan alçakgönüllü
    olmasını, köşesinde sakin sakin durmasını, hiçbir şeye burnunu sokmamasını istemiştir.
    Ama insan,her şeye maydanoz olan bir
    boşboğazdır!
    ...
    İnsan tabiatı daha yumurtadayken çürümüştü.
    Ve yok, bir mümin gibi konuşmuyorum,
    ama bu fikir olmaksızın, var olmuş olanı
    açıklama imkansızlığı çekiyorum.
    Benim tutumum mümin olmayan bir ilahiyatçının, tanrı tanımaz bir ilahiyatçının tutumu!
    ...
    Gecenin özelliği nedir?

    Her şeyin varoluşu durmuştur.
    Artık sadece siz,sessizlik ve hiçlik
    vardır!
    ...
    Gecenin ortasında nüfuz söz konusu değildir.
    Tarih yoktur,
    Her şey durmuştur!
    ...
    "Bütün kitaplarım başarısız intiharlardır."
    ...
    Uykusuzluğun ne olduğunu biraz biliyorsunuzdur; başka bir
    insansınızdır, hatta bir insan bile değilsinizdir,bir yaratık bile değilsinizdir,
    her şey durmuştur ve anlam sözcüğünün katiyetle bir anlamı yoktur,
    artık bu soru sorulmaz bile!
    ...
    Asla hiçbir şeye inanmadım.
    Benimle düştüğünüz hata bu.
    Ne olursa olsun hiçbir şeye asla gerçekten
    inanmadım.
    Bu çok önemli.Ciddiye almış olduğum hiçbir şey yok.
    Tek ciddiye aldığım şey, dünyayla olan çatışmamdır.
    Artakalanı benim için bir bahanedir ancak!
    ...
    "Dünya"

    İnsan dahil olmak üzere bütün varlıklara
    karşı yoğun bir acıma, marazi bir acıma hissediyorum.

    Bildiğim tek bir şey var;
    Hepimiz buradayız ve sonsuz
    yanılsamalarla birbirimize ıstırap veriyoruz!
    ...
    İnsanlar derinlemesine bir biçimde
    potansiyel canilerdir.
    Kesinlikle böyle bu!
    ...
    Benim sıradan duygum acımadır!
    Ötekilerin mutsuzluğuna çok duyarlıyım!
    ...
    "Samuel Beckett"

    Bir tür bilgeliği olan ölçülü biridir.
    Her bakış açısına hükmeder.
    Bilgelik sahibi bir bunaltılıdır!
    ...
    Hayatın anlamı yok, sadece
    ölmek için yaşıyoruz.
    Ama istediğimiz zaman kendimizi
    öldürebileceğimizi bilmek çok önemli.
    Bu bizi sakinleştirir, tatmin eder!
    ...
    "Müzik Dinlemek"

    Geceleyin olağanüstü bir boyut alır.
    Müzikal vecd mistik vecdle birleşir.
    En uçlara dokunma ve öteye gidememe duygusu yaşanır.
    Başka hiçbir şeyin önemi kalmaz.
    Baş döndürücü bir saflık evrenine gömülürsünüz.
    Müzik aşkınlığın dilidir.
    Varlıklar arasında yarattığı yakınlıkları da bu açıklar.
    Varlıkları sınırların yıkıldığı bir evrene sokar!

    Müziğin dünyasına ancak insani olan aşıldığı vakit bütünüyle girilir.

    "Müzik,kavranılmaz olmasına ve buharlaşıp gitmesine rağmen son derece gerçek bir evrendir!"

    Müzik, ya sizi delirtir, ya da hiçbir şeydir!

    "Benim için müziğin hiçbir anlamı yok,” diyen insanlar gördüğüm zaman,iş bitmiş diye düşünürüm,
    Devam etmeye ihtiyaç yoktur,aşırı derecede vahim bir şeydir bu,

    "Çünkü müzik de tam olarak bir insanın en mahrem yerine dokunur!"

    Müziği hissetmeyen kişiyle hiçbir ortak noktam olamaz!

    Müziğe anlamını veren hiçbir şey, yazıyla iletilemez!

    "Şiir ve Müzik"

    Eser ve siz, okur,aynı evrene aitsinizdir; olağanüstü bir evren sizi birbirinize
    bağlar.
    Müzikle de olduğu gibi,içinizi dolduran temel bir şeye temas edersiniz;
    bir tür lütuf; tanımlanamayanla doğaüstü bir suç ortaklığı.
    Zaman bertaraf edilir,oluşun dışına atılırsınız!
    Müzik ve şiir, iki yüce sapıtma yolu!
    ...
    Hayatın trajik tarafı aynı zamanda komiktirde;
    Ve
    özellikle bu komik tarafı göz önünde bulundurursanız!
    Ayyaşlara bakın,bütünüyle samimidirler: Davranışları bu sorunun yorumlanmasından ibarettir.

    "Ben hayat karşısında
    alkolsüz bir ayyaş gibi tepki gösteriyorum!"

    Kabaca söylersem beni
    kurtaran da yaşama susamışlığım oldu.
    Bu susamışlık beni ayakta tuttu ve her şeye rağmen efkarımı bastırma imkanı verdi!
    ...
    "Can Sıkıntısı!"

    Evet,can sıkıntısı.
    Benim için en tanıdık tecrübe,
    benim marazi tarafım!
    ...
    "Bütün hayatım boyunca canım sıkıldı!"
    ...
    Sıkıntı sonuçta zaman ekseni
    üzerinde döner; zaman dehşeti, zaman korkusu, zamanın açığa çıkması,
    zaman bilinci ekseni üzerinde döner. Zamanın bilincinde olmayanlar sıkılmaz;
    hayat ancak, geçen her anın bilincinde
    olunmazsa tahammül edilebilen bir şeydir; yoksa bizim için her şey berbat olur.
    Sıkıntı tecrübesi, azmış zamanın bilincidir!