İnsanlık ne kadar büyük bir yalnızlığı, yabancılaşmayı, sevgisizliği ve yıkımı yaşıyor olursa olsun, dünyanın herhangi bir yerinde şiir yazan birisi varsa ve onu okuyan bir başkası varsa, barıştan, aşktan, özgürlükten ve güzellikten umudu kesmeye yer yoktur.
Ölüm insanlık koşulunun sınırı olmuştur. Süreçlerinin çeşitli aşamalarında aşırı biçimde teknikleş(tiril)en ölmek ve ölüm günümüzde sadece simgesel düzlem içinde yer alır, artık çok güçlü bir biçimde inkâr edilmektedirler. "Günümüzde ölmek normal bir şey değildir ve yeni bir şeydir bu. Ölmek düşünülmesi mümkün olmayan bir anormalliktir, ölüm karşısında her şey, herkes zararsızdır. Ölüm suç işlemektir, suçlu olmaktır, çaresi olmayan bir sapmadır" (Baudrillard, 1970, 31). Ölüm artık insanın bir yazgısı gibi kolektif düşünceler içinde tasarlanmıyor, bir yol kazası, dışarıdan gelen bir şiddet gibi düşünülüyor.
Fakat ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada Müslümanlara bağnaz ve yobaz diyen, gerçekte ise kendileri bağnaz ve yobaz olan kimseler bulunmaktadır.
Zaten bilmem kimi koruma kanunu, bilmem neyi
Belki de hayal kırıklıkları, pişmanlıklar ve yenilgiler yığınının altında saklanmış olan, içinde taşıdığı bir parça insanlık ve babacanlık, yüzüstüne çıkmaya çalışıyordu.
Soru sormayan, sadece söyleneni yapan bu kölelik sistemini tamamen paranın belirlediği bir hiyerarşiyle yaşıyorlar. Henüz tam analiz edecek kadar bilgim yok, ama bu gezegende insanlık dışı bir şey var...