• hatırı sayılır bir intihar notu olurdu, 'kafa dağıtmaya ihtiyacım vardı, kafama sıktım' dizesi.
  • Chamfort'un intihar notu..
    kalbin ya paramparça kırılmak ya da taş gibi katılaşmak zorunda kaldığı bu dünyayı terk ediyorum.
  • | Senden Geriye Kalan ~ Gayle Forman |
    °
    Cody ve Meg. Çocukluktan beri iki yakın arkadaş. Kasabanın ayrılmaz ikilisi. Ta ki Meg üniversite için başka bir şehre gidene kadar. Ama asıl başlangıç Cody'in e-maili almasıyla gerçekleşiyor.
    Kitapta en yakın arkadaşının bir motel odasında zehir içerek hiç beklenmeyen bir şekilde intihar ettiğini öğrenen Cody 'in yaşadıklarını okuyoruz. Onun öldüğünü hatta bunu kendisinin yazdığı bir e-mail ile öğreniyor. Dostunun acı çektiğini, intihara yakın olduğunu ve bunu o ölene kadar fark etmediğini düşünüp acı çekiyor. Cody bunları yaşarken üstüne bir de Meg'in ailesinin isteği üzerine dostunun üniversite okuduğu Tacoma şehrine gidip eşyalarını alması gerekiyor. Oraya gidince ev arkadaşları ve bir ara takıldığı ama kalbini kıran Ben McAllister ile ilgili gerçekleri öğreniyor. Eşyaları toplarken arkadaşının geçmişi, çevresi ve yaşadıklarından küçük kesitler görüyor ve acısının yanında bir de onu intihara sürükleyen nedeni bulamaya çalışıyor.
    Öğrendiği her yeni detayla arkadaşının neden onunla konuşmadığını, anlatamadığını düşünüp kendini suçluyor.
    Cody dostluğu ve acısını çok güzel gösterdi. Belki acısını daha baskın bir şekilde okuyabilirdik ama sanırım gelişen olaylar bunu biraz daha frenledi.
    Cody'in yaşadığı ikilemler, gerçekleri ortaya çıkarma arzusu, bir yandan da yaşadığı ufak duygu değişimleri insanı çok etkiliyor. Böyle hassas bir konuda yazılan nadir güzel kitaplardan biri diyebilirim. Kitabın sonunda yazarın notu kısmında gerçek bir hikayeden esinlenildiğini, aklımızdan böyle bir düşünce geçerse ne yapmamız, neler düşünmemiz ve nereden yardım almamız gerektiği yazıyordu. Kesinlikle kitabın en mükemmel detayı buydu!
    Konusuyla, üslubuyla, karakterleriyle mükemmeldi. Tavsiye ettiğimi söylememe gerek yok sanırım
  • Kalbin ya paramparça kırılmak ya da taş gibi katılaşmak zorunda kaldığı bu dünyayı terk ediyorum.// Nicholas Chamfort'un intihar notu
  • 29 EKİM 1995 'te yıllardır ağır depresyondan mustarip,gazeteci Dawn Renee Befano ken-
    dini öldürdü.
    Geride şu anda yayımlanmamış el yazması biçiminde olan yirmi iki günce bıraktı. Ölümüne zemin hazırlayan haftalarda yazılmış güncelerinden alınan pasajlar, dünyasının ne kadar çekilmez bir hale gelmiş olduğunu,
    fazla seçeneği kalmamış hissettiğini ve ıstırap veren,giderek yayılan umutsuzluğunun zihninin her köşesini nasıl istila ettiğini göstermektedir.

    9 Ekim

    Bu halimle bir ay daha geçirmeyeceğim. Gözlerimin neden kahverengi olduğunu sorgulamıyorum ve kaderimi de sorgulamıyorum.
    Nispeten hızlı bir iç ferahlığı gelmezse gelecek ay içinde intihar edeceğim.
    Her geçen gün daha da yoruluyorum,
    her geçen gün umudumu yitiriyorum.
    Ölüyorum.
    Öleceğimi biliyorum ve bunun kendi elleıimle olacağını da biliyorum.
    Öyle yorgunum ki ve etrafımdaki herkes hastalığımdan yoruldu.

    10 Ekim

    Her şey,hepsi ıstırap.
    Yaşamak istemiyorum ama sürem dolana kadar tutunmalıyım!

    11 Ekim

    Çok korkuyorum.
    Ne olacak, delilik mi, ölüm mü?
    Açıkçası bu şekilde
    iki hafta daha yaşamayı hayal etmek bile zor.
    Bu cezanın ancak bu kadarını çekebilirim.
    Öldüğümde geride bıraktığım tek şey bu günlükler olacak.
    İntihar notu bırakacağımı sanmıyorum,
    bu günlükler yeter de artar bile.

    17 Ekim

    Düşünemiyorum.
    Her şey karmakarışık.
    Derin bir uykuya dalmak,kaçmak istiyorum. Çok yorgunum.
    Bir şeyleri umursamak öyle büyük
    bir çaba gerektiriyor ki.
    Sis yoğunlaşıyor.
    Dünyadan sadece beni yalnız bırakmasını istiyorum ama o yarıklardan,çatlaklardan içeri süzülüyor.
    Engel olamıyorum.
    Kahrolası sis yoğunlaşmaya devam ediyor.
    Anlamsız.
    Bu bekleyiş hakikaten sabrımı sınıyor.
    Buna çok fazla katlanamayacağım.
    Katlanmak zorunda kalmak istemiyorum. Etrafımdaki kimse de yapmazdı.
    Hiç kimse!

    20 Ekim

    İşte, ben kuru bir ağacım!

    23 Ekim

    Ölmek istiyorum.
    Bugün kendimi her zamankinden daha hassas hissediyorum.
    Bu acı beni tüketiyor,mahvediyor.
    Dün gece evdeki herkes uyuduktan sonra kendimi göle atmak istedim ancak bu ani istekten sonra uyuyabildim.
    Uyandığımda bu dürtü kaybolmuştu,
    bu sabah tekrar geldi.
    Her gün cehennemde yaşıyorum.
    Her gün biraz daha yıkılıyorum.
    Parça parça, hücre hücre, inci gibi aşınıyorum. İyiye gitmiyorum.
    "İyi" benden uzak,oraya gidemiyorum.
    Ben umutsuz vakayım.
    Meleğimi kaybettim.
    Aklımı kaybettim.
    Günler çok uzun, çok ağır;
    bu günlerin ağırlığı altında eziliyorum.

    24 Ekim

    Hastayım, çok hastayım.
    Onulmaz bir şekilde hastayım!

    28 Ekim

    Hayattan hiç tat almıyorum çünkü iki yaşam
    arasındayım.
    Basit yerine daha iyimser bir şekilde anlatmanın yolu, yaşamak istemiyorum.
    Hastaneye geri dönmeyeceğim.
    Sadece suyun içinde bir yürüyüş yapacağım.
    -
    Acı dayanılmaz, sürekli ve sonsuz bir hal aldı. Zamanın, gerçekliğin ve tahammül sınırlarının ötesinde.
    Bugün aşırı doz alacağım ama hastalanmak istemiyorum,
    yalnızca ölmek istiyorum!..

    Ertesi sabah Dawn erkenden uyandı.
    Mutfak masasına oturdu, soğuk mısır gevreği yedi,gazetedeki bulmacayı çözmeye çalıştı.
    Kısa bir süre sonra mutfaktan çıktı ve bir daha canlı olarak görülmedi.
    Cesedi aylar sonra bir gölde sürüklenirken bulundu.
  • "Kalbin ya paramparça kırılmak ya da taş gibi katılaşmak zorunda kaldığı bu dünyayı terk ediyorum."
  • "Kalbin ya paramparça kırılmak ya da taş gibi katılaşmak zorunda kaldığı bu dünyayı terk ediyorum."