Her sayfada evet bu benim dediğiniz kitap
Puan vermedi·88 syf.·
2026 11. kitabı
Jaguar’dan çıkan bu kitap zaten kapağından belli ediyor derdini. O siyah parçalar, aradaki mor çatlaklar... Hepsi kafamın içinin resmi gibi. Adı da manidar: Tiksinti. Okurken sürekli bir huzursuzluk var. Yazar Moya, günlük hayatın içindeki o görünmez çürümeyi, insanın kendine, eşyalara, şehre yabancılaşmasını tokat gibi çarpıyor. Büyük olaylar yok. Ama sabah uyanınca yastığın kokusundan tiksinmek, otobüste yanına oturan adamın nefes alışından irkilmek. Dili bıçak gibi. Uzun tasvirler, ağdalı cümleler yok. Kısa, net, vurucu. Okurken boğazına bir şey düğümleniyor. Karakterin kafasının içi çok tanıdık. Hepimizin 3-4 gecesi vardır ya, tavana bakıp “ne yapıyorum ben” dediğimiz. İşte o gecelerin kitabı. Bazen fazla karanlık. Kitabı kapatıp camı açma ihtiyacı hissettim. Herkese göre değil. Modun zaten düşükse üstüne basar. • Sonu... Beklediğim bir çözüm vermedi. Ama galiba mesele de bu. Tiksinti çözülmez, sadece alışırsın.
1000Kitap
TiksintiHoracio Castellanos Moya · Jaguar Kitap · 2025493 okunma
Puan vermedi·56 syf.·
2026 37. kitabı
Kitabın felsefesi modern dünyanın bir bunalım içinde olduğunu anlatıyor. Bilgi artıyor ama anlam dağılmaya başlıyor. Herkes kendi alanına kapanıyor, bilim dalları birbirinden kopuyor. Heidegger bu parçalanmış yapıya karşı daha bütünlüklü bir bakış arıyor. İnsanın sadece bilen değil, sorgulayan bir varlık olduğunu hatırlatıyor Hiçlik nedir? Sorusu üzerinden varlık nedir? sorusuna götürüyor. Eser eski bir çeviriye dayanıyor, bugünün diliyle yeniden anlaşılır hale getiriliyor. Çeviri korunuyor, sadece bazı kelimeler günümüze yaklaştırılıyor. Girişte özellikle korku ile havf ayrımı dikkat çekiyor. Heidegger’in sıradan korkudan farklı olarak daha derin, varoluşsal bir duyguya işaret ettiğini vurguluyor. Kitap hiçlik kavramına odaklanıyor. Heidegger bunu bir düşünce olmaktan çıkarıp bir deneyim haline getiriyor. Özellikle kaygı dediği duygu üzerinden anlatıyor. İnsan bazen sebepsiz bir huzursuzluk yaşıyor, her şey anlamını yitiriyor gibi oluyor. İşte o anlarda insan hiçliğe dokunuyor diyor. İnsan sadece yaşayan bir varlık değil, aynı zamanda sorgulayan bir varlık oluyor. Ve bu sorgulama da en çok hiçlik üzerinden açılıyor. İnsan kendini, dünyayı ve varlığı anlamak istedikçe aslında metafiziğin içine giriyor. İnsan, varlığı sorgulayan varlıktır.” düşüncesi metnin omurgasını kuruyor. Kolay bir metin değil fakat içine girince farklı bir kapı açıyor. Okurken bazı yerlerde zorluyor ama o zorluk bile düşündürüyor. Varlık üzerine kafa yormayı sevenler için farklı bir deneyim sunuyor. “HAVF: korkmak, bilinen veya hissedilen bir işaretten dolayı irkilmek, bir tehlike karşısında ne olacağı endişesi içinde olmak”
Bercesteden
Metafizik Nedir?Martin Heidegger · Kaknüs Yayınları · 2017536 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sessizlikle büyüyen bir göç mirası
9/10
·544 syf.··
2025 107. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 18:03
Alice Zeniter’in Kaybetme Sanatı, göçü bir yer değiştirme hikâyesi gibi anlatmıyor. Asıl ağırlık, kuşaktan kuşağa devredilen sessizlikte. Benim için romanın merkezinde bu var: Konuşulmamışların insanın içinde nasıl bir boşluk yarattığı. Aile geçmişi anlatılmadıkça şekilsiz bir gölgeye dönüşüyor. Büyükbabanın suskunluğu, Hamid’in kendi hikâyesini inkâr etmesi… Hepsi farkında olmadan bir sonraki kuşağa eksik bir köken duygusu bırakıyor. Ne tam bir geçmişleri var ne de ondan özgürler. Naïma bu boşluğun içinde büyümüş biri. Öfkesi sadece “nereli olduğunun sorgulanması” değil; babasından devraldığı tedirginliklerle kendi kuşağının sürekli açıklama yapma zorunluluğunun arasında sıkışıyor. Bir yandan önyargı dolu bakışlara maruz kalmak, diğer yandan metroya sakallı esmer bir adam bindiğinde içten içe irkilmek. Zeniter’in en başarılı yanı bu çelişkiyi dürüstçe göstermesi. Göçün yarası yalnızca dışarıdan gelmiyor; insanın içinde de çatışma yaratıyor. Romanın kimlik meselesine yaklaşımı da hoşuma gitti. Kökeni romantikleştirmiyor. Bazen bir ülke, bazen bir hikâye, çoğu zaman da bir sessizlikten ibaret. Cezayir, herkesin zihninde başka başka. Tek eleştirim, Naïma’nın yolculuk öncesi araştırmalarının uzadığı bölüm. Anlatı orada ağırlaşıyor, beklenen yüzleşmenin etkisi biraz gecikiyor. Yine de Kaybetme Sanatı, göçün sonraki kuşakların bedenine, diline ve korkularına nasıl yerleştiğini çok iyi gösteren bir roman. Zeniter’in sade ama keskin dili temayı taşımayı biliyor. Ve çeviri… Tonu çok iyi yakalamış, ritmi bozmuyor. Şirin Erkan Leitao’nun Şirin Erkan Leitao emeği metnin duygusunu gerçekten güzel taşıyor.
Edebiyat
Kaybetme SanatıAlice Zeniter · Livera Yayınevi · 2022205 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2024 64. kitabı
ÖZGÜR FİLİSTİN İÇİN... "FİLİSTİN TOPRAKLARINDA YASADIGIMIZ ACILAR HAFIZAMIZA KAZINAN BIR YÜKTÜ BIZ FİLİSTİNLİLER İÇİN." Ufacık bir sesten irkilmek,sokakta özgürce oynayamayan,atılan bombalar ile kulaklarının çığlıkları duyması,toza,dumana ve kana şahit olmak.Neydi bir çocuk için mutluluk? Bu soruyu sorsanız her çocuğun cevabı farklı olurdu.#Filistinli çocuğun cevabı ise korkusuzca çocukluğunu yaşabilmek olmaz mı?Leyla böyle bir coğrafya da yetenekli,başarılı,babasının gözbebegi genç bir kızdır.#Türkiye de yapılacak olan olimpiyat yarışmalarına katılacağını duyduklarinda heyecani tüm ailesinin sarar.Bazi olaylardan dolayı yarışmaya katılmaktan vazgeçer.Kuzeni Ahmed Yusuf "Filistin için, özgürlüğümüz,sesimizi duyurmak için "yarışman gerekir dediğinden sonra gecenin sessizliğinde,uykularını bölen bombaların,toz duman olan gecenin sabahın da ailesi canını kurtarmak için #Ürdün sınırına dayısının Leyla ekibi ile birlikte Türkiye'ye gelir.Ayaklarinda ayakkabı,üstlerinde doğru düzgün spor kıyafetleri olmadığı gibi destekçileri de yoktur.Yalin ayak koşmak tabiri tam Leyla için söylenmiş.Niçin koşuyorsun? Sorusuna doğru cevabı bulmak zamanını alsa da cevabın hayatlarının tam orta yerinde olduğunu keşfeder.Filistinli çocuklar çocukluğunu yaşayamadan, yaşamak,hayata tutunmak,ailesini bir kez daha görmek için doğdukları günden bu yana #İsrail bombalarından,askerlerinden,zulümden koşarak hayatta kaliyorlardi.Şimdi sıra #olimpiyatlar da #Filistin e yapılanı hem duyulmak,milli marşı söyletmek,hem de dikkatleri ülkeya çekmek için #Güneşekoşmak tadir.Bakalim Leyla bunu başarabilecek mi?Çok duygu yüklü,su gibi akan ve hafızalara #mıh gibi çakılacak bir hikaye okumaya hazırsanız buyurun.her Her Ay Okuyanlar Kulübü
2024 Okuma Raporları
Güneşe KoşmakÖzgür Balpınar · İndigo Kitap · 2024376 okunma
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2024 58. kitabı
FIRTINADA YANACAKSIN JOHN VERDON 520 SAYFA Cinayet işlemenin çok farklı yolları vardır. Tetiği çekmek bu yollardan sadece biridir. White Rider kasabasının genç polislerinden biri vurularak öldürülür. Irkçılık gösterilerinin yapıldığı ve ortamın oldukça gergin olduğu bir anda işlenen bu cinayet "Siyahileri Koruma Birliği'nin" işi gibi düşünülür. Emniyet teşkilatı ve Savcılık, Birliğin kurucularının peşine düşmüşken ikinci bir polis daha cinayete kurban gider. Genç, beyaz polislerin suikastlerinin hemen ardından şüpheli durumdaki Birlik yöneticisi olan iki siyahi gençte işkence edilerek öldürülmüş olarak bulunur. Tüm bu cinayetlerin çözümü için kurulan özel ekibe yardım edecek kişi elbette zeki, tecrübeli dedektifimiz Dave Gurney. Savcı Kline'nin olaya dahil ettiği dahi dedektifimiz her zamanki gibi kılı kırk yaran düşünce şekli, şüpheci yaklaşımı, olayları her yönüyle ele alma yöntemiyle çözüme ulaşır. Kitap boyunca bir kaç katil adayı çıkıyor karşınıza. Acaba fikri son sayfaya kadar eşlik ediyor size veeee elbette yine harika bir final. Hele son 80-90 sayfayı büyük bir heyecanla okuduk sevgili Bahar ile. Yazarın kalemini de sevgili dedektifimizi de özlemişim. Irkçılığa dikkat çeken bir hikayeydi bu seferki maceramız. Irkçılık yanında toplumun dışladığı insanlar, sevgisizlik, akran zorbalığı, Verdon'un akıcı kalemiyle hayat bulmuş. Bir kere daha anlamış olduk ki sevebilmek çok önemli ve değerli. Eksiklikleri, farklılıkları ile sevmeyi bilmek gerek. Okuma sonrası Bahar ile yaptığımız sohbet her zamanki gibi çok özeldi. Eşlik ettiğin için teşekkür ederim tatlım En kısa zamanda dahi dedektimizin yeni macerasında buluşmak dileğiyle. Bir başkasının acısı karşısında irkilmek empati duygusunun varlığını ortaya koyar. Bu da en değerli insanı niteliklerden
Fırtınada YanacaksınJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20184,126 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2024 8. kitabı
Kitabı bitirip, arkama yaslanarak şunu dedim: İyi ki o toplumda kadın değilim. Sonra silkelendim, kendimi daha müreffeh ya da diğer 'medeni ' bir toplumdaki kadın sesiyle şöyle andım: İyi ki arkasına yaslanıp oh diyerek şükreden gafil değilim. Ona da diğer bir kadın acıyarak baktı ... Bu kitapla ,tüm kadınların aynı gemide yolculuk yaptığını ya da muhtemel yolcu olacağını ya da o gemide muhakkak karşılaşabileceğimizi hissettirdi. Şükür ,temenni ,dua,acıma ve acınacak durumda olma... Sonunda oh diyip arkama yaslandığım yerden irkilmek, bu rahatlama duygusundan utanmak. Çünkü anlatılanlar seni rahatlatmak için değil rahatı kaçırılan ve/veya hiç verilmeyen tüm kadınları anlaman için yazılmıştı.
1000Kitap
Havva'nın Saklı YüzüNevâl El-Seddavi · Ayrıntı Yayınları · 2019222 okunma