7/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
"Kim Korkar Virginia Woolf’tan" - ya da “Kim Korkar Hain Kurttan” - Edward Albee'nin bir evliliğin yıkılışı üzerine trajikomik oyunu Edward Albee'nin adını ilk defa lise yıllarımda İngilizce dersinde "Absurd Drama" (Saçma Tiyatrosu) konusunu işlerken okuduğumuz "Zoo Story" oyununda duymuştum (Evet, o zamanlar İngilizce edebiyat derslerinde oyunlar da işlenirdi). Parkta karşılaşıp görünürde rastgele konuşmalar yapan Peter ve Jerry'nin trajik öyküsü insan iletişimsizliğinin ana temalarından bir olduğu Saçma Tiyatrosu'nun iyi örneklerinden biriydi. Bu Albee'nin en çok sevilen oyunlarından biri. Uzun yıllardır varlığından haberdar olduğum oyunun metnini sonunda okuma fırsatım oldu. 1962'de yazılmış oyun ilk defa Broadway'de oynanmış. Orta yaşlı Üniversite öğretim üyesi George ve eşi Martha, fakülte üyelerinin düzenlediği bir partiden geç vakitte evlerine dönerken genç çift Nick ve Honey'i de evlerine davet ederler. İçki içmeye devam ettikleri ve her geçen dakika birbirlerine karşı daha acımasızca dikenlerini çıkardıkları bu gece boyunca evliliklerinin her türlü sorunu imalarla, iğnelemelerle ve daha sonra açık hakaretlerle ortaya çıkacak ve tepetaklak gideceklerdir. Alttan alta ince bir mizah içeren oyunu çok beğendim.
Kim Korkar Virginia Woolf'tan?Edward Albee · Kabalcı Yayınları · 199394 okunma
Spoiler içerir
4/10
·490 syf.··
2026 52. kitabı
Ben direkt kendi düşüncelerimi anlatmak istiyorum bu sefer ve biraz uzun olacak. Klasikleri diğer kitaplara göre her zaman daha akıcı buluyorum, dili akar gider ki sanırım klasik olmasının şartlarından biridir diyebiliriz. Bu kitapta aynı böyle oldu. Gayet akıcı okuyorum, okuyorum da ben ne okuyorum dedirtti uzun sayfalar boyunca... Bazı eleştirilerde 'sabredin 200. sayfadan sonra açılıyor' diyorlar ama o kadar sayfada açılan bir kitabı şuan yazılsa nasıl değerlendirirdik bilemedim... Birden hiç bir bağ kurulmadan, ön bilgi verilmeden sürekli ben işimi yapan biriyim diye defalarca tekrarlayan Mr. Lorry genç bir kız olan Lucie'yi alıp öldü sandığı ama aslında haksız yere hapis yatmış babasına götürüyor. Ne oldu ne bitti bilinmez kız da babacım diyerek adama yapışıyor anormal bir bağlılıkla. Adeta bir melake... Tabiki kızımın zengin, dadıyla büyümüş, dadısı ona aşık bir gün işte çalışmamış, ev işi yapmamış bir asilzade. Adam kızıyla dönüyor, daha ruhsal sağlığı iyileşmemiş birde doktorluk mesleğine dönüyor. Saçma sapan. Sonra birden banka çalışanı Jerry'i görüyoruz adam da ayrı bir deccal mezar hırsızı... Hemen ardından şak diye bir idam duruşmasına gidiyoruz bizim baba kız bu sefer de orda şahitler. İdamdan kurtulan adamımız yakışıklı bir Fransız. Hemen ardından şeytanın daha büyüğü bir Marki'yi okuyoruz, bizim idamdan kurtulan adam Marki'nin yeğeni çıkıyor. Tam adamı okuyacaz öldürülüyor. Her şey sürekli birden önümüze sunuluyor. Asla hikayeye giremedim. Olsun, devrimi ve ezilenleri savunacak derken yazar sanki devrim ve ezilenleri haksız çıkartmak için kırk takla atıyor. Okurken aşırı rahatsız oldum. Fransız Devrimi zamanında yapılan katliamları meşrulaştırmıyorum asla ama yazar konuyu öyle bir ele almışki, yıllarca sistematik biçimde halkı yoksullaştıran, sefalete
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·156 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 11:58
Jerry Toner’ın Antik Dünya’sını bitirdim. Toner klasik tarihçi. Ama İskender yazmıyor, Augustus yazmıyor. Roma’nın görünmez insanlarını yazıyor; çalışanını, kölelerini, sokaklarını. Bu tercih göründüğünden daha cesur. Çünkü sıradan insan arşiv bırakmıyor. İskender kendi propagandasını bırakıyor arkasında; zafer yazıtları, heykeller, tarihçiler. Ama Roma sokaklarında yaşayan biri bırakmıyor. Toner mezar taşlarını, grafitileri, çöpleri kazıyor. Sessiz insanların tarihini parça parça birleştiriyor. Kitabı okurken burnuma gelen şey Stoa’nın soğuk bilgeliği değil, o sokakların kokusu oldu. Bir uygarlığı yalnızca zirvesinden okursak ne kaçırıyoruz? Jerry Toner Antik Dünya: Aklayakın 3
Felsefe-Düşünce
Antik Dünya: Aklayakın 3Jerry Toner · Domingo Yayınevi · 2019109 okunma
Matematik Sanatı
Puan vermedi·265 syf.··
2026 7. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 23:53
Böyle bir kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim. Özellikle matematiğe ilgi duyanlar için daha heyecan verici bir kitap. Özellikle amaçladığı konuya verdiği matematik örnekleri önemli birkaç kafa karışıklığımı giderdi. Ayrıca matematiğe karşı daha geniş bir bakış açısını bize sunmuş bulunuyor. Gerçekten de matematik eğitimindeki önemli bir problemi fark etmemizi sağladığı gibi aynı zamanda matematik ile ilgilenen ve ilgilenmeyenler arasında oluşan ayrımı daha net fark etmemizi sağlıyor. Ayrıca yazarın yazma ve düşünme tarzını çok beğendim. Açıkladığı olguya örnek olması için önemli ve ün kazanmış kişiler tarafından yazılan makale ve kitaplardan aldığı alıntıları hiç çekinmeden ve saygı çerçevesini bozmadan çok güzel eleştiriyordu. Aynı şekilde anlattığı kendi yaşantı hikayeleri de bir o kadar güzeldi. Onunla karşılıklı konuşuyormuşuz gibi hissettim. Özgüvenli bir duruşu olduğu kanısına vararak kendisine hayranlık bile duyduğumu söyleyebilirim.
Duygu ve Düşünce
Matematik SanatıJerry P. King · Tübitak Yayınları · 2010209 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 16:57
90'lı yılların sonlarıydı, 8 veya 9 yaşındaydım. Hafta sonu tatilinin en güzel yanı televizyonda izlediğim çizgi filmlerdi: Bugs Bunny, Tom ve Jerry, Slyvester ile Tweety, Bipbip ve Çakal... Daha nicesi Sevimli Kahramanlar başlığı altında ekranı ve hayallerimi süslerdi. İşte öyle bir hafta sonunda daha önce hiç görmediğim bir çizgi filme denk geldim. Bir çiftlikteki hayvanlar domuzların önderliğinde isyan edip insanları çiftlikten kaçırıyor ve ipleri eline alıyordu. Bu diğer izlediğim çizgi filmler gibi her gün yeni bölümleri çıkacak türden değildi. Uzundu ve tek bölümlük bir şeydi. Baştan sona izledim. Tabii 8-9 yaşında bir çocuk olarak siyasetin S'si bile gelmedi benim aklıma. O benim için hayvanların olduğu bir çizgi filmdi. Nereden bileyim ben onun yazın dünyasının en politik eserlerinden birisi olan Hayvan Çiftliği'nin çizgi filmi olduğunu? Büyüyünce fark ettim bu durumu. Bugün şu yaşımda bile o çizgi film baştan sona genel olarak hafızamda. Kötü bir huyum var: Başını sonunu bildiğim kitapları okuyasım gelmiyor. Lisede edebi metinler dersi yüzünden Türk edebiyatının klasiği sayılan pek çok kitabı okuyasım gelmedi. Hayvan Çiftliği'ni de işte sırf bu durumdan ötürü bu yaşıma dek okumadım. Geçenlerde bir sohbet esnasında -siyasete dair bir şeyler konuşulurken- bir meslektaşım ısrarla tavsiye etti. Bu sebeplerle okumadığımı söyledim ona da. İllaki okumalısın, dedi. Orada ona okuyacağıma dair söz vermiş bulundum. Bitirdim kitabı, 1944 yılında yazılmış bir kitabı okurken kendi zamanımı gördüm. Her kötülüğün Snowball'a bağlanması, koyunların yerli yersiz bağırıp tezahürat yapması, Squealer'ın sürekli rakamlarla tozpembe tablolar çizmesi ve daha neler neler... Ve Boxer... Taşın altına parmağını değil; gövdesini koyan, çalışkan ama kafası az çalışan tip. Çok
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,4bin okunma
Sizi geçmişe götürmeye geldim! /788. İnceleme
Puan vermedi·278 syf.··
2026 29. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 00:48
Vakit gece yarısı, nostaljik radyomda TRT Türkü açık, "Güzel ben Aşkaleliyim," çalıyor. Tam o anda elimde Memleket Hikâyeleri ve birçok yerde geçiyor Aşkale. -Hiç gitmedim, buradan Erzurum'a ve tüm Erzurumlulara selam etmek isterim!- Bazen geçmişte yaşadığımı düşünüyorum, bazen düpedüz geçmişte yaşıyorum... Geçmiş tuhaftı. İnsanı hem hayata bağlayan hem her an kopup gitmeye hazır, en zaaflı, en zor, en zayıf parçaydı, der Ayfer Tunç, Annemin Uyurgezer Geceleri'nde. Daha hüzünlü Şükrü Erbaş, "Geçmiş kimi iyileştirmiş ki?" Ve Nermin Yıldırım, "Geçmiş daima orada, hiç geçmediği yerde." Oysa "Yıllar değil, bir hayat geçti," diyor Lev Tolstoy, John Steinbeck ise, "Biz artık geçmiş zamanız." Geçmiş geçiyor, peki neden hep kafamız geriye dönük? Neden önümüze değil de ardımıza bakıyoruz hep? Geride bıraktıklarımız gelecekte umut ettiklerimizden daha mı kıymetli? Anılar üstün mü geliyor umutlara? instagram.com/reel/DXETP55gmr... "Bu ülkede hiç kimse ölmeden önce doğduğu evi ziyaret ede­mez, mahallesini bulabilen şanslıdır." Hızla değişiyor hayat! Hızla değişiyor mahalleler. Doğduğun evi ziyaret etmenin de bir hüznü var değil mi? Hatırlasanıza o günleri; mahalle maçlarını, akşam ezanıyla son bulan saklambaçları, gece uyuyana kadar edilen sohbetleri, radyolardan istenen istek parçaları, sabah uyanıp erkenden izlenen çizgi filmleri, -en çok da Tom ve Jerry'yi- youtube.com/shorts/f2V9KZbS... önlükle gidilen okulları... Zor ama güzel zamanlardı, kimimize hüznü, kimimize yaraları kaldı. youtube.com/shorts/qd7OnS4K... Memleket Hikayeleri, Üç bölümden meydana geliyor eser; Memleket Yazıları, Fotoğraflar Anlatıyor ve Memleket Hikâyeleri. Kurgu ile gerçeğin iç içe olduğu, Ayfer Tunç'un gözlemlerinin öne çıktığı, bir hikâye, bir anı,
Memleket HikayeleriAyfer Tunç · İletişim Yayınevi · 2012501 okunma