İmparator Decius’un Hristiyanlara yönelik katliamlar gerçekleştirdiği dönemde, asil bir aileye mensup yedi kardeş; Maximian, Malchus (Malkus), Martinian, Constantine, Dionysius, John (Yuhanna) ve Serapion, kendilerini dinlerinden dönmeye zorlayan Efes Valisi’nin tehditlerine büyük bir cesaretle direnirler. Bu inançlı gençler, valinin baskılarından kurtulmak için bir mağaraya sığınırlar.
Gençleri ve onları sadakatle takip eden köpeklerini içeride aç bırakıp ölüme terk etmek isteyen yetkililer, mağaranın girişini örerek kapatırlar.
İnanç yolundaki bu fedailer, derin bir uykuya daldılar. Yaklaşık 150 ile 197 yıl sonra, MS 448 yılında, II. Theodosius döneminde uyanırlar. Sadece bir gün uyuduklarını sanırlar. Aralarından birini yiyecek almak için şehre gönderirler. Şehre giden genç, kapılardaki haç işaretlerini görünce büyük bir şaşkınlık yaşar. Aynı şekilde, alışveriş yaparken İmparator Decius dönemine ait antik sikkeler uzatınca, şehir halkını da hayretler içinde bırakır.
Olayın duyulması üzerine Efes Piskoposu, İmparator ve İmparatoriçe bu mucizeye tanıklık etmek için derhal mağaraya gelirler.
Yedi şehit, "ölümden sonra dirilişin" canlı bir kanıtı olarak bu mucizeyi gösterdikten sonra tekrar uykuya daldılar ve bir daha uyanmazlar.