İnsanlar hayatlarının kurtulmasını istemiyorlar. Hiç kimse sorunlarının çözülmesini istemiyor. Dramlarının. Önemsiz meselelerinin. Hikâyelerinin çözümlenmesini, pisliklerinin temizlenmesini istemiyorlar. Çünkü geriye ne kalacağını biliyorlar. Büyük ve korkunç bir bilinmeyen.
Bazı kitaplar hikâye anlatır, bazıları ise insanın içini kurcalar.
Chuck Palahniuk’un Gösteri Peygamberi ikinci türden.
Bu roman sadece bir karakterin hikâyesini anlatmıyor. İnsanlığın neyi izlemeyi sevdiğini de gösteriyor: trajediyi, kırılmış hayatları ve acıdan üretilmiş kahramanları.
Palahniuk’un dünyasında bir insanın başına gelen felaket çok hızlı bir şekilde bir hikâyeye, sonra bir imaja ve en sonunda bir ürüne dönüşebilir. Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği değil, iyi anlatılmış bir hikâyeyi tercih eder. Gerçek karmaşıktır; hikâye ise temiz, düzenli ve tüketilebilir.
Üstelik bu romanın en ürkütücü tarafı şu: Yazıldığı dönemde internet bugünkü gücünde değildi. Influencer’lar yoktu. Hayatını sürekli sergileyen insanlar yoktu. Ama Gösteri Peygamberi bugünün dünyasına sanki yıllar öncesinden bir projektör tutuyor. Şöhretin nasıl üretildiğini, bir insanın nasıl bir hikâyeye dönüştürüldüğünü ve insanların bunu izlemekten neden vazgeçemediğini şaşırtıcı bir berraklıkla gösteriyor.
Roman ilerledikçe fark ediyorsunuz ki mesele sadece din, medya ya da şöhret değil. Mesele insan doğası. İnsanlar bir kahraman yaratmayı sever. Hatta bazen kahraman yoksa bile bir tane üretir. Çünkü insanlar yalnız kalmaktan çok korkar ama başkasının hayatını izlerken kendilerini daha az yalnız hissederler.
Belki de kitabın en rahatsız edici tarafı şu: İnsan bazen kurtulduğu kafesi bile özler. Çünkü özgürlük, tanıdık bir hapishaneden çok daha korkutucu olabilir.
Gösteri Peygamberi bu yüzden huzursuz eden bir roman. Çünkü okurken sadece karaktere değil, kendimize de bakmak zorunda kalıyoruz. Ve o anda şu ihtimal sessizce ortaya çıkıyor: Belki de bu hikâyeleri yaratan sadece medya değil.
Belki de biziz.
Ve kitabın sonunda geriye şu soru kalıyor:
İnsanlar gerçekten başkalarının hayatını