Câbir bin Abdullah anlatıyor:
«O'na yalvardım:
- Ey Allah'ın Resûlü, söyle bana, Allah'ın her şeyden evvel yarattığı nedir?
Dediler:
Her şeyden evvel Peygamberinin nurunu, kendi nurundan yarattı. Nur, Allah'ın kudreti ile dilediği gibi gezerdi. O zaman ne levh, ne kalem, ne cennet, ne cehennem... Ne melek, ne semâ, ne arz, ne güneş, ne ay, ne insan, ne cin...
Her şey bu nurdan yaratıldı.»
…meşgul oluyoruz, böylece sıkılmayız ama yine de kasıtlı ya da şiddetli tutkulara sahip değiliz; bir eylemi gerçekleştirdikten sonra, sorumluluk duygusu ve bundan dolayı da pişmanlık acısı yoktur. İrademizden sonsuza dek vazgeçmiş olduk ki bu ondan yalnızca bazen vazgeçmekten daha kolaydır; tıpkı bir arzudan tamamen vazgeçmenin onu belli bir sınırda tutmaktan daha kolay olması gibi.
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklaci Felek Usta, kuklalar da biz.
Oyuna sikiyoruz birer, ikiser;
Bitti mi oyun, sandiktayiz hepimiz.*
Ömer Hayyam