O kadın bir estetik cerrah. Bu çevrede çok ünlü ve çok bilinen bir kadın. Buna bir hasta getirmişler. Trafik kazasında yüzü parçalanmış bir adam. Kadın adamı tedavi etmeye başlamış. Bir sürü ameliyat gerekmiş adamın yüzünün düzelmesi için. Kadın aylarca, yıllarca uğraşmış adamının yüzünün düzelmesi için. Saatler süren ameliyatlar yapmış. Adamın ilk geldiğinde paramparça ve tanınmaz olan yüzü bir süre sonra gayet iyi duruma gelmiş. Fakat şöyle bir sorun varmış; adamın yüzü eski haline pek benzemiyormuş. Adam bu durumdan bir parça şikayetçi olsa da kazadan sonraki halini düşününce epeyce şükretmiş ve kadına müteşekkir olmuş. Büyük bir şükran duygusu, derin bir borçluluk hissi taşıyormuş kadına karşı. Kimse bir insanla bu kadar uğraşmaz, bu aslında mucize diyordu çevredekiler. Adam da gerçekten bundan dolayı mutlu oluyordu ve kendince güzel hediyelerle kadını ziyaret ediyordu. Fakat bir gün adam kadının ofisinde tesadüfen bir fotoğraf görmüş. Cerrah kadının ölen kocasıyla yan yana çektirdikleri bir fotoğraf. Adam fotoğrafı görünce şoka girmiş. Küçük dilini yutuyormuş neredeyse. Fotoğraf elinden düşmüş ve bir süre öylece kalakalmış. Fotoğraftaki adamın yüzü neredeyse şu anki kendi yüzüne benziyormuş. Meğerse kadın onca estetik ameliyatı adamı kendi ölmüş kocasına benzetmek için yapmış. O kadar özlüyormuş ki kocasını, benzer bir yüz yaratmış.