(...) İşte, hikâye kitabı olarak Müjdelerin Müjdesi’nin ilk basımı, 1982 yılında yapılıyor. Bu basımda yer alan hikâyelerinde Mirzabeyoğlu, Üstad‘la tanışmasına ve ilk görüşmelerine dair izlenimler yanında, 1982 anayasasının reddi ve bu reddiye çevresinde gelişen bazı politik göndermelere yer veriyor. Kitabın 2004 yılında yapılan ikinci baskısında ise, bu ilk baskıda yer alan hikâyeler korunmakla birlikte, Mirzabeyoğlu‘nun bu arada çeşitli dergilerde yayınlanmış hikâyelerine de yer veriliyor. Bunlardan biraz söz edelim: “Suda Boğulan Balık” (1988 Karar dergisi): Bir gazete haberinden, bir sosyal hikâyeden yola çıkarak evlenme, boşanma, geçimsizlik gibi motifler çevresinde gelişen bir hikâye… “Bir Adam, Bir Kadın, Bir At” (1998 Akademya dergisi): Realden ideale kadın erkek karşılaşması, Tarkovski‘nin fikirleri çevresinde ele alınıyor ve çok ilginç gelişiyor… “Küşte” (1994 Taraf dergisi): Küşte (öldürülmüş, maktül)… Tarihlerde Makbul İbrahim Paşa olarak geçen, aktüel tanımıyla “Pargalı İbrahim“in hikâyesi… Kitabın son bölümündeki kısa hikâyelerde ise Nazilli’de bulunan bir cinci hocanın -bu sefer şarlatan olmayan bir hoca- Salih Mirzabeyoğlu‘nu hiç tanımadan, sadece ana adı ve baba adı ile ön adını alarak O’nun hakkında söylediği ilginç sözler yer alıyor…
MÜJDELERİN MÜJDESİ -Mim Mim’in Hikâyesi-, 25 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Kadın mütevazıdır. Hele anne, gönlünü yavrusu için ayaklar altına serer. Kadın anne olunca büyür, kemalatı tamam olur.
Sayfa 150·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Durmadım, çıktım sokağa, sokaksa ne güzeldi O cansız, o soluk kilise resimleri gibi Bir tanrı duruyordu az ötelerde Mutluydum, niye mi? çünkü ben yaratmıştım o tanrıyı, o şeyi Ah yaşasam diyorum, o günü bir daha yaşasam Ve hüzün... isterik bir kadın gibi üstüne çekse beni.
Sayfa 258 - Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka
Alıntı
Sömürgeciler ve işbirlikçileri müslümanın günlük hayatını batı kültürünü aşılayan etkilerle doldurdular. Gazeteler, dergiler, kitaplar, radyo ve televizyon, sinema ve tiyatro, plâklar ve kasetler, afişler ve ışıklı reklamlar onu her gün bu etkiler bombardımanına tuttu. Müslüman hükümetler başkentlerinde iki yanı batı tarzı gökdelenlerle çevrili yeni bir ana cadde açılınca gururlandılar, ama kentlerinin öteki mahallelerinin ve köylerinin sefaleti, viraneliğinden pek utanmadılar. Batılılaşmış seçkinler film, opera, piyes seyretmek, konser dinlemek üzere salonları doldurdular, çocukları da dünyevîleşmiş, misyoner yönetimindeki okullarında, üniversitelerinde aynı konularda kitaplar okudular. Hiç biri, bunların yaptıkları öteki şeyler veya düşünceleriyle uygunsuzluğunu fark etmedi. Kendi kendini batılılaştırmayı tamamlayanlar çevreleriyle geçmişleri arasında sırıtır hale geldiler. İslâm kültürünün bütünlüğü ve İslâmî hayat tarzının birliği bunların kişiliklerinde, düşünce ve eylemlerinde, evleri ve aile çevrelerinde parça parça oldu. Batılı sosyal kurumlar ve adetler tereddüt gösterilmeden kabul edildi. Bulunduğu aşağılık durumdan İslâm tarafından öngörülen, izzet ve sosyal yararlılık zirvesine çıkarmak yerine, müslüman kadının peşinde koştuğu Batı'nın bozuk yönleri oldu: gittikçe artan çıplaklık ve erkek-kadın karma yaşam, kendi hayatını yaşamak üzere ekonomik bağımsızlık, zevk tatmini ve ailesine karşı görevlerini ihmal...
Alıntı
Oha ölmez öyle füze at bir de
"Böylesine çirkin, biçimsiz,sıkıntılı, doğru düzgün giyinmesini beceremeyen, saçları daima dikkatsiz taranmış ve yine her daim zarafetten yoksun bu kadın yine de büyüleyici görünebiliyorsa ne kadar güçlü bir maneviyata sahip olmalı."
Sayfa 91·Kitabı okuyor
Futbol erkek milli takımımız, voleybol kadın milli takımımız
Onlar, kadınlar gibi olmak istediler çünkü onları cezbetmek istiyorlardı.
Sayfa 117 - Teşekkürler Filenin Sultanları sakat sakat yüreğinizle oynadınız hep
Reklam
Reklam