" Ölüm bir kafiye arayabilir Ak gömleğinde "
Sayfa 61 - Yapı Kredi Bankası yayınları·Kitabı okuyor
Şiir
Şairlik, yazarlık hiç ihtiyaçları yokken, gözlerine gözlük takıp cidden görmek istedikleri şeyleri gözlük camının ya altından veya üstünden bakmak gibi kendini büyük bir sıkıntıya koşmak demek olmadığı gibi, sekiz on türlü vezin ve kafiye belleyerek ahulu, karacalı gibi yaveler karalamak da değildir. 
Sayfa 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Vezin ve kafiye için mısraya bir kelime, bir hece, bir harf ilave etmek veya eksiltmek mazeretiyle dilbilgisini altüst etmek, morfolojiyi ve sözdizimini ayaklar altında çiğ­nemek reva mıdır?
Sayfa 128 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Edebiyat
Çok nazın nasıl âşık usandırdığına da tanık olmadı bunlar. Nasıl olsunlar! kimse onları bir gün haber bile vermeden, ar­kasında tek veda sözü, yarım kalmış, boynu bükük bir mısra, zehir zemberek bir kafiye bile bırakmadan çekip gitmedi ki. Ah... keşkelerim!
Alıntı
Hiç boş durmaz Stepfordlı kadınlar. Ömür boyu… Robot gibi çalışırlar. Evet, kafiye uyacaktı, ömür boyu robot gibi çalışırlar.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Nerede o diyar ki; geniş, hayal alemi kadar geniş ve düz, ve temiz, güvercin kanadı derecesinde temiz yollarında; uzun boylu, nur yüzlü, sade kılıklı, maddeleri ve ruhları mamur insanlar dolaşır? Bu insanlar, maddi ve manevi manada birbiriyle kakışmaz, çekişmez, söğüşmez. Bu insanlar birbirini kıskanmaz, birbirinin zararına beslenmez, birbirine faydasız gözle bakmaz. Bu insanlar, aynı şeye inanır, tespih taneleri gibi aynı dizide sıralanır, duvar tuğlaları gibi aynı yükselişe omuz verir. Nerede o diyar ki; içinde, ceza ve hukuk mahkemeleri sayısınca güzellik, iyilik ve doğruluk mahkemeleri çalışmakta ve üstün müeyyidelerini haykırmaktadır? O diyar ki; fertleri, hayvan ve nebatat hürriyeti ki, insanın kendi eli ve Allah'ın iradesiyle hürriyetini tahdit ettiği vakit doğar ve kimseye ferdiyet, hürriyet lafını ettirmez. Nerede o diyar ki; muhitinde idrak soyluları, paçalı tavuklar derecesinde olsun bir farika taşırlar ve mübaşir üniformasından biraz daha fazla saygı telkin ederler? O diyar ki; çevresinde hakimiyet ne şunun, ne bunun, ne onun; ne sınıfların, ne cemiyetin, ne milletin; sadece Hak ve hakikatindir. Herkes, herkesi aşkın bir kanuna esir ve kimse başıboş değil... Nerede o diyar ki; köy, toprak, şehir, insan, eser, dava, her unsuru, en iyi şairin en güzel manzumesi gibi lisan, vezin, kafiye, ahenk, mana halinde emsalsiz bir düzene bağlıdır. Filan, falan, filan, falan, filan, falan... Nerede o diyar? Heyhat ki, bu diyar dışımızda değil, içimizde ve aramanın değil, bulmanın mevzuu!... **İşçinin ıstırabı, yuttuğu hamızlı havadan ve aldığı eksik gündelikten doğuyorsa, soylu fikir adamınınki de içindeki dünya ile dışındaki dünya arasındaki tezattan doğar. Bu ıstırabın ismine idrak acısı diyebiliriz. Ve işte hakkı en üstün
Sayfa 125 - Haziran 2010, “NEREDE?”, b.d.y·Kitabı okudu
Çerçeve