• Marx'ın yeni kavrayışı ekonomi politiğin eleştirisinden etkilenm
    iştir. Kapitalizmi analizi, yalnızca belirli iktisadi uygulamaları
    içermez; aynı zamanda kapitalist kuramı parçalarına ayırır; klasik
    ekonomi politiğin kapitalist ekonomiyi açıklamak için kullandığı
    fazlasıyla ideoloj ik kavramları sarsıcı bir biçimde eleştirir ve
    bunların ötesine geçer. Marx ekonomi politiğin eleştirisi sayesinde kendinden önceki düşüncelerden yararlanırken, onların kendi kendini sınırlayan varsayımlarından özgürleşti.
  • "Yapısal" ile "sadece yansıtan" ilişki arasındaki fark anlamlıdır. Alanların ayrılığını ve birbirinden kopukluğunu vurgulayan, altyapı-üstyapı benzetmesinin kullanıldığı herhangi bir durumda -her ne kadar bu alanların birbiriyle ilişkisi, hatta birinin diğerini
    yansıttığı üzerinde durulsa da- burjuva ideolojisinin mistisizmi
    yeniden üretilmiş olur. Çünkü üretim alanı toplumsal belirlenimleriyle ele alınmamış; toplum "soyut" bir biçimde ele alınmıştır. Tarihsel maddeciliğin temeli olan üretimin önceliği ilkesinin eleştirel yanı kaybolur ve burjuva ideolojisi ile bağdaşır hale gelir.
  • Marksist ekonomi politik ve tarihin amacı, kapitalizmin antitezi olan sosyalizm açısından kapitalizme topyekun meydan okumaktır. Oysa postmodernlerin öngördüğü " kültürel araştırmalar" ve diğer post-solcularca özellikle de üniversitelerde yeğlenen çalışmalar; siyaseti, kapitalizmin içinde ve onun çeşitli parçaları arasındaki bir alana indirgiyor; bu alanda, söylemler ve kimlikler, maddi/nesnel sınırlamalar olmaksızın parçalanıyor ve çoğaltılıyor.
  • şimdi meselenin ne olduğunu düşünmek lazım mı yoksa diğer canlılar gibi karşımıza çıkanı güdüsel olarak benimsemeli ya da red mi etmeli? ben de çıkıp abdnin 27 mayıs 1960ta türkiye cumhuriyetini lağvettiğini ıspatlamaya çalışacağım ama bu komik bir durum olacak. biz hakikati mi arıyoruz yoksa hoşumuza giden masallar mı dinlemek istiyoruz! milletin maya çaldığı yoğurdun kaymağını aşıranlardan bazısı koltuk kaybettiği için karşı çıktı 27 mayısa bazısı da koltuğa oturtulduğu için arka çıktı... ama kimse cumhuriyetin asıl sahibi olan türk milletinin bir ferdi gözüyle bakmadı 27 mayısa. en didik didik araştıran mı biliyor gerçeği? bir belgeyi eksik gören biri gerçeği bilmiyor mu olacak? mesele bu değil, bilmek vicdan işidir çoğu zaman. cıa nin şunun bunun gizli kapaklı işlerini geçelim. 27 mayısla hedeflenen sonuçlardan biri de akpdir. sonu akpye varan bir devrim varsa bu türk devrimi değildir. türkiyenin bir şirket haline geldiği akp dönemi 27 mayısın sonucudur. çoğumuz bu konuda ana babamızdan ya da 27 mayısı yapanların yazdırdığı kitaplardan bir şeyler öğreniyoruz. 37 subay kime karşı devrim yaptı? eğer koskoca orduda sadece 37 subay bütün orduyu ve ülkeyi denetimi altına alıyorsa bu bir zorbalıktır. ki 280 generalden 250 sini tasfiye edenler kime karşı devrim yapmıştır?bunun 37 genç subayın işi olduğunu söylemek de bir romantik solcu fantazyasıdır.. bu fantazyanın zirvesini yaşıyoruz 2018de, oysa biz 1960 tan bu yana devletçilik oynuyoruz. aslında bizim bir başbakanımız cumhur başkanımız yoktur. biz nato güdümünde garip bir insan topluluğuyuz. lafın gelişi değil, nato, resmen komünizme karşı kurulmuştur, 27 mayısçılar nato ve cento ya bağlıdırlar, alparslan türkeş öyle diyor, alparslan türkeş ülkücüdür, deniz gezmiş, yusuf inan, hüseyin aslanın tersidir bir nevi.(aslına bakarsanız aynılar söz konusu amerika olunca aynı cephede yer alırlar). ama bizim solcular 27 mayısın arkasında dururlar ? bu bir çelişki değil çünkü 27 mayısı yapanlar natocudurlar yani anti sosyalisttirler dolayısıyla bütün solu amerika ayarlıyordu hala öyle. 68 kuşağı ve mehmet ali aybar gibi sosyalistleri amerika bu günkü solcuların eliyle tasfiye etti. türkçede biz bunlara romantik solcu deriz, ciddiye alınacak bir tarafları olsaydı amerika alırdı, sadece yer işgal ediyorlar , yalandan, naylondan sosyalistler hepsi. amerika demokrasisi gereği idamlara da karşı çıkarlar demokrasiden bi bok anlıyorlarmış gibi. daha demokrasiye karşı çıkacak kadar cesur ve haysiyetli bir tane solcu da görülmemiştir allahın emriymiş gibi demokrasi denildi mi kuzu oluyorlar. modern dünyanın tanrısı kapitalizm ise dini demokrasidir. hem demokrasi hem de 27 mayısı avunmak zavallılıktır
  • "Kapitalizm’i eleştirdiğinizde, demok­rasiye karşı olduğunuz iddiasıyla size şantaj yapmalarına müsaade etmeyin. Demokrasi ile Kapitalizm arasındaki evlilik sona erdi. Değişim mümkün."
  • O halde bir devlet, kapitalist üretim ilişkileri ile bağlantısından
    dolayı değil, kuramsal olarak üretilmiş yapısal özelliklerinden dolayı
    kapitalisttir. Böylelikle, kapitalist üretim ilişkilerinin henüz
    hüküm sürmediği bir toplumsal oluşumun gene de bir " kapitalist"
    devlet ile karakterize edilebileceği söylenebilir.
  • İdeolojiler Antik Çağdan beri uzun tartışmaların konusu olmuştur lakin maalesef Demokrasi diğer ideolojilerden daha basit olarak algılanmış ve çerçevesi çok dar olduğu görüşü hakimdir günümüzde.Mutlakiyetçilik, Faşizm, Liberalizm, Sosyalizm ve Muhafazakarlık yanında herkes Demokrasi konusunda bilgi sahibi olduğu görüşünde.Ben de arkadaşlar bu konuda eğitimimin elverdiği kadarıyla okuduğum ve okumayı planladığım birkaç kitabı tavsiye ediyorum. Demokrasinin gerçekten ne olduğu sorusuna cevap vermek için.

    Demokrasi Motifleri ( Modelleri ) - Arend Lijphart
    Türkiye ve Radikal Demokrasi - Fuat Keyman
    Demokrasi Üzerine ( Üstüne )- R.A. Dahl
    Sosyal Demokrasi (Sosyal Demokrasi Nedir, Ne Değildir?) - İsmail Cem
    Siyasi Düşüncelere Giriş - Ömer Çaha
    Dünyada ve Türkiye'de Siyasal İdeolojiler - Ömer Çaha, Bican Şahin
    21. yyda Demokrasi Tartışmaları - Yılmaz Bingöl
    Medeniyetler Çatışması - Samuel P. Huntington
    Öteki olmak, Ötekiyle Yaşamak -Jürgen Habermas
    Demokrasi Eleştirisi v Demarşi - Coşkun Can Aktan
    Demokrasi,Poliarşi ve Demarşi - Coşkun Can Aktan
    Demokrasi- Charles Tilly
    Türkiye Demokrasi Tarihi- Mithat Atabay
    Demokrasi Nedir? - Alain Touraine
    Yurttaşını Arayan Demokrasi- Marcel Gauchet
    Demokratikleşme Sürecinde Ordu- Narcis Serra
    Kapitalizm Demokrasiye Karşı- Ellen Meiksins Wood
    Modernleşme,Kemalizm ve Demeokrasi- Levent Köker
    Demokraside Halk Her Zaman Egemendir (Yalan!)- Emilio Gentile
    Demokrasi Nefreti-Jacques Rancière

    Tavsiyesi olan arkadaşlar lütfen sizde iletinin altına yazmaktan çekinmeyin tavsiyelerinizi.Kitapla kalın.