Sevilmek istemiyorum artık, sarmayın yaramı, Yalan sözlerle boyamayın benim kara dünyamı. Gölge etmeyin yeter, çekin o süslü ellerinizi, Gördüm arkasında maskelerin, o gizli nefretinizi. ​Çivisi çıkmış şu dünyanın, aşklar bile sahte, Her güzel sözün sonu çıkıyor aynı hüsrana, bahta. Pazara düşmüş duygular, her şey satılık, her şey yalan, Bir enkazım şimdi ben, o masallardan geriye kalan. ​İçim zehirle dolmuş, akıtamam ki dışarı, Hangi merhem iyileştirir bu amansız hasarı? Bir feryattır kopar içimde, sessiz ve derinden, Yaşamak istemiyorum, bıktım bu yalan düzenden. Yorgun Amanos
-Reçetesiz Sızı
Çaresiz gönlüme dermansız konuşma, Bana deriden ümitler bağlama, Gözlerimde yaşlar, yüreğimde sızılar, Sebebi o yarin kara kaşı, kara gözüdür. Dermanı sende değil be hekim, Dermanı yarin bir çift sözündedir, Unutacağım demek ne berbat sözmüş, O söz yüreğin en büyük düşmanıymış. Ne ilaç ne merhem kapatmaz bu yarayı, Uğraşma bırak hekim, kanasın gönül yarası, Dermanı sabaha kadar resmine bakıp içmek, Tükenmiş bir adamım, dermanı o yardadır. Sus konuşma hekim, daha da acıyor canım, Süzülür durmaz gözümdeki yaşlarım, Bedenimde değil bu sızı, kalbimin ağrısı, Bir zalim sevdim diye hançer olup saplandı bağrıma. – turna 19.06.2026
Şiir
Benim sadık yârim kara topraktır...
KARA TOPRAK Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sâdık yârim kara topraktır Beyhude dolandım boşa yoruldum Benim sâdık yârim kara topraktır Nice güzellere bağlandım kaldım Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum Her türlü isteğim topraktan aldım Benim sâdık yârim kara topraktır Koyun verdi kuzu verdi süt verdi Yemek verdi ekmek verdi et verdi Kazma ile döğmeyince kıt verdi Benim sâdık yârim kara topraktır Âdem'den bu deme neslim getirdi Bana türlü türlü meyva yedirdi Her gün beni tepesinde götürdü Benim sâdık yârim kara topraktır Karnın yardım kazmayınan belinen Yüzün yırttım tırnağınan elinen Yine beni karşıladı gülünen Benim sâdık yârim kara topraktır İşkence yaptıkça bana gülerdi Bunda yalan yoktur herkes de gördü Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Şiir
Hastalık ve ölüm çevirir küle Bütün ateşleri bizim'çin yanan. Aşk ve şevk dolu bu iri gözlerle, Kalbimin boğulduğu bu ağızdan, Bu öpüşten merhem gibi etkili, Bu coşkudan bir ışık kadar keskin, Ne kalır? Ruhum, bu dehşet verici! Sadece üç çizgi, soluk bir resim, Ölür, benim gibi bir yalnızlıkta, Ve zaman, o küfürbaz ihtiyar ki, Sürtünüyor her gün sert kanadıyla... Hayat ve Sanatın kara katili, Öldürmeyeceksin bende kalanı Zevkim ve şanım olan kadını!
Şiir
İyi geceler
Kara sevda bu merhem ne çare Lokman neylesin yürekte yara Haydi turnalar yarime uçun Halim görsünler kara bağlansın
Gazzeli Yetimlerin Annesi’ne…
Gazzeli Yetimlerin Annesi’ne… (Ferda Hanım’a ithaf…) Ferda Hanım… Size bir şiir yazmaya çalıştım; mısralar adınızı taşıyamadı, Bir teşekkür etmek istedim; kelimeler kifayetsiz kaldı, Gazzeli yetimlerin annesini anlatmaya, sözümün dermanı yetmedi, kalemim takatsiz kaldı… Bu aciz satırlar, bir merhamet denizinden damladır, Yazdığım her kelimem eksik, her cümlem yarımdır, Siz şiirlere, sözlere, kelimelere sığacak biri değilsiniz Ferda Hanım… Adınız Gazzeli yetimlerin yüreğinde, mazlumların duasında, Arş-ı Âlâ’ya yazılmışken, ben sizi nasıl anlatabilirim ki?.. Sizinle Gazze için yaktığınız ağıtların satırlarında, Gazzeli yetimlerin semaya açılan ellerinde, Filistinli öksüzlerin yanağından süzülen gözyaşlarında, Kudüs'te enkazların arasında yeşermeye çalışan umutlarda karşılaştık… Adınızı bir şiirde duymadan önce dualarda duyduk, Bir kitapta okumadan evvel mazlumların dilinde duyduk, Bir alkışın gölgesinde değil, bir ahın içinde; Gazzeli yetimlerin gözyaşında, Mescid-i Aksâ’da bir annenin duasında duyduk…
Şiir