Gaziler cihanın müddeti doldu
Dünya bir acayip zamana kaldı
İnsanda itimat itibar noldu
Hemen bir zan ile gümana kaldı
Tat kalmadı sirke oldu şireler
Ben tabibim diye yüzün karalar
Yanlış merhem ile azdı yâreler
Bir nazik hekim-i lokmana kaldı
Düşerler ardına kıyl ile kâlun
Varmazlar yanına hiç ehl-i beytin
Mahlûk ol ettiği cengi cedalin
Cümlesi bir ulu divana kaldı
Gerçek erenlerin emsali yoktur
Bilirim dört kapı kırk makam haktır
Ehl-i hak olana hiç hürmet yoktur
Rehber yalan ile şeytana kaldı
Güzide güçtür nefsini öldürmek
Erlik midir koymadığın kaldırmak
Zamanın halkına hakkı bildirmek
Mehdi gibi sahip zamana kaldı
Alper Gencer – Ah!
sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın
**
kırışır seni beklemekle geçen zaman
belki hiç
gelmezsin!
**
yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı:
bir renksiz kanatlı kelebek olmak!
neyin temrinisin ey hayat?
kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı?
**
kıyam et! bağrımdan alıp da yürü
sesimin şeriki olmuş bu çocuk
bir çocuk bezmi elestten beri
yürürlüğe konulmuş temsili bir pak.
**
al işte bedenimden söküp de çıkar
bulamadım nerede saklıdır o dert?
**
güneş gözlerine bandı mı ışığı
vakit aydınlıktır renginle o sıra
ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki...
**
tozu dumana katmanın becerisinde:
“yine hangi rüzgârın emrine amadesin?”
**
bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz
dertler giderek silahlanıyor
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı
susamıyorum sevgilim
çünkü havada sesimi doğuran bir esir var
bütün çilingirleri sofralara çekerek
kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum
kapısında kaldıkları sahiden evleri mi?
bir kilidi açmak kolay değil o kadar
hırsızın belki de yoktur kabahati!
**
selam ile insan insana iliklenir
başında ortasında ve sonunda yine selam
çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim
**
bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov!
kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları
vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini
devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül
**
ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak
bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar
**
çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor
**
bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım
gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma
gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma
çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan
vardım ki seni sevdim
seni sevdim evler arasından bir evdin
Ceylan'ın gözleri karardı. Dünya, kocaman bir kara delik olmuş, onu içine doğru çekiyordu. Çıldırmamak için olsa gerek, saçlarını avuçlayıp asılıyordu.
Bir acıya ancak daha büyük bir acının merhem olduğunu bilmeden bilen diğer tüm insanlar gibi..
Nedir çektirdiğin cevr ü cefâlar,
Ettin bir derdimi yüz kara bahtım;
Hayal oldu gitti zevk ü safâlar,
Düşürdün bağıma güz kara bahtım.
Kederler yağdırdın kerem isterken,
Rakip gönderirsin hemdem isterken,
Yalvarıp yarama merhem isterken,
Ekersin gülerek tuz kara bahtım.
Birdir Huzûrî'ye zevk ile mihnet,
Hicran hastasına olur mu sıhhat?
Bir gün için sana eylemem minnet,
İstersen canımı üz kara bahtım.