Puan vermedi·544 syf.··
2026 4090. kitabı
Jodi Picoult yine zor bir konuyu alıp tam kalbimizin ortasına bırakmış. Bir Daha Bak, annelik, kimlik ve “doğru” bildiğimiz şeylerin aslında ne kadar kırılgan olduğu üzerine düşündüren bir roman. Okurken sık sık “Ben olsam ne yapardım?” diye kendime sordum ve net bir cevap veremedim. Kitap, bir annenin kızının aslında yıllar önce kaybolan başka bir çocuk olabileceğini fark etmesiyle başlıyor. O andan itibaren hikâye hem duygusal hem de vicdani bir çıkmaza sürükleniyor. Bir yanda büyütüp sevdiğin çocuk, diğer yanda gerçeğin peşinden gitme zorunluluğu… Picoult bu çatışmayı öyle gerçekçi işlemiş ki karakterlerin yaşadığı paniği ve çaresizliği hissetmemek mümkün değil. En sevdiğim tarafı, olaylara tek bir açıdan bakmaması oldu. Her karakterin haklı olduğu bir yer var ve bu da hikâyeyi daha çarpıcı yapıyor. Ancak bazı bölümlerde tempo biraz düştü, özellikle orta kısımda tekrar hissi yaşadım. Buna rağmen sonlara doğru artan gerilim ve duygusal yoğunluk kitabı toparlıyor. Dili akıcı, konusu sarsıcı ama okuması kolay bir roman değil. Özellikle ebeveynlik temasına duyarlı olanlar için fazlasıyla etkileyici olabilir. Beni en çok düşündüren şey şu oldu: Gerçek her zaman mutluluk getirir mi? Genel olarak duygusal, sorgulatan ve yer yer iç burkan bir kitaptı. Picoult’un tarzını sevenler için güçlü bir okuma deneyimi, ama hafif bir şey arayanlara göre değil.
Bir Daha BakJodi Picoult · April Yayıncılık · 2019308 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 01:53
Merhaba siz güzel insanlar;) Kitap; bir erkeğin neden bir kadın kadar empati kuramadığını ya da derinlemesine dinlemekte zorlandığını, kadının detaylarda kaybolan dünyasına karşılık erkeğin neden daha bütünsel ve genelci bir bakış açısına sahip olduğunu, trafikte erkeklerin neden çok daha çabuk parladığını ve hatta kadınların dünyayı erkeklerden çok daha zengin bir renk skalasıyla nasıl gördüğünü somut bilimsel deneylerle açıklıyor. Yazarın iki beyin yarım küresini birbirine bağlayan "korpus kallozum" köprüsünün kadınlarda daha kalın olduğunu; bu sayede kadınların duygu ve mantığı eşzamanlı işleyebilirken, erkeklerin neden tek bir işe (tünel vizyonuyla) odaklanıp dış dünyayı tamamen kapatabildiğini evrimsel avcı-toplayıcı kökenlerimizle temellendirdiği bölümler adeta ufuk açıyor. Kadının yuvayı koruma içgüdüsüyle gelişen geniş açılı (periferik) algısına ve kelimelerin arkasındaki satır aralarını okuma becerisine karşılık; av peşinde koşan erkeğin hedef odaklı, ani testosteron çıkışlı ve mekânsal zekaya dayalı yapısının trafikteki agresifliğe nasıl dönüştüğünü görmek, aramızdaki o görünmez algı duvarını tamamen yıkıyor. "Erkekler kadınların söylediği şeyleri düşünürken, kadınlar erkeklerin söylemediği şeyleri düşünürler" tespitiyle evliliklerden günlük diyaloglara kadar yapılan tüm hataların aslında birer "kusur" değil, anne karnındaki 8. haftadan itibaren şekillenen biyolojik birer "kod" olduğunu kanıtlayan bu çalışma; ilişkilerde birbirimizi yargılamak yerine bu yapısal farklılıkları tanıyıp daha anlayışlı, hoşgörülü ve sağlıklı bir köprü kurabilmemiz için herkesin kitaplığında mutlaka yer açması gereken samimi bir başucu eseri. Regl döneminde iken kadına hediye verilmez deniliyor kitap da... Sebebi ise şöyle diyordun; (Regl döneminde (özellikle kanamanın başladığı
1000Kitap
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 00:00
Yeongju'nun her şeyi geride bırakıp o küçük kitabevini açması, aslında modern dünyanın içinde kaybolan hepimizin ortak arzusu. Kitap boyunca büyük, sarsıcı olaylar olmuyor; aksine, son derece sakin ve huzurlu bir ritim var. Kahve kokuları, derin sohbetler ve kitabevine uğrayan her bir karakterin kendi içsel yolculuğu ruhumu dinlendirdi. Yazar, karakterlerin hayatı üzerinden çok temel bir gerçeği yüzümüze vuruyor: Başarı ve mutluluk, her zaman bir yarışın içinde olmak demek değildir. Sakin, hayatın tam içinden ve duru bir anlatımı var. Okurken insanın içini yavaşlama isteği kaplıyor. Hayatın koşturmacasından yorulan ve zihinsel bir mola vermek isteyen herkesin bu kitabevine uğramasını tavsiye ederim. Hyunam-Dong Kitabevi Hwang Bo-reum
1000Kitap
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 51. kitabı
Yazardan okuduğum yedinci eser Sözde Kızlar. Anadolu'nun ateşkes sürecindeki karmaşık döneminde Yunan saldırılarında casus olarak suçlanan ve ortadan kaybolan babası tuhafiyeci İhsan Bey'i arayan kızı Mebrure'nin İstanbul'a gelişiyle başlıyor eser. Akrabalarının yanına yerleşen ve bu vesileyle sosyetenin kaos ortamını, ikiyüzlü ilişkilerini gören Mebrure tehlikeli yaşamlara tanık oluyor. Nazmiye Hanım, kızı Nevin ve oğlu Behiç'in köşkte sürdükleri yaşam yalanlar, ahlaki yaşamın çöktüğü ve Batılı yaşama özenen hayatlar üzerine kurulu. Belma, Salih, Siyret, Naciye, Güzide, Nizamettin… Köşk de verilen davetlere icabet eden fertlerin her biri başlı başına bir tabu, içlerindeki sırlar, karanlık ve oyunbaz tavırları Mebrure için endişelenmeme sebep oldu. Mebrure bir yere kadar sezinlediği tehlikeden kaçınmak isterken öte taraftan babasını bulmak için çabalıyor. Bu esnada Nadir ve Fahri ile karşılaşıyor ve babasını bulma yolunda adım adım ilerliyor. Tabii aklını çelmeye çalışan çok. Kitabın sonuna kadar 'acaba babasını bulabilecek mi, sağ mı, köşktekilerin oyunuyla trajediye mi tanık olacağız yoksa mutluluk mümkün mü?' düşünceleriyle okudum. Son 50 sayfaya kadar tekdüze gitti ama son sayfalarda açılan karanlık sırlar ve geçmiş kitaba olan görüşümü olumlu anlamda etkiledi. Yazardan favorim Yalnızız adlı eserdi, okuduğum diğer altı eseri sade, durağan ve derinliksiz romanlardı. Batı’yı ve Batılılığın Türk toplumuna yozlaşmışlık olarak sirayet edişini işleyen bir roman Sözde Kızlar, tavsiyemdir.
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202111,3bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 16:00
Sarı-Özek’in bozkırında bir gün gelir, trenler geçer; demiryolu bir yanda kalır, insanlar bir yanda... Her şey gelip geçer; ne ölüm, ne acı, ne de mutluluk kalır burada. Bu topraklar, bu uçsuz bucaksız bozkır, Nayman Ana’nın acıklı hikâyesinde olduğu gibi, insanın direncini ve onurunu sınayan binlerce hikâyeye tanıklık eder. Sarı-Özek, insanın dünyayla ve kendisiyle hesaplaştığı bir aynadır; göğü delen uzay gemileriyle geleceğe, bozkırın sessizliğinde kaybolan hayatlarla geçmişe götürür. Trenlerin kesintisiz yolculuğu, yaşamın değişmeyen döngüsünü simgelerken, Yedigey gibi insanlar bu devasa diyarın hem tanıkları hem de unutulmaya yüz tutmuş kahramanlarına dönüşürler. Geçmişten geleceğe yankılanan bir haykırış, okuyanı büyüleyen bir başyapıt Gün Olur Asra Bedel. Okuru zamanın ötesine, asra bedel bir yolculuğa çıkarır. Cengiz Han’a Küsen Bulut’ta Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel’in kahramanlarından öğretmen Kuttıbayev’in nasıl öldüğünü anlatıyor. Bu uzun öykü, Sovyet rejiminin birey ve toplum üzerindeki baskısından kültürel bir direnişin ve acıklı bir aşkın epik anlatısına kadar geniş bir yelpazeyi kucaklıyor. Efsanelerin, ritüellerin ve coğrafyanın insan yaşamındaki derin anlamını güçlü bir şekilde resmediyor.
Hayata Dair
Cengiz Han'a Küsen BulutCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202520,1bin okunma
Sözde Kızlar, Ah Kızlar
9/10
·240 syf.··
2026 10. kitabı
Sözde Kızlar, Peyami Safa'nın yirmili yaşlarında yazmasına karşın olgunluk eserlerindeki dil ve üslubu taşıyan bir eser. Safa'nın diğer romanları gibi sosyolojik-psikolojik bir eser. Ahlâki çöküntü, Doğu-Batı çatışması, toplumun dejenere olması gibi konuları işliyor. Kurtuluş Mücadelesi yıllarında Yunan işgalinde babası kaybolan Mebrure, İstanbul'daki sosyete akrabalarının yanına gitmiş ve babasını da aramak için kurumlara müracaat etmiştir. Bu sosyete köşkündeki insanlar sosyetenin dejenere olmuş; sefahat düşkünü, azgın, sapkın, umursamaz olduğunu görür. Bunlar birbirinin arkasından işler çeviren, hepsi birbirinin foyasını ortaya çıkarmaya çalışan kişilerdir. Kimin eli kimin cebinde belli değildir; bugün biri biriyle, yarın başkasıyla ilişki yaşayan erkekler ve iffetsiz kadınlar arasında Mebrure bu yaşantıya mecbur olur ve babasından haber alabilmek için tahammül eder. Bu sırada Nadir ve Fahri gibi temiz, okumuş, Anadolu düşkünü kişileri de tanır ve bu romandaki özenti-muhafazakar çatışmasını temsil eder. Evin hovarda ve yakışıklı delikanlısı Behiç de üstte bahsettiğimiz gibi ömrünü eğlence ile geçiren ve ahlaki değerlere sahip olmayan biridir. Sevgilisi Belma'dan ayrılır. Zamanla evlerinde kalan Mebrure'ye aşık olmaya başlar ve kendini ahlaki olarak düzeltir. Eve geç gelmeyi, içkiyi, kadın işlerini ve çapkınlığı bırakır. Mebrure'ye ilanıaşk yapar ve evlenme teklif eder. Mebrure bunda tereddüt duyuyordur, Behiç'e tam itimat etmez fakat bu evliliğin işine geldiğini düşünür. Hastalık döşeğinde düşmüş olan Belma, Mebrure'yi çağırır. Behiç'in yaptığı tüm iblislikleri anlatır ve Behiç'in asıl yüzü açığa çıkar. Sonra da Belma intihar eder. Belma bir sözde kızdır. Kendini erkeklere kullandırmayı, izzetinefsini hiçe sayarak zevklere alet olmayı mutluluk sanat. Hatice
Edebiyat
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202111,3bin okunma