Tazmîn-i Beyt-i Râsih Der-Medh-i Sadr-ı a‘zam Dâmâd Ali Pâşâ :
Âlemin gördüm ki ebr-i feyz-i bârân üstüne
Şevk müstevlî tamâm eczâ-yı ekvân üstüne

Mihr-i devlet baht-ı erbâb-ı dile âyînedir
Perde-keş subh-ı vatan şâm-ı garîbân üstüne

Zîr-i ran fersân-ı nazma tevsen-i tünd-i felek
Sâyeban perr-i hümâ erbâb-ı irfân üstüne

Şimdi sahbâ-hâne-i irfandadır rûh-ı neşât
Can verir muğ-beççeler telkîn-ı îmân üstüne

Nazm-ı rengindir gül-i rûy-ı sebed bu meclise
Şimdi dîvanlar müreccahdır gülistân üstüne

Can-fezâ geldi çü bûy-ı pîrehen hâtırlara
Uğramış var ise râh-ı şevk Ken‘ân üstüne

Germ edüp yek-rengî-i ülfet gül ü pervâneyi
Âşiyân-sâz oldu bülbüller şema‘dân üstüne

Sîr-i meh-tâbiz fürûğ-ı bahtdan bî-hûde mihr
Etmesin tahmîl-i minnet mâh-ı tâbân üstüne

Âsman nüh tûy bir çarhî siper der-pîş eder
Şeyh seng-endâz-ı ta‘n oldukça rindân üstüne

Sûk-ı isti‘dâda şehr-âyîn edüp yârân-ı nazm
Etdiler gül-rîzler âvîze dükkân üstüne

Her biri bir şeb-çerâğ-ı ârzûdan muktebes
Her biri pervâne bir şem‘-i fürûzân üstüne

Hâsılı seyr ederek bu hırmen-i feyzi yine
Sabr bâr oldu dil-i âşüfte-sâmân üstüne

Ben dahı bir bezm-i nûş-â-nûş tertîb eyleyüp
Harf atardım sâkî-i meh-rû-yı fettân üstüne

Şevk ile tarf-ı külâh eşkeste vü hâtır-dürüst
Dîdeler hayran hat-ı câm-ı dırahşân üstüne

Elde mey divân-ı Câmî vü Neşâtî der-miyân
Beyt okurken şîve-i nâhid-i şahşân üstüne

Râsihin bu matla‘ın tazmîn edüp sâkî-i kilk
Nukl sundu çekdiğim sahbâ-yı irfân üstüne

Süzme çeşmin gelmesin müjgan müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykan peykân üstüne

Nergis-i gül-gûn beyâzın sanma surh etmiş remed
Gamze-i zâlim yine kan eylemiş kan üstüne

Tîğ-i âteş-renge arz etmiş dil-i mecrûhunu
Müjdeler ey can-be-kef nâr indi kurbân üstüne

Sünbülistân-ı hatın fikriyle her şeb tâ seher
Göz döner bin kerre bir hâb-ı perîşân üstüne

Kişver-i hüsne aceb âşûblar düşmüş yine
Çekmiş ebrû hançer ol ber-geşte müjgân üstüne

Halvet-i sâfî-zamîran hâne-i âyinedir
Sıklet olmaz gelse de mihman mihmân üstüne

Tarf-ı hatda turresi bir ukde peydâ eylemiş
Gûyiyâ sah çekmiş âsaf pençe-fermân üstüne

Âsaf-ı İskender-âyîn ü hakîm-i hurde-bîn
Fâ'ik olmuş zâtı Hâkânî vü hâkan üstüne

Sadr-ı mülk-ârâ Ali Pâşâ-yı rûşen-re'y kim
Şem‘inin pervâne-veş hurşîd lerzân üstüne

Şekl-i pervin sanma tevkî‘in yazar bircis-i çarh
Lâcüverd-endûde bir levh-i zer-efşân üstüne

Çehresinden rengi pervâz eylemiş sanman şafak
Heybet ü iclâli düşmüş mihr-i rahşân üstüne

Kevkeb-i âlisin idrâk edemez erbâb-ı fen
Etseler vaz‘-ı rasad tâ çarh-ı hâmân üstüne

Ol sipeh-sâlâr-ı Kisrî-şan ki istiksâr eder
Bir sipâhî bendesin taht-ı Sipâhân üstüne

Lerze düşmüş savlet-i kûh-ı vekârından tamâm
Arz-ı Nişâbûr-veş iklîm-i İrân üstüne

Hâk-i pâyinden varup bâd-ı sabâ tarh eylemiş
Sürmesinden gerd-i kesâd-âsâ Sıfâhân üstüne

Kûr eder der-ceng-i evvel dîdesin gerd-i haşem
At salsa hışm ile Sâm u Nerîmân üstüne

Hiç selâmet yakasın görsün mü düşmen kim kodı
Kahn bin ser-pençe her târ-ı girîbân üstüne

Nîzesin tîr-i sebük-pervâza eyler pîş-rev
Rezmde gelse o rahş-ı berk-cevlân üstüne

Düşmeni hayretle hem-çün rubeh-i tasvîr eder
Şîr-veş geldikçe ol kûh-ı hırâmân üstüne

Rû-nümâ çîn-i cebîninden bile sîmâ-yı lutf
Hüsn-i diger bahş eder mevc âb-ı hayvân üstüne

Gül-nihâl-âsâ mutarrâ berkler peydâ eder
Assalar ta‘vîz-i lutfun nahl-i mercân üstüne

Âsafâ deryâ-kefâ sammah-ı Hâtem-masrafâ
Mübtenîdir tıynetin ifzâl u ihsân üstüne

Pây-müzd olmaz berîd-i müjde-i eltâfına
Katsalar mahsûl-i bahri hâsıl-ı kân üstüne

Şeyh u şâbı eylemiş fermânına zîr-i nigîn
Zâtını ta‘yîn eden kürsî-i dîvân üstüne

Devr-i ikbâlinde yokdur hiç harâb olmuş meger
Mey-güsârânın süre gâhî kadeh-rân üstüne

Pür eser nîsân-ı lutfun şöyle kim dür-pûş olur
Çeşm-i âşık nem-çekân oldukça dâmân üstüne

Şu‘le-i idrâk kim tab‘ın güher-bâr etmede
Gûyiyâ berk-i cehandır ebr-i nîsân üstüne

Tab‘-ı gevher-bâra vermiş rağbetin feyz-i sühan
Mihrdir kim pertevin salmış Bedahşân üstüne

Devletinde böyle bir şemşîr-peyker nazm ile
Şerha çekdim sîne-i gül-berk-i handân üstüne

Ma‘nî-i rengîne her bir beyti gûyâ selsebil
Cesr her mısra‘ı âb-ı la'l-i rümmân üstüne

Gerçi teng oldu zemînin sen de ammâ kim
Nedîm Çarhı teng etdin ser-i hussâd-ı yârân üstüne

La‘l ü mürvârîd-i da‘vâtı nisâr et ba‘d-ezîn
Nev-arûs-ı tâli‘-i düstûr-ı zî-şân üstüne

Tâ ki cedveller çeke hatt-ı şuâ‘-ı mihrden
Münşi-i kudret bu nüh tûmâr-ı imkân üstüne

Mısrâ‘-ı ber-ceste-i ikbâl ola ser-levhası
Ma‘delet bâbında dâ'im tâk-ı eyvân üstüne.

Sorunları çözmektense dillendirenleri susturarak sonuçları erteleme çabasındayız hep...
Oysa bir yerde şişkinlik varsa ne kadar sert bastırırsak, elbet birgün de ansızın o kadar sert patlak verir.
Kenan Taban

O'ra-Kenan Taban
“İçinde bas bas bağıranları; bastıra bastıra susturabildiğin kadar, dışında da o kadar baskındır suskunluğun.”

Hiçbir şey için koşmayacaksın. Koşarsan sersemleyip yolundan çıkabilir ve hatta yolları aşıp yolsuz dahi kalabilirsin.
Yürü! Yürü ki dönüşün de kolay olsun.
İdrakı geniş, hoşgörüsü bol, dili zarif... kendisi naif olan her yolcunun hayat denen yolculuğu bu şekildedir.
Kenan Taban

Konuşma sanatı, sanıldığının aksine; gerçekliğin tam yerine oturmasıyla açığa çıkan en görkemli güzelliğin kelimelerle en yalın ifadesidir aslında. Zira; sadece, düz ama yerinde konuşsan da söylediklerin karmaşık ve hırçın beyinlere hep süslü ama boş gelecektir.
Kenan Taban

kenan taban
Mezhep meselesi biten bir mesele degildir: kimciyim diyorsan, onun mezhebindensin.

Kenan Taban Sözleri
Kendi psikolojik tahlillerini kendi başına yapamayan herkes hastadır. Çünkü kendini tanımayıp hesapsız-kitapsızca yaşamak, insanın tüm hayatına yayılmayı olduğu kadar hayatındaki insanlara da bulaşmayı başarabilen en büyük hastalıktır.

kenan taban
Birine, bir şeyim, demeyi önemsemeyen, birinin o şeyi olmayı önemsemez ki...

Kenan Taban, bir alıntı ekledi.
21 Oca 14:04 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Kimileri için hayat, son nefesini verince başlar.
O ana kadar başkaları için yaşamak, nefes almaktır."

Şehrazat, Kenan Taban (Alter Yayınları)Şehrazat, Kenan Taban (Alter Yayınları)