Almanca Dersi

Siegfried Lenz
Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 36 dk.
Sayfa Sayısı:
480
Basım Tarihi:
2012
İlk Yayın Tarihi:
1968
Yayınevi:
Everest Yayınları
Orijinal Adı:
Deutschstunde
ISBN:
9786051410166
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·480 syf.··
2021 160. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2021 11:02
Siegfried Lenz, ülkemizde hak ettiği ilgiyi görmese de, adı Günter Grass ve Heinrich Böll ile beraber anılan, savaş sonrası Alman edebiyatının en önemli yazarlarından biri. Almanca Dersi, ıslahevinde kalan bir genci ve bu gencin 2. Dünya Savaşı’nın son zamanlarında Almanya’nın kuzeyinde yer alan kasabasında yaşadıklarını konu alıyor. Konu klişe gibi görünse de eser bu konuda yazılmış en ilginç ve özel eserlerden biri bence çünkü her şeyden önce yazar, döneme çok farklı bir noktadan yaklaşıyor. Büyük trajediler, cephe ya da savaş anlatısı değil kitap. Bunlar yerine, günlük hayattaki, daha ufak görünen ama aslında her biri eklenerek hangi noktalara geldiğini gördüğümüz faşist bir zihniyet ve algıyı oluşturan alışkanlık ve davranışları irdeliyor. Bu açıdan Hanneke’nin Beyaz Bant filmi ile Ingeborg’un Malina’sını anımsattı bana. Çocuklara verilen cezalardan, onlara kıyafet düzeni ile ilgili yapılan dayatmalara, aslında son derece masum ve gündelik görünen yaşam kurallarında faşizmin izini sürüyor Lenz kitapta. Görev tanımını sorguluyor; bireylerin mutlak otoriteyle olan ilişkisi, otoriteye verdikleri ya da vermedikleri tepkiler, otorite ve insani/vicdani değerlerin çatışmasını ve itaati masaya yatırıyor. Böyle bir ortamda sanat ve sanatçının rolüyle ilgili söyledikleri de muhteşem. Lenz tüm bunları çok hoşuma giden incelikli bir sembolizmle, okurun gözüne sokmadan araya serpiştirdiği detaylarla yapmış. Yazarın şiirsel dili ve romana kattığı psikolojik derinlik de ayrıca hayranlık uyandırıcı. Almanca Dersi bir başyapıt. Ben de çok severek okudum. Umarım yakın zamanda tekrar basılır. Okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Almanca DersiSiegfried Lenz · Everest Yayınları · 2012191 okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 07:20
Çağdaş Alman edebiyatında önemli bir yere sahip olan Siegfried Lenz'in en önemli eseri sayılan ve tüm dünyada ilgi gören Almanca Dersi kitabını #basakile1001okuyoruz kitap kulübü ile okumaktan mutluyum. Severek okudum.Dili sade ve akıcı.Bu çarpıcı romanı çeviren Ayşe Sarısayın'ın etkileyici Türkçesi ile buluşmak.. Kitabın konusuna gelirsek bir ıslahevinde bulunan Siggi Jepsen , Almanca dersinde verilen kompozisyon ödevini yapmadığı için cezalandırılması ile başlıyor.Siggi'nin ödevi yapmamasının nedeni isyankarlık değil o konusu "görev tutkusu" olan kompozisyon ile ilgili yazacak çok şeyi olmasından kaynaklanıyordur. Siggi ceza alır ve hücreye kapatılıp,defter ve kalem verilip ödevini tamamlanması istenir.Kasabanın polisi olan babası,1943'te nasyonal sosyalistler tarafından ressam Max Lundwing Nansen'in resim yapmaktan men etmek ve bu yasağa uyup uymadığını kontrol etme ile görevlendirilmiştir. Max ile Rugbüll polisi eskiden beri arkadaş oldukları için birbirlerini çok iyi tanıyorlardı. Savaş bitip yasak kalkmasına rağmen görev tutkusu devam ettirmek ve yasak devam ederken de ressama devamlı olarak zarar vermesi. Yaptığı resimleri bulup yırtması,yakması..Bir tutku nasıl önlenebilir ki. Resim yapmanın nasıl bir zararı olabilir ki Görev tutkusu uğruna çocuklarından Klass dan vazgeçmesi onu teslim etmesi. Siggi bir şeylerin yanlış gittiğini anlayıp ressamın beğendiği ve babasının zarar vermesini engellemek için resimleri çalıp sığınağında saklamaya çalışması ;babasının her seferinde bulması ve yakması.. "Yalnızca itaat etmeyi bilenler emir verebilir" diyor Lenz Almanca Dersinde. Ölçüsüz bir şevkle itaat edenlerin ele alındığı bu kitapta,insanın görev duygusunun takıntı halini aldığında ne kadar korkunç sonuçlar doğuracağı gözler önüne seriliyor . Mutlaka okunmalı iyi
Almanca DersiSiegfried Lenz · Everest Yayınları · 2012191 okunma
Puan vermedi·512 syf.·
2025 4. kitabı
DİPÇE : Savaş sonrası Alman edebiyatına farklı bir katkı sunan S.Lenz, Almanca Dersi adlı eserinde bireyin vicdanı ve otoriteye itaati arasındaki hassas dengeye odaklanıyor. Böylelikle bir nesli Almanya’nın geçmişiyle yüzleşmeye davet ediyor. Nazi döneminin sadece Hitler ve üst düzey uygulayıcılardan ibaret olmadığını, sıradan insanların da sistemin bir parçası olduğunu vurgulaması eseri daha anlamlı kılıyor. Eser, Siggi adlı çocuğun "Görev tutkusu" konulu kompozisyon ödevini yapamaması sonucu aldığı ceza etrafında şekilleniyor. Çocuk ıslahevine gönderiliyor, ödevini yapması için sınırsız bir süre tanınıyor. Siggi bu sürede aslında çok yakından tanıdığı görev tutkusunu anlatmaya başladığında Nazi polisi babasıyla, soğuk ve kasvetli aile atmosferiyle yeniden karşılaşıyor.Otoritenin en küçük birime yansımasını ve etki alanını hissettikçe yazıyor, yazdıkça o günleri tekrar yaşıyor. Okuru alışılmış Yahudi bakış açısından ve iç sesinden bir adım öteye, Nazi yanlısı bir ailede farkındalıklara gözünü açmış bireyin ruhsal çırpınışlarına sürüklüyor.Günün sonunda kendisi de görev tutkusunun girdabında döneduruyor. Lenz anlatmak istediği her şeyi yoğun tasvirlerle renklerle desenlerle anlatıyor.Öyle ki roman bittiğinde etrafta Nazi kahverengisi benek benek göze batıyor veya martılar havalanıyor yerli yersiz. Tüm metaforların reel bir de kaynağı var kitapta: Emil Nolde adlı ressamdan yola çıkarak yarattığı Ressam Max Ludwig Nansen karakteri ile Nazi Almanya'sı tarafından "yozlaşmış sanat" kapsamında yasaklanan sanatçıya ve eserlere dikkat çekiyor. Baskılara rağmen sanatından vazgeçmeme, direnişine dönüşüyor. Sanat ve sanatçı burada da her dönemde olduğu gibi özgürlüğün ve direnişin adı oluyor. Bunun yanı sıra kitap veya kompozisyon ödevi; görev sona erdikten sonra bile devam
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
İkinci Dünya Savaşı sonrası döneme gidiyoruz. Savaşın bittiği ve savaş suçlularının mahkemelerinin başladığı o karanlık ve utanç dolu yıllara. Almanya’nın yakın tarihine, N*zi Almanyasına ve N*syonel sosyalizme bir Almanca dersi ödevi metaforu ardından bakıyoruz. Bu kez imha kamplarını ya da savaşın acımasızlığını değil de savaş sırasında “Ben sadece görevimi yaptım” ın ardındaki sınırları irdeliyoruz. G*stapo aldığı emirleri uygularken insiyatifini ne kadar, nasıl kullandı? Bir başka değişle “görev tutkusu” yüksek görev bilincinin sınırlarını ne kadar zorladı? Çünkü o dönemde savaşın bitmesiyle dahi görev tutkusunu yitirmeyen polisler vardı ki kahramanımız Siggi’nin babası da bunlardan biriydi. Kasaba polisi olan babasına bir gün N*zi karargâhından bir emir gelir. H*tler’in yozlaşmış sanat dediği dışıvururumcu resimler yapan muhalif ressam Nassen’in resim yapması engellenecek ve Siggi’nin babası da bu yasağa uyumu denetlemekle görevlendirilecektir. Polis memuru, “yüksek görev bilinciyle” bu göreve kendini öylesine kaptırır ki, ressamla olan yakın arkadaşlıklarına ve ona olan can borcuna rağmen,hiçbir insiyatife gerek duymadan, ressama göz açtırmayacak, hatta ressamın tepki olarak yaptığı “ görünmez resimler”e dahi el koyacaktır. Öyle ki bu görev tutkusu savaşın ardından dahi bitmeyecek hastalıklı bir hal alacaktır. Bütün bu taze geçmiş Siggi’ye verilen bir kompozisyon ödevi ile günyüzüne çıkar. Ödevin konusu görev tutkusudur ve Siggi’nin anlatacakları o kadar çoktur ki konuyu kağıda dökecek kelimelerin yetersizliğinden dolayı boş bir kağıt verir ve zamanda geri sayım başlar. İnanılmaz etkileyiciydi. Ayşe Sarısayın’ın eser, dönem ve çeviri üzerine kaleme aldığı eşşiz sözlerinde de vurguladığı gibi: “Karşı koymak? Kesinlikle! Denemek en azından, emir almadan,
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma
8/10
·512 syf.··
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 11:17
Genç Siggi, bir ıslah evinde cezasını çekerken “Görev nedir?” konulu bir ödev yazmaya başlar. Bu ödev bizi çocukluğuna, babasına ve ressam Nansen’le ilişkisine ve uzun bir hafıza yolculuğuna çıkarır. Roman, Nazi döneminin ahlaki çöküşünü bir çocuğun gözünden anlatıyor. Ama savaşın kendisini değil; itaatin, görev takıntısının ve vicdanın çatışmasını merkezine alıyor. İkinci Dünya Savaşı üzerine okuduklarım arasında bambaşka bir yere oturdu benim için. Sabırlı bir okuma istiyor ama karşılığını fazlasıyla veriyor.
Edebiyat
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2025 12:52
Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplar listesine bir yenisi daha eklendi: Siegfried Lenz kalemiyle tanıştığım Almanca Dersi. İyi edebiyat ürünleriyle bir araya geldiğim zaman onu okumanın heyecanı bir başkadır ve ayrılma vakti kapımı çaldığında kitap hakkında bir şeyler yazma düşüncesi o incelemeyi tamamladığım ana kadar peşimi bırakmaz. Halbuki iyi bir kitap hakkında yazmak, herhangi bir kitaba inceleme yazmaktan daha zordur benim için. Çünkü ne yazarsam yazayım, bu satırlar, kitap için yetersiz olacakmış hissi hep yanı başımdadır. Bu yüzden yazmak bile istemem, hele kitabı içselleştirmeden o adımı atamam. Ama sonunda geldiğim nokta masa başında bu satırları yazmak olur. Öyle güzel bir kitap okumuşumdur ki o heyecanı paylaşmazsam yerimde duramayacağımı bilirim artık. Behçet Necatigil’in kızı Ayşe Sarısayın’ın çevirdiği Almanca Dersi’ne ‘’Dünya Kitap Yılın Çeviri Kitabı Ödülü’’ verilmiş 2012 yılında. Ben de müthiş bir çeviri eseri okuduğumu düşünüyorum. Yazarın anlatmak istedikleri, hisleri, düşünceleri bana fazlasıyla geçti çünkü. Ayşe Sarısayın’ın kitaba başlarken ‘’Almanca Dersi’nin Düşündürdükleri’’ başlıklı önsözünü kitabı bitirdikten sonra okudum, mükemmel bir incelemeydi. Yazarın yaşamına dair önemli noktalar, çeviri süreci, kendi yaşamından değerli kesitler ve kitabın değinmek istediklerine dair detaylı ve içten bir yazıydı. Kitapla ilgili okuduğum tek incelemeydi ve beni kitap kadar etkiledi diyebilirim. Tüm bunların üzerine de ‘’Ben Okurum’’ podcast kanalında, Deniz Yüce Başarır’ın Ayşe Sarısayın ile birlikte Almanca Dersi hakkındaki sohbetlerini dinledim. Çevirmenin incelemesi ve bu sohbet, kitabı içselleştirmek adına hoş bir deneyim sundu bana. İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya’sında geçen bir kurgu bu. Ama anlatı savaş sonrası bir dönemde
Edebiyat
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma
Puan vermedi·512 syf.·
2024 53. kitabı
Değişik bir kitaptı. Başyapıt,etkileyici ama okurken kolaylıkla insanın dikkati dagilabiliyor;zaman ve mekanlar arasında ani geçişlerden dolayı.Konusu ise görev bilinci , sorumluluk ve duygular konusunda saplantılı bir şekilde değil dengeli olunması insanı yaklaşimin önemi,yoksa sonuç olarak ağır travmalardan kaçinilamayacaği.
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2024 00:00
‘Bir ceza aldım: Ödev cezası.’ Siggi Jepsen bu cümlelerden sonra ödevin ne olduğunu anlatacak, on sene öncesine dönecek, üniformalı babasını, savaştan kaçan ağabeyini, suskunluğunda koca bir nefreti saklayan annesini, resim yapması yasaklanan bir ressamı anlatacak. Askerler oradan oraya ölmeye koşarken bir sınıfa girip hayat bilgisi öğrenmeyi anlatacak Siggi. Islahevini anlatacak sonra. Başına gelenleri tek tek, kimi zaman gerçek olmayan görüntüleri de görerek anlatacak. Anlattıkça canlanacak, hücresine sığamayacak. Çünkü görevi bu, babasının görevi sahiplenişi gibi o da bayrağı tutmaya devam edecek. . Siegfried Lenz iki zamanlı bir dille, Nazi döneminin sonlarını ve sonrasında kalan enkazı anlatıyor. Kullandığı dil, seçtiği karakterler, duygu geçişleri ile öyle gerçek bir bütünlük kuruyor ki yer yer durup soluklanmak istiyorsunuz. Siggi’ye üzülüyorsunuz, babasını anlamaya çalıştıkça kızıyorsunuz.. Yasaklı ressam Emil Nolde’den esinlenerek oluşturulan Max Ludwig Nansen karakterini de merakla okuyorsunuz. Çok çok sevdiğim, 1968’de yayımlanan Almanca Dersi, ölmeden önce okunması gereken bin bir kitaptan biri aynı zamanda. Uzunca bir süre aklımı kurcalamaya devam edecek Almanca Dersi.. (kimi yerlerde Okuyucu’yu da anımsadığımı belirtmeden geçmek istemiyorum, onda da görev ve irade ikilemini bu kitaptaki gibi sıklıkla hissetmiştim) . Ayşe Sarısayın’ın mükemmel çevirisi ve ön sözü, Utku Lımlu kapak tasarımıyla ~
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 10:48
Almanca Dersi, özellikle konu olarak iyi bir eser çünkü Nazilerin, baskının ayak izlerini takip ederken çok özgün bir çıkış noktası ile okuru karşılıyor. Bir tutkuya dönüşen sorumluluk ve görev bilinciyle Ressam Nansen'in peşine düşen polisin yaptığı baskıyı oğlu Siggi'nin gözünden okuyoruz. Siggi'nin ıslah evinde yazdığı Almanca ödevi bizi Nazi Almanya'sindaki uygulamarla yüzleştiriyor. Hem Siggi ve babası arasındaki gergin ilişkiyi okuyoruz hem Nazi baskısının boyutlarını görüyoruz hem savaşın isli puslu atmosferini soluyoruz hem de sorguluyoruz. Görev bilinci nedir, insana neler yaptırabilir, itaat , baskı kavramlarının masaya yatırıldığı kitapta özellikle sanat ve sanatçıya gösterilen düşmanlığa dikkat çekilmiş. Küçük bir Alman kasabası özelinde sancılı bir dönem yansıtılmış ve savaşın karanlığı eserin atmosferine nüfuz etmiş ve kitabı griye boyamış. Olaylar günlük hayatın rutininde verilmiş. Baba ve anne karakterleri özellikle sinir bozucu idi. Anlattığı dönem itibariyle kitapta kasvetli bir hava hâkim. Sorgulatığı kavramlar çok güzel. Kitap yalın bir dille yazıldığı halde su gibi akmıyor. Tarihi farklı açıdan odağına alan iyi bir eser.
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2025 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 09:53
görev tanımı tartışması üzerine yazılmış bir roman. ki civcivli kısmı görevin faşizmle atbaşı gittiği üzerine yazılmış bir roman. ıslahevi adasında açılış yapıyor. umut vadeden bi giriş, siggi adlı çocuğun hem çocukluk zamanı hem de yetişkinliğe giriş zamanına değinen kitap, iki zaman diliminde geçiyor, birisi nazi almanyası siggi'nin çocukluğuna denk gelen dönem diğeri nazilerin yenildiği almanya ki yetişkinliğe giriş zamanları. yazar iki döneminde canlı tanığı. hatta iki yıl almanya için savaşmış, ingilizler esir düşmüş. edebi dili zengin olan yazarın bu meseleyi anlatım biçimini sevmedim. anlatma çabası eleştirel değil. faşizm tüm dünyayı ölümle sararken adamlar kuzey almanya da uzakta köyünde günlük hayatlarını yaşıyorlar. emirleri yerine getirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar. sanki nazileri onlar desteklememiş gibi. hiç mi değinilmez. yok değinmiyor. 500 sayfalık kitapta neredeyse nazî demiyor yaa, adam hep berlin diyerek normalleştirilmiş gündelik nazi faşizmini sanki hala tekrarlıyor . 500 sayfa yazmış ama çevirmen ayşe sarısayan'ın ilk sözü tüm kitapta yazarın mesajlarından daha etraflıca toparlayıp anlaşılır hale getirmiş. önsüz ve arka kapak yazılarını okumam kitabı bitirince döner bakarım ne yazılmış diye. edebi olarak hayalleri fantastiğe karıştırarak bir metin çıkaran yazarın niyeti düzgün bi nazi almanya eleştirisi değilmiş gibime geldi.
Almanca DersiSiegfried Lenz · Can Yayınları · 2024191 okunma

Yazar Hakkında

Siegfried LenzYazar · 11 kitap
1926'da, Doğu Prusya'nın (günümüz Polonya) Lyck kentinde doğdu. 1943-1945 arasında donanmada denizci olarak, görev yaptı, savaşın bitmesinden kısa bir süre önce Danimarka'ya kaçarken İngilizlere esir düştü. Savaştan sonra Hamburg Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı, Felsefe ve Edebiyat Bilimi eğitimi aldı; gazetecilik yaptı. Yazarlığa yirmi beş yaşındayken yazdığı 'Gökte Atmacalar Vardı' romanıyla, 1951 yılında başladı. Nazi döneminde zarar gören Alman dili ve edebiyatına saygınlık kazandırma amacıyla kurulan Grup 47 adlı edebiyat topluluğuna katıldı, Günter Grass'la birlikte Alman Sosyal Demokrat Partisi saflarında yer alarak Willy Brandt'ın Doğu politikasına destek verdi. 1973 yılında Alman Dil ve Yazın Akademisi üyeliğine seçildi. Roman, hikaye, deneme, radyo ve tiyatro oyunu alanlarında pek çok eser veren ve eserleri yaklaşık otuz dile çevrilen Siegfried Lenz, savaş sonrası Alman edebiyatının ve çağdaş romancılığın önemli isimlerinden biridir. Suçsuzlar Çağı Suçlular Çağı, Kanlı Söylenti, Bir Savaş Sonu, Gözbağı ile Ekmek ve Oyunlar, Almanca Dersi yazarın Türkçeye çevrilerek yayımlanan eserleridir. Çok sayıda ödüle değer görülen, onursal doktora ve fahri hemşerilik unvanlarına sahip Lenz'in ödülleri arasında Bremen Edebiyat Ödülü (1961), Andreas Gryphius Ödülü (1979),Thomas Mann Ödülü (1984), Alman Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği Barış Ödülü (1988), Frankfurt Şehri Goethe Ödülü (1999), Johann VVolfgang von Goethe Altın Madalyası (2003) öncelikle anılabilir.